15 Mart 2014 Pazar
ARİF TAKICI
Toplumsal Algımıza Ne Oldu?
atakici52@hotmail.com

Gelişen bazı ülkeler teknolojik gelişmelerine paralel öz kültürlerinin anafora uğraması ile ortaya çıkan erozyonu çabuk algıladıkları için, bu minvalde tedbirler almaya ve öz değerlerini yaşatmaya önem vererek bu istikamette yapılması gerekenleri milli sorumluluk idraki içersinde gerçekleştirmeye çalışıyorlar.  Bu manada kültürlerini, alışkanlıklarını, toplumun çimentosu olan geleneklerini yaşatmaya ve gençlere aktarmaya çalışırken, diğer yandan da şehirleşme faaliyetlerinde tarihi dokuyu bozmadan modern yerleşim alanlarını şehrin başka alanlarına kurarak, tarihi mekAnları geleceğe taşımak akılcılığını gösteriyorlar.  Bu tutarlılık o ülkelere hem turizm yönünden önemli avantajlar sağlarken, hem de kendi gençlerinin milli bütünlüğün idrakine olan bakışlarında müspet düşünmelerinin yolunu açıyor.

 

Dünya da o kadar hızlı bir gelişme var ki, bazen takip etmek adeta imkAnsız hele geliyor. Diyebilirsiniz ki, bu kadar hızlı gelişme karşısında gelenekleri yaşatmak kolay mı?  İşte başta Japonya olmak üzere  bazı gelişmiş ve gelişmekte olan  ülkeler tam da bu zoru başarmaya çalışıyor!! 

 

Gelelim bu minvalde bizim durumumuza:  Biz Ünye de tarihi dokunun önemli kısmının selasını verip mevta ettik ve yerine dar caddeleri olan, sosyal alanları olmayan nur topu gibi beton mezarlığı bir şehir ihdas ettik… Kalan 80 civarındaki tarihi karakter barındıran eski evler ise ESO veriyor ama mütemadiyen taş sökmek ve dizmekten kendilerine zahir sıra gelmiyor.  Atatürk ve Gölevi Mahallesinde biraz daha rahat yerleşim alanları oluşturuluyor, ancak şehrin diğer kesimlerinde çok büyük tarihi hatalar yapıldı. Tabi bu toplumsal bakış profilimizin fiziki boyutu… Bir de meselenin toplumsal algı kavramı, yani hal ve davranış, gelenek ve görenek olgusu var… Buna milli kültür diyoruz!

 

 Fertlerin farklı alışkanlıkları olabilir. Ancak devletini oluşturan toplumların birçoğu yazılı olmayan ama belleklere yer etmiş ve milli dediğimiz ortak kültür değerleri vardır.  İşte bizim ortak telakki ettiğimiz bu kültür değerlerimizde önemli derecede aşınma var… Ünye'de de var, Ülke genelinde de var! Komşuluk ilişkilerimiz, akrabalık bağlarımız, dostluklarımız, selamlaşmalarımız ve yardımlaşmalarımız, modernleşme ve gelişme dediğimiz olgular ruhlarımızın düşünce kavşaklarında sirenler çalıp çığlıklar atıyor.  Biz bu çığlıkların türbülansında kıyı feneri bozuk bölgeden geçmekte olan kaptanın kaygısına benzer ruh halimizle ne oldu bize karabasanları yaşarken, gençlerimize geleceğe daha emin bakabilecekleri sağlıklı bakış açısı sağlayamıyoruz…  Sonra da gençliğe ne oluyor hayıflanmaları geyiğindeki avuntularla laf olsun kova dolsun kabilinden sadece konuşmuş olmak için bir şeyler söylüyor geçiyoruz… Ve söylediklerimiz genellikle buhar olup uçuyor, bir türlü hayatın gerçekleriyle örtüşmüyor. Örtüşmüyor ama biz yine de ben söylemiştim arkadaş teraneleriyle çokbilmişlik sergilemekten geri kalmıyor ve kendimize ucuzundan, zahmetsiz bir rahatlamanın yolunu seçiyoruz.   Seçiyoruz da… Lafla peynir gemisi yürümüyor, bu ahvalde sorunlarımızı ötelememiz ise hayatın tasavvur edemediğimiz bir zaman diliminde bir tokat olarak yüzümüze iniyor.  Bu sefer basiretsizliğimiz nedeniyle öngöremediğimiz birikmiş sorunlar sebebiyle yüzümüze inen tokat için bir mazeret kabı ararken, ilk aklımıza gelen tabi ki kader oluyor, en iyisi olayı kaderin sırtına sarıp işin içinden sıyrılarak geçici rahatlıkla kaygılarımızı tatil ediyoruz.  Ama bir bakıyoruz ki tatile gönderdiğimiz o kaygılar beklemediğimiz bir anda karşımıza dikilivermiş!  Bu kaygılar ve sebep olduğu sorunların öyle kapınıza gelen icra görevlisini atlatabildiğiniz kadar rahat atlatamıyor olduğunu anlıyor ve hayatla cebelleşip duruyorsunuz! Anlıyorsunuz ki, hayatı çok ıskalamışsınız… Hayat sizi çok iyi anlamış, ama siz onu hiç mi hiç anlamamışsınız.

Anlamadığınız için de o kadar bariz sosyal hatalar sergileniyor ki, örneğin ne oldu gençlerimize söylemini diline peselenk etmiş zatı muhteremler bile, bakıyorum yakınının cenaze merasiminde koskoca adamlar camiye namaza girmiyor, caminin önünde sigara tüttürüyor, cemaat camiden çıkınca ise cenaze namazına ya katılıyor ya da katılmıyor. Kimsenin inancına karışamayız, ancak bu davranışlar da dikkat çekiyor. 

 

 



Bu Haber 859 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI