12 Temmuz 2014 Pazar
ARİF TAKICI
Ne Oluyor Bize?
atakici52@hotmail.com

30 sene önce size birisi Ünye'de tiner ve bali çeken, ya da bonzai ve benzer türde madde kullanan var dese,  inanmazdınız, ‘'hadi oradan'' derdiniz değil mi?  Geldiğimiz noktada şu an için bunu söylemek imkAnsız hale geldi!  Çünkü bu korkunç maddeler artık Büyük şehirlerden, Anadolulun kale diye nitelediğimiz sosyal yapısına da sirayet etti, ahlak ve kültür erozyonuna tesir ederek, gösterdiğimiz zafiyetler sebebiyle değerler yapımızı savunmasız hele getirdi.

 

Bu, kurbağayı kazanda haşlamak hikAyesinde olduğu gibi öyle yavaş, alıştıra alıştıra ve gözümüzün içine bakarak oldu ki, ne oldu bu şehre, ne oldu bu gençliğe, ne oldu bize şaşkınlığı içersinde gözlerimizi ovuştururken, ruhumuzda ki ahlak dokularında ve his katmanlarımızda kanıksanma olgusu kuluçka bıraktı ve biz bu sebeple bu çirkinliklere şöyle bir bakıp geçen, hatta bırakın bakmayı, aldırmayan sakat tutumlar sergiler olduk.  

 

Şu an aklıma geldi. Yıllar önce birkaç arkadaş sahilde sohbet ederken konu gençlerin özgürlüne geldi. Arkadaşım,  gençleri ‘' özgür bırakmak lazım'' dedi.  Diğer arkadaş, sarmaş dolaş olmuş gençleri göstererek, şunlara bak, sen ne kadar bir Özgürlük biçiyorsun bu gençlere? Dedi. Özgürlüğü savunan arkadaş,  isterlerse öpüşürler isterlerse bira da içerler kardeşim,  keyif onun değil mi? Karışamazsın, dedi.  Ben de dedim ki, senin özgürlük sınırın diğerinin özgürlük sınırına kadardır. İnsan için sınırsız özgürlük yoktur. Çünkü insan eşrefi mahlûktur.  Senin dediğin özgürlüğü diğer canlılar da rahatça kullanıyor. Bizi diğer Canlılardan ayıran bir fark olmalı değil mi?

  

 Özgürlüğü sınırsız kullanmak sanan değerler algısı özürlü ve devrim dolgulu arkadaş sonra ki yıllarda öğretmen oldu.  Ama ne yazık ki ruh kriptosunda ki şifrelerde insan olmanın gerektirdiği hal ve sorumluluk idrakini,  diğer canlılardan ayıran kotlamalarında hata meydana geldiğinden, biraz kafayı tırlattı ve psikolojik sıkıntılar yaşadı. 

 

İşte bizlerin toplum olarak zihnimize uyuşturucu kültürüyle empoze edilen değişim algısı,  değerler sistemimizin formatını bozduğu ve yanlış algılamalara yol açtığı için,  gençlere örnek olma ve onları iyi ahlaklı olmaya teşvik etme yükümlülüklerimizi yeterince yerine getiremez olduk.  Böyle olunca ne oluyor?  Milli kültürümüz ve değerler sistemimiz türbülansa uğruyor, ahlak sentezimiz irtifa kaybediyor. Ama kaçıncı çağdayız canıııım… Değil mi?   Avrupa' lı olacağız, vallahi çağdaş olacağız, değil mi? 

          

Yıllarca Avrupalı olmayı tıpkı onlar gibi düşünmek lazım gelir sandık. Onlar gibi giyinmek, aile yaşantımızı onlar gibi yapmaya çalışmak,  yani her şeyimizle onlar gibi olmak gibi bir düşünce hezeyanı içersinde olduk.

 

Bize uyanlar nerede olursa olsun alalım, tamam…  Ancak bizim olan, bizi biz yapan değerlerimizi yaşayarak, yaşatarak ve gelecek kuşaklara aktararak milli şuurumuzu koruyabiliriz düşüncelerini de ıskaladık, pas geçtik.  Bu yüzden değerler sistemimizde ki şuur, ulviyet, iyi ahlak, yani anlayacağınız tüm güzel hasletlerimizin şifresi ve genetiği bozuldu.    Tamam, yediğimiz hormonlu gıdalardan vücut kimyamızın ve genetiğimizin bozulması bir vaka.   O zaman söyleyeyim… Ruh katmanlarımızda ki manevi şifrelerimizin bozulması ise binlerce vaka!!! …Bunun içindir ki ne oldu bize ve bu gençliğe diye şaşa kalıyor geyik yapıyoruz. Ve dahi deniz kenarlarında ki kayalıklarda bali çekenlere ve çamlıktaki mezarlık içlerinde bile sevişen gençlere bakıp,  ne günlere kaldık muhabbeti ile ruhumuzun kirlerini keselemeye çalışıyoruz.    Ama hadi gençliği konuşalım desek okul aile birliği toplantısına bile katılmaya eriniyoruz.   Hadi anne babalar tartışalım şu gençliği ve gidişatı desek, o oturunca çokbilmişlik toslayanlardan bile katılan olmuyor. Böylece tam 84 400 saniyelik zamanı iyi değerlendirmeden her gün heba ediyoruz.

 



Bu Haber 849 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI