7 Haziran 2014 Pazar
ARİF TAKICI
Sen Beni Tanıyonmu
atakici52@hotmazil.com

Sen beni biliyonmu hiç? Ben adamın ciğerini sökerim!  Ne din lan sen? Sen ölümü uyku senin galiba… Gırarım kemükleriyin senin!  Gırda görim lan… Sen beni tanımamışın galiba… Tanısam ne olcak? Dökerim işkembeyin senin aburya.  Şuna bak hala gonişi yağ!

Tabi maksatlar değişmekle birlikte, bu türde konuşmaların çeşitli şivelerde ve dozajlarda olanlarına rastlarız günlük hayatın içersinde.  Bu üslup ve sivri tutumlarımız çocuklarımıza da geçerek hayatın inişli çıkışlı evrelerinde barınır ve bir gün ambulans sesi,  itfaiye sesi,  sala sesi ve mahkûm kafesi  ( cezaevi) olarak tezahür eder bizleri üzüntüye gark ederekten.

Erkek adam ve delikanlı ayarı verilerek sevgi özürlü ve bana yan bakanın gözünü oyarım kültürüyle yetiştirmeye çalıştığımız evlatlarımız bizim yanımızda belki kedi gibi olup sesini çıkaramaz ve düşüncelerini özgürce ifade edemezken,  başkalarına anında posta koymaya ve kafa atmaya amade tarz sergileyen biri olup çıkarlar.  Çünkü delikanlı adamdır sizin çocuğunuz, öyle değil mi? 

Böyle sizin, gözü pektir benim oğlanın haa  velvelesiyle  yetiştirdiğiniz  çocuklar  mafya dizisinden fışkırmışçasına  mekanlarda  pozisyon alıp   son yılların  modası olaraktan iri cins köpekleriyle  rol kesip,   birkaç milyarlık telefonla  mütemadiyen konuşarak racon keserken, bilesiniz ki  okul önlerinde her sabah söylettiğimiz söylemlerin gayesi yerine gelmez ve sadece uzaya doğru uçuşan kelimeler  olarak göğün belli katmanlarındaki arşivde  yerini alır .  

Ne oldu bizim değerler eğitimimiz?   Biz yetişkinler değerler eğitimini ne kadar milli şuur bütünlüğünde ve olması gereken düzeyde yaşatmaya ve çocuklarımıza aktarmaya çalışırsak, ortak değerlerimizi ve milli kültürümü de olması gereken ölçüde ve o nispette muhafaza etmeyi başarabiliriz.  Şimdi siz, peki ama öyleyse sorun nedir? Diyeceksiniz.   Sorun şu… Değerler eğitimini artık biz yetişkinler dahi muhafaza edemez ve değer eğitim özürlü tarzda davranışlar sergilerken, çocuklarımıza nasıl değerler eğitimi vereceğiz ve güzel ahlakı miras bırakacağız ki?   Diyelim okulda çocuğunuza değer ve değerler eğitimi hususunda eğitim veriliyor, siz evde değerler eğitimine ehemmiyet vermez ve arızalı tutum içersinde olursanız, çocuğumuz karşılaştığı bu tezatlar kargaşasında ne yapacağını ve nasıl hareket edeceğini nasıl saptayacak?   İşte toplumuzdaki sakat bu durum sosyal davranışlar endeksindeki yerimizi gelişmiş ülkelerin çok gerisinde gösteriyor.  Biz manevi,  yani inanç bakımından, aile mefhumu bakımından Avrupa'dan daha iyi olduğumuzu düşünüyor ve Avrupa ahlaki yönden bitmiş arkadaş derken ve Müslümanlığımızla övünürken,   bir şeyi ıskalıyor ve anlayamıyoruz…  Neyi mi?  Hayat nizamında çok disiplinsiz  davrandığımızı ve mütemadiyen  sosyal hatalar yaptığımızı!!!  Biz ruhumuzun rahatlama ihtiyacını sürekli atalarımızla övünme mirasından karşılamaya çalışırken ne Müslümanlıkla, ne de evrensel değerlerle uyuşmayan arızalı davranışlarımızı o kadar kanıksamışız ki, iyi yetişmiş bir insan için şaşkınlık yaratmaya aday davranışlarımız bizlere normal gelmeye başlamış.  Bu aynen şuna benziyor…  Diyelim ki Dünya'da sigara hiç bilinmiyor olsaydı ve siz bir adamın ağzından duman çıkarken görseydiniz çok şaşırırdınız, basın için ise bu olay  manşet haber olurdu… AĞZINDAN DUMAN ÇIKAN  ADAM…  Hiç adamın ağzından duman çıkar mı? Duman baca, egzoz, mangal gibi yerlerden çıkar aslında, öyle değil mi?  Peki bir buçuk milyar adamın ağzından duman çıkıyor da siz neden hayretler içersinde kalmıyorsunuz?  Neden olacak, çünkü buna alıştınız, onun için çok tuhaf gelmiyor.

Bu bakımdan bazı yetişkinlerimiz ve dahi onların fotokopisi gençlerimiz,  kötü örnek teşkil eden arızalı davranışlara o kadar alışmışlar ki, yere sümük ve balgam atmak, çekirdek ve çeşitli çöpleri atmak,  ortama hapşırmak, ikide bir laf kesmek,  gürültü yapmak gibi bir sürü sakat davranışlar onlara normal geliyor…  İşin tuhafı, o davranışları sergilemeyen kimseler de aman sendeci davranarak yanlışlara tolerans gösteriyorlar, bu arızalı tutumlarda böyle gelmiş böyle gidiyor. O zaman da değerler eğitimi vererek falan yol alamıyoruz… Olay bu!  Anlayacağınız,  bize ciddi bir zihinsel dönüşüm lazım…  Kentsel dönüşümü sonra yaparız. 

 



Bu Haber 703 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI