7 Ocak 2014 Pazar
MUHAMMED SIDDIK ÖZ
İstanbul Başakşehir Bir Başka
msiddikoz@gmail.com

İstanbul'dayım. Dün bir bugün iki…

İlk günkü tespitler: Önce Samsun/Çarşamba havaalanı. Bir saate yakın bekleme süresince havaalanına üç uçak indi ikisi kalktı, biri Ankara'ya biri yurtdışına. Üçüncüsüne de biz bindik hanımla. Bindiğimiz uçak orta büyüklükte, tahminen üç otobüs boyunda, ama her sırada 3+3  6 koltuk var. Kısa hesap yine tahminen 200 - 220 kişilik bir uçak ve bütün koltuklar doldu. Yani buradaki tespit nedir, artık çok kişi uçağa binebiliyor. Uçak biletleri de bir hafta  önceden alırsan İstanbul'a 65 - 75 liraya alınabiliyor. Otobüs bilet fiyatları gibi. 10 - 12 saatlik yolu, bir saat 15 dakikada alıyorsun. İndi bindi, kontrol, bagaj bekleme vb. hepsi hepsi Samsun'dan İstanbul'a iki saatte  varıyorsun.

İstanbul'a sağ salim indin mi bir bakıyorsun havaalanında (hangi hava alanı olursa olsun) onlarca, hatta diyebiliriz ki yüzlerce irili ufaklı uçak. Sanki İstanbul Esenler otogarı.  Her üç beş dakikada uçakların biri iniyor, biri kalkıyor. Yurdun hemen her iline kalkan uçakların yanında dünyanın her ülkesine kalkan yüzlerce uçak. Nereden nerelere geldiğimizin göstergeleri…

Sabiha Gökçen Havaalanı İstanbul'un epeyce dışında gibi (yarın bir gün onun da etrafı tam dolunca o da dışında olmayacak) Evet o havaalanından İst/Başakşehir ilçesine ise bir buçuk saatte varamadık.  Uzaklık bir yana İstanbul'un trafik derdi malum. Bu da henüz İstanbul'un trafik sorunu da henüz tam çözülemediğinden olsa gerek.

Çocuklarımızın biri Başakşehir'de oturduğu için oraya indik. Başakşehir İstanbul'un yeni kurulan ilçelerinden biri. Oldukça güzel, düzenli kurulmuş bir yer. Hemen hemen her ihtiyacını karşılayabileceğin bir yer. Hastanesinden postanesine, spor salonlarından pastanelerine, AVM'lerden sinema, tiyatro ve konferans salonlarına, özel anaokulu ve kreşlerinden, çeşitli dershanelerinden kolej ve özel okullarına, düğün salonlarından camilerine kadar her ne ararsan var. Her ne ararsan dediysem yanlış anlaşılmasın, olmayanlar da var. Ne yok mesela; Bar yok, pavyon yok, meyhane yok, içkili-çalgılı gazinolar yok, yani İstanbul'un lüks, sosyetik ve her türlü batakhanelerinin bulunduğu eski ilçelerine hiç mi hiç benzemiyor.

İnsanlarına gelince büyük çoğunluğu oldukça mütedeyyin (dindar), çoğu kadın ve kızları kapalı, camileri yaşlı genç insanlarla çoğu zaman dolu Anadolu insanları… Dolayısıyla komşuluk ve insanlık ve de Müslümanlık burada pek bozulmamış. Evde pişen değişik bir yemeği komşularına da ikram etmek, bir yere giderken çocukları (bazen) komşuya bırakmak, düğün sünnet ve önemli diğer günlerdeki ikramlı toplantılara pek tanımasalar da komşularını, güvenlik görevlilerini, sitede görevli temizlikçi ve bahçıvanları da davet etmek. Bütün bunları biz daha evvelki gelişlerimizde de bu sefer de yaşadık ve gördük.

Bu sefer gördüğümüz çok önemli iki konuyu da burada kaleme almadan geçemeyeceğim. Başakşehir 5.etapta birçok yerde asılı afiş/pankartlar gördüm. Bunlar bazı kutlama, duyuru ve belli programlara davet için asılmış duyurulardı. Bir tanesi çok uzaktan dikkatimi çekti. Üzerinde Rahmetli Adnan Menderes'in resmi vardı ve yanında şöyle yazıyordu: Başakşehir Belediyesi Tiyatro Etkinlikleri,  “YASLI ADA” Tiyatro gösterimi. 04.01.2013 saat 20.00'de.  Çoktan tiyatro eseri seyretmediğim gibi eserin ismi de beni son derece cezbetmişti. Çünkü az çok bildiğim konu ve de iki üç haftadır televizyonda da dizisi oynayan Menderes'i konu eden bir eser olduğunu anladım. Akşamı iple çektik diyebilirim. Saat 20.00 olmadan M. Emin Saraç Kültür Merkezi'ne gittik. Bir de baktık dev bir bina. İki blok her biri 5-6 katlı zemin altında bir iki bodrum katları. Herkesle birlikte girdik içeri iki kat aşağıda kocaman bir salon, pırıl pırıl koltuklar ve her yer yeni ve şahane bir tiyatro ve konferans salonu. Salonun bulunduğu bu iki blok dev bina yeni yapılmış olan İstanbul'un ve Türkiye'nin en büyük İmam Hatip Lisesi imiş. Bunu da memnuniyetle öğrenmiş olduk. İHL binası da gerçekten harika bir bina. O da tertemiz her yer ışıl ışıl her yer mükemmel. Başakşehir'e de bu yakışır dedik vesselam. “Yaslı Ada” oyununu seyrettik. Üzüldük, hüzünlendik, kızdık, celallendik. Neden diye soracak kimse var mıdır bilmem.

Bu oyun hakkındaki görüş ve düşüncelerimi uzunca yazmak isterim. Ancak bu bölümü burada bitireyim daha uzatmadan. İstanbul'daki gezi ve incelemelerime devam ediyorum.  Şimdilik kalın sağlıcakla.



Bu Haber 877 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI