24 Mayıs 2014 Pazar
ARİF TAKICI
Değerler eğitimi
atakici52@hotail.com

Değerler eğitimine hassasiyetle eğilmeli, çocuğun yabancı dil eğitimine gösterdiği hassasiyetin, daha fazlasını değerler eğitimi konusunda göstermelidir. Zira insan yabacı dil bilmese de olur fakat değer yoksunu olamaz, olmamalıdır!  Bu bağlamda çocukların aile içinde ve henüz çok küçükken değerler eğitimini edinmesi sağlanmalı, hem anne hem de baba bu konuda iyi birer rol model olmalıdır. Ebeveynlerin günümüzde en çok kullandıkları ifadeler arasında maalesef yer alan: ‘Haydi yavrum sen biraz televizyon izle!' ifadesi aslında, ‘haydi yavrum birbirimizden ve değerlerimizden biraz daha uzaklaşalım' anlamına gelmektedir. Hatta ‘ailecek' izlenilen programların dahi, değerleri yıkıcı etkiler gösterdikleri tespit edilmiştir. Bu anlamda şu örnek çok enteresandır:

    ‘Araştırma Yöntemleri dersinde öğrencilerime mülakat ödevi verdim. Bir bayan öğrencim, orta yaşlarda bir hanımefendiyle mülakat yapmış. Mülakatta hanımefendi, televizyon programlarının aile değerleri üzerindeki yıkıcılığını şöyle anlatıyor: ‘Ben, eşim ve küçük kızımız her akşam bir dizi izliyorduk. İzlediğimiz dizilerden birisi de ‘Aşk-ı Memnu' idi. Bu diziden sonra kızımızın yaşı çok küçük olmasına rağmen, dışarıda gördüğü sarışın erkeklere karşı ilgisi arttı. Bir akşam evde durup dururken babasına ‘Baba, ben Behlül'le evleneceğim' dedi. Gülüştük ve babası: ‘Olmaz kızım' dedi. Kızımız bunu tekrar etti ve babası da yine: ‘olmaz kızım' dedi. Sonra kızımız ‘Ama baba ben Behlül'den hamileyim!' dediğinde, ikimizde beynimizden vurulmuşa döndük ve şaşakaldık! Sonra kendi değerlerimize ters dizileri izlemekle ne büyük bir hata ettiğimizi anlayıp bir karar aldık ve bizim değerlerimize ters programları o günden sonra hiç izlemedik. ‘Eğer dikkatlice kendi evlerimize bakarsak, bu örneklerin bizim ailemizde de mevcut olduğunu görebiliriz'

 

    Dolayısıyla hem ailecek izlenilen hem de çocukların izleyecekleri programlar, değerler eğitimi adına her yönüyle titizlikle tekrar gözden geçirilerek seçilmektedir.

 

    Toplum olarak ise bu konuda elbette yapacaklarımız vardır. Değerler eğitiminin toplumsallaşmasını, toplumun birer parçası olarak bireyler çok önemli bir görev olarak üzerlerine almalıdırlar. Evin yeniden ‘değerler evi' sokağın yeniden ‘değerler sokağı' olması için bu şarttır. Diğer yandan ülkemizin en ücra köşelerine kadar, bizzat sivil toplum kuruluşları tarafından organize edilmesi gereken, ‘değerler eğitimi kursları' açılmalıdır. Kurslar okullarda, kütüphanelerde, kültür merkezlerinde veya diğer müstakil merkezlerde düzenlenmelidir. Bu konudaki bir diğer toplumsal sorumluluk ise, değerlerimizi tahrip etmeye yönelik olan her türlü televizyon programına karşı tavır alınmasıdır. Bu tavır, ilgili televizyon kanalı ile denetim kurumlarına yönelik demokratik ve yasal tepkiyi dile getirmek şeklinde olmalıdır. Son olarak, değerler eğitiminde çok önemli bir yere sahip olan güzel dilimiz, Türkçemizin tahribine karşı da ciddi bir hassasiyet gösterilmelidir.

 

Değerler erozyonuna sebebiyet veren ihanet, hırsızlık, şiddet dizi kaynaklı olabilir.

 

    Dizilere gelince, günümüzde sözde bir tedbir olarak dizilerden önce gösterilen farklı semboller, faydadan uzak sadece basit semboller olarak kalmaktadır. Diziler vasıtasıyla ya tamiri uzun zaman alacak ya da mümkün olmayan tahribatlar yapılmaktadır. Eğer bunlar bilinçli olarak ‘toplumumuzu değersizleştirme' politikasının bir parçası değil iseler, ya dikkatsizlik eseri yahut da piyasa koşullarının, değerlerden daha önemli kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla değerlerin erozyonuna sebebiyet veren ihanet, hırsızlık, şiddet, saygısızlık, küfür, zararlı madde kullanımı ve benzeri olumsuz içeriklere yer verilmemelidir. Bunun yerine, değerler eğitimi adına rol model oluşturabilecek karakterlerin olduğu, toplumsal dokuyla uyuşan, milli ve manevi değerlerimizi önceleyen, her yaşa hitap edebilecek seviyede programlar, özellikle diziler hazırlanmalıdır. Son olarak, her televizyonda bir ‘değer ekibi' olmalı, her film ve program, hatta birkaç saniyelik bir reklam bile bu ekibin onayından geçmeli, uygun görünmeyenler yayınlanmamalıdır.



Bu Haber 906 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI