22 Haziran 2009 Pazar
ARİF TAKICI
Toplumsal ruh sağlığı ve önemi
Sağlıklı insan demek bedensel, ruhsal ve toplumsal olarak bir bütün halinde sağlıklı olan insan demektir.

Bunlardan biri eksik olsa birey tam sağlıklıdır denilemez .  Beden, zihin ve ruh sağlığı bir bütün olarak sağlıklı bireyi  ve bu sağlıklı bireylerin oluşturduğu toplumda sağlıklı toplumu ifade eder. Toplum hala  ruh sağlığının da aynı mide, böbrek, safra kesesi hastalıkları gibi  organımızın yani beynimizin kimyasının bozulmasıyla ilgili  hastalıklar olduğunu kabul edemiyor… Bu hastalıklar asla eğlence, küçültme, hor görme gibi davranış ve sözlere maruz kalmamalıdır!  Bunun yanı sıra, kendinde ruh sıkıntısı hisseden kişi de  bunu bir eksiklik  ve utanç vesilesi olarak düşünmemeli, hekime başvurmalıdır!

   Şizofren bir hastaya deli damgası vurmak, bir uçucu madde bağımlısına ve evinden ayrı sokaklarda yaşayan, sokakların  her türlü kötü ve karanlık yüzüne  maruz kalmış çocuğa potansiyel  katil ve suçlu  damgası vurmak,  psikiyatri hastalarına deli, tımarhanelik  gibi damgalar vurmak hangi vicdana,  izana  ve  de mantığa sığar ? İşte buna şiddetle karşı çıkıyorum! Beni, hala ruh sağlığı bozuk  yakınını türbelere, hocalara götüren  insanların hiçte  küçümsenmeyecek sayıda olması çok şaşırtıyor. Lütfen yanlış anlaşılmasın, ben hocalara  da türbelere de  dine de uzak değilim. Üstelik ben bir hafızım… Ancak, çareleri öncelikle bilimin ışığında aramamız gerektiğini bilmemiz lazım!  Şunu da bilmemiz lazım… Toplum sağlığı ve huzurunun en üst  düzeyde sağlanması, bütünü kavrayan sağlık prensibi ve bilimin ışığı doğrultusunda yapılandırılacak bir ruh sağlığı politikasıyla mümkündür. Burada devlet kurum ve kuruluşlarıyla birlikte, özel kurum ve kuruluşlarına, psikiyatrislere, eğitimcilere, sosyal bilimle iştigal edenlere ve topluma görevler düşüyor! Biz geleceğe sağlıklı ve huzurlu nesiller bırakmak istiyorsak ruh sağlığına en bilimsel  ve en gerçekçi açıdan  yaklaşmalı, toplum kafasında var olan yanlış bilgi ve hitap şekillerini de yok etmeye çalışmalıyız.

  Değinmek istediğim bir başka konu ise, toplumsal öfkenin nasıl yok edileceğidir. Anlık öfke patlamalarına çok tanık oluyoruz!  Eğer, dünyada  kaybedeceğiniz bir şey varsa, o halde kimseyle dalaşmayın. Çoğunlukla öfke patlaması yapanlar yatıştırabilinir,  herkesle belli oranda yumuşak ve nazik ilişki kurulabilir… Herhangi bir olumsuzluk karşısında öfkelenmeden, sinirlenmeden, alttan almaya çabalayarak, karşınızdakine hakaret anlamına gelecek söz ve işaretler yapmayarak, kızdırmadan, tahrik etmeden ve tahrik olmadan çözüm yolları bulmak aslında o kadar da zor bir şey değil!  Biraz kendimizi sever ve  toleranslı olursak, irademizi pekiştirip  özgüven kazanırsak, sorunların  üstesinden gelebilme başarımızı artırabiliriz . Saygılarımla.       



Bu Haber 1484 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI