19 Temmuz 2014 Pazar
ARİF TAKICI
Hijyen Her Yerde Lazım
atakici52@hotmail.om

Bizim zihin formatımızda ki ya da bize öğretilen Müslümanlık ile uygulamadaki Müslümanlığımız arasındaki tezatlar ve tutarsızlıklar hep dikkatimi çekmiştir.

Müslümanlıktan söz açıldığında hepimiz sanki irşat çalışmasından yeni dönmüş bir gönül eri gibi grafik çizmeye çaba gösterir ve hemen elhamdülillah Müslümanız cümlesini en dikkat çekici frekanstan telaffuz etmeye çalışırız.  Ama ne var ki hayat denkleminde ki davranışlarımız da söylediklerimiz karşılık bulmaz çoğunlukla.

Temizlik imanın yarsıdır diyen bir peygamberin ümmeti olarak övünür, ama uygulamalarımızla tezat yaratan bir tutarsızlık sergileriz birçoğumuz.

Muhtarlığını yaptığım Burunucu mahallesinde market ve fırınlarda ekmek hususunda hijyen uygulaması başlattık. Başlattığımız bu hijyen uygulaması yavaş da olsa benimsenmeye başlandı. Ama gelin görün ki bu konuda bile eleştiri aldım. Muhtar ne karışıyor milletin ekmeğine diyenler oldu. Ama biz mahallemizde bu uygulamayı başarıyla sürdürmeye kararlıyız. Keşke Ünye'de de sürdürülebilse.

Bir gün bir pastanenin işletmecisini burnunu sümkürürken gördüm.  Allahım bu ne cehalet?  Kişi beş vakit namazını kılıyor ama burnunu sümkürdüğü ellerliyle hizmet vermekten geri kalmıyor.  Bu nedir??? Müslümanlığımız şekilden öte gidip ruhumuza girememiş. Müslümanlığımızı yüreğimize, kalbimizin derinliklerine, yani tüm hücrelerimize nakşedememişiz!   Peygamberimizin sünnetini hayatımıza uygulayamamışız.   Tabi işin eğitim (öğrenim değil) boyutu da var…. Oturunca en kültürlü ve bilgili insan olduğumuzu hissettirmek için ne kadar da çabamız olur değil mi? Karşımızdakinden üç kelime daha fazla konuşmak için ne de gayret gösteririz.  Ama kabak çekirdeklerini kaldırımlara ve parklardaki oturma gruplarına atarken hiç utanmayız. İşin daha da vahim tarafı nedir biliyormusunuz? Okumuş,  mürekkep yalamış kişiler bile, yahu bu Ünye'nin bir fantezisi, insanlar Ünye de kaldırımda gezerken çekirdek çıtlatmayı seviyorlar, çok fazla müdahaleci de olmamak lazım, diyorlar.  Tabi bunu duyduğunuzda sizin beyin loplarınız yerinde oynuyor, ama çaresiz aynı yerine oturuyor ki,  bu duyarsızlık karşısında beyin kanaması olup inmeye (felç) maruz kalmamak için.

Cami de hijyen: Şimdi düşünün!!!  Adam camiye giderken burnunu sümkürdü… Eline bulaşmış olan sümüğünü bıçak bileler gibi elbisesine sağlı sollu birkaç defa sürttü… Ama münafık ve gAvur mikroplar ve dahi ne kadar kAfir virüsler varsa inat edip gitmeyip elinde bekleyedurdular… Camiye girerken elinizi sıktı,   sümükleri misafir ettiği eliyle bir tespih aldı ve 99 defa allahı andı. (Tabi , tespih çekerken  aceleci davranıyor ve aslına uygun hareket etmiyor  cümleleri yutuyoruz ya…Bu da başka bir yazı konusu!!!

Ne diyorduk? Şimdi şahıs sümüklü eliyle tespihi çekmişti ya, tespihe bıraktığı virüsler çok sosyaller, bunun için siz o tespihi bir başka zaman tuttuğunuzda sizinle de tanışıyorlar.     

Böylece, burun mukozasında yaptığı üretimi cemi cemaatiyle paylaşan cömert Müslüman,  size virüs bulaştırarak bağışıklık sistemimizin güçlenmesine katkıda bulunmaya çalışıyor. Yetmedi, ne olur ne olmaz diye,  bağışıklık sisteminizin güçlenmesine daha da katkıda bulunmak adına çıkarken tekrar elinizi sıkarak avuç içinize kuluçka bırakıyor… Ne sosyal dayanışma  ama… Değil mi? 

Hijyen olmadığı ve hastalıklara davetiye çıkardığı için Ankara'da bazı camilerde tespihleri kaldırmışlar. Herkes ya kendi tespihiyle çekiyor,  ya da bu ibadetini eli ile sayarak yerine getiriyorlarmış.   Durun bakalım, diğer şehirlerde durum hangi istikamette gelişir.

 

 

 



Bu Haber 903 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI