7 Mart 2014 Pazar
ARİF TAKICI
Şimdiyi Yaşamak
atakici@hotmail.com

Her gün bir yerde dönmek ne iyi.

Her gün bir yere konmak ne güzel.

Bulanmadan, donmadan akmak ne ala.

Dünle beraber gitti cancağızım,

Ne kadar söz varsa düne ait,

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

 

Değerli okuyucularım, değerli dostlarım, sanmayın ki hayat çok uzun… Hayat ‘'iki ezan arası'' kadardır der bir söz sahibi.  Yani, topu topuna doğduğunuz zaman kulağınıza okunan ezan ile öldüğünüzde namazınızın kılınacağı vaktin okunacağı ezana kadar olan zaman işte…  Sanıldığı kadar çok uzun değildir bu zaman!

 

Bir bakın tüm canlılar nasıl geçirir bu zamanı. Karınca bile durur mu hiç? Bir baksanıza ne kadarda çalışarak verimli geçirir zamanı.  Bin bir çeşit canlılara bak, nasıl da boş durmazlar… Arılara bir bak hele nasıl da akıllara durgunluk verecek şekilde sosyal paylaşımla disiplinli çalışırlar dur durak bilmeden.  Hem çalışırlar, hem de görevlerine aşina olur reflekslerini geliştirirler okuyarak, hayatın tüm denklem ve evrelerinden.  Biz ise eşrefi mahlûkuz ya hani, (yaratılanların en şereflisi)…Ne kadarımız arı gibi verimli çalışır, ne kadarımız solucan kadar bile çalışmayıp faydalı olamadan boş geçiririz acep hayatı?  Ne kadarımız karınca kolonileri kadar sosyal olamayız da,  çakallar gibi vefa eksikli olarak gel git düşüncelerinin savurduğu bulanık, duygu anlamsızlığında hayatın nazımı olan ve insan olmanın manası olan ruh kriptosunda bir türlü mertliği ve hakikatleri besleyip barındıramayız ve insanların gönül dünyalarına hadim edemeyiz. 

 

Akıl katsayımızı ve düşünce endeksimizi ölçen bir cihaz var mı bilemem… Ama bazı istatistik verilerden düşünce katsayımız ve akıl kullanma verimliğini artıracak gayretlerimizin ancak ortalama ülkeler düzeyinde olduğunu biliyorum…  Örneğin:  ülkemizde 400 bin civarında kahvehane olmasına karşılık, 1102 halk kütüphanesi var.  Ama işin asıl şaşılacak tarafı nedir biliyor musunuz?  Amerika'da 16 bin halk kütüphanesi var, 1 milyar 400 milyon kitap kullanıcısı var. Bizde ise hadi kaba hesap 1500 kütüphane olsun, kullanıcı sayısı kaç biliyor musunuz?  Sadece 826 bin! 

 

Hani Mevlana diyor ya… Her gün bir yerde dönmek lazım, her gün bir yere konmak lazım. Bırakın her gün bir yerlere konmamızı,   biz her gün bir yerlere konan arılarımızın ve arıcılığımızın kıymetini bilemez ve nerelere konup dönmemiz gerektiğini tasavvur bile edemezken, elin oğlu bizim beyinlerimizi alıp kendi gelişmiş ülkelerinin daha da gelişmesinin önünü açmaya çalışıyor.  Biz ise her gün 400 bin tane kahvehanemizde al papazı ver kızı deyip iskambil kAğıtlarına havada takla attırırken ve o çok bilmişlik hallerimizle muhtarlardan Cumhurbaşkanımıza kadar eleştirip hükümetler kurup değiştirirken, maç tahminlerini en iyi kendimiz yaptığımız egosuyla karşımızdakini güya met ederken, herkesten daha maceralı yaptığımızı zannettiğimiz askerliğimizi ballandırarak anlatırken,  elin oğlu uzayları keşfedip senin devletini idare edenlerinin bile ne zaman tuvalete gidip kimlerle konuştuğunu bir güzel dinliyor ve nöbetçi onbaşısının nöbet değişimini bile gözlüyor.

 

Değerli dostlar, bir gün içerisinde tamı tamamına 84.400 saniye var. Dün dünde kaldı dostlar… Yarına ise henüz kavuşmadık.  Peki, akşam yastığa başımızı koyduğumuzda bu gün kendim, ailem, mahallem, yaşadığım şehir, yaşadığım ülke için neler yaptım diye kendimizi sorguluyor, o günün muhasebesini yapıyor muyuz?   Allahın verdiği bir günlük zaman içindeki 84400 saniyelik zaman dilimini ne kadar verimli geçirip geçirmediğimizin tahlilini yapıyor muyuz?  Sıradan bir canlı olmadığımızın, yükümlülüklerimizin olduğunun, bir gözümüzün bile hesabını vermekten aciz kalacağımızın, öyle dünyaya zamanımızı boş şeylerle geçirmeye gelmediğimizin bilinci içersinde hareket edebiliyor muyuz?

 

Böyle gelmiş böyle gider deme lüksümüz yok dostlar! Bu zamana kadar vaktimizi verimli geçirmemiş olabiliriz… Bu zamana kadar sorumsuz davranmış olabiliriz… Bu zamana kadar sevgisiz, ilgisiz, saygısız, düzensiz yaşamış olabiliriz… Bu zamana kadar madde bağımlısı olarak yaşamış olabiliriz… Bu zamana kadar eşimize ve çocuklarımıza bir kere bile seni seviyorum dememiş olabiliriz. Bu zamana kadar hiç kimseye iyilik yapmamış, hatta insanlara iyilik yakışmaz diye düşünmüş olabiliriz…  Bu zamana kadar Allahın divanına hiç durmamış, ya da arada bir duruyor olan biri olmuş olabiliriz. Ama bütün bunlar, amannn… bundan sonra mı düzeleceğim diye düşünüp, ‘böyle gelmiş böyle gider' kolaycılığına sığınmamızı gerektirmez! Hiçbir şey geç değildir dostlar.

 

Unutmayın… Kararlı bir arzu, yarının vaadini dinlemez… Bugün olması gerekene göz kırpar.

 



Bu Haber 949 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI