5 Nisan 2014 Pazar
ARİF TAKICI
Çocuklarda Duygularini Ifade Etme Becerisi
atakici52@hotmail.com

Duyguların farkına varabilme ve kontrol etme becerisi günlük yaşama uyum için gereklidir ve birçok modern psikoterapi yaklaşımının çekirdeğini oluşturmaktadır.

Duygu nedir ve duygular nasıl oluşur?

Günlük hayatta çok sık yaşadığımız öfke, sevinç, üzüntü, kaygı, tiksinme vb. durumlar duygulara örnek olarak verilebilir. Duygular davranışlarımızı motive eder ve diğer insanlarla ve çevremizle etkileşim kurma şeklimizi etkiler. Hayat deneyimlerine anlam katan duygulardır. Aslında temelde 2 tür duygu vardır: (1) olumlu duygu, (2) olumsuz duygu. Bireyin yaşamını sürdürmeyi destekleyeceği, bireye yarar getireceği (örn. Beslenme) öngörülen her durumda olumlu duygu; bireyin yaşamını tehdit edeceği, bireye zarar getireceği (örn. Sosyal olarak dışlanma) öngörülen her durumda da olumsuz duygu baskındır. Bebek anne karnına düştüğü günden itibaren duyular tarafından algılanan hemen her türlü bilgi (koku, ses, şekil vb.) ardından gelen olumlu ya da olumsuz sonuca göre ‘olumlu' ya da ‘olumsuz' duygular olarak kodlanmaya başlar. Bir uyarının olumlu ya da olumsuz olmasını değerlendirmek her zaman çok kolay olmaz. Bazı durumlar hem olumlu hem de olumsuz unsurlar taşır. Böylelikle duygularda gökkuşağına benzer bir yelpaze gelişir. Üç temel renkten sonsuz sayıda renk oluştuğu gibi temel duygulardan da sonsuz sayıda duygu oluşur. İnsanların duygularını nasıl yaşadığı ve nasıl ifade ettiği ve diğer insanlarla nasıl etkileşim kurduğu bireysel farklıklar gösterir.

  

Gurur duyma, utanma ve benzeri daha karmaşık duygular daha sonra gelişir. Bu daha karmaşık duyguların gelişmesi için öncelikle bebeğin kendinin farkında olma becerilerinin gelişmesi gereklidir. Yaşamın ikinci ve üçüncü yılından itibaren kendinin farkında olmaya başlayan bebek suçluluk duyma, utanma, gurur duyma gibi duyguları da öğrenir. Bu yaşlarda kendisi başkalarının farklı zihinleri duyguları olduğunu da fark etmeye başlayan bebek diğerlerinin yüz ifadelerindeki anlamları ve daha karmaşık duyguları da anlamaya, karşısındaki ile empati kurmaya başlar. Örneğin, ağlamanın farklı anlamları da olabileceğini (ör, üzüntüden, sevinçten, gurur duymadan, vb.) keşfeder, başkalarının duygusal ifadelerini gördüğünde kendisinde de benzer duyguların uyandığını görür. Durumlarla duyguları eşleştirerek duyguların karmaşık kombinasyonlarını öğrenir. Okul öncesi yaşlarda duygularını sözlerle de ifade etmeye başlar. Bu yıllarda dışarıdan gözlenen duygu ifadesinin içte yaşanan duygularla her zaman eşleşmeyebileceğini de keşfeder. Belirli ortalarda duygularını ifade etmek yerine, diğerlerine göstermemek gerektiğini, bazı duyguların özel olduğunu öğrenir.

 

Duygular bilişsel süreçleri etkiler

Hemen her bir duygu dıştan (örn. Bir koku,ses) ya da içten gelen (örn. Karın ağrısı,bir sonraki günkü sınavı hatırlama) uyaranlarla tetiklenir. Duyguların fark edilmesinde bilişsel işlevler rol alır. Diğer bir deyişle, üzüntünün farkına varmak üzüntü duygusunun şiddetini artıracağı gibi, bilinçli bir yaklaşımla bu duygunun şiddeti azaltılabilir. Ayrıca, duyguların bilişsel süreçleri etkilemesi ve aynı zamanda da bilişsel süreçlerin duyguları etkilemesi mümkün olur. Duyguların farkına varabilme ve kontrol etme becerisi günlük yaşamla uyum için gereklidir ve birçok modern psikoterapi yaklaşımının çekirdeğini oluşturmaktadır.

   



Bu Haber 875 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI