15 Kasım 2014 Pazar
ARİF TAKICI
Gözün Gördüğü
atakici52@hotmail.com

Gözünüzün gördüğünü beyninize komut verip görünmemişliğe inandırmak mümkün olmuyor bazen.  Çünkü beyin kendi özerkliğini devreye sokarak,  sizin beyninizi o görüleni devre dışı bırakmaya çalışmanıza ortak olmayabiliyor,  benliğiniz olayı vücut dışında bırakmak istese de.

    

Orta çarşıda gözümün gördüğünü beynime makul göstermeye çalışmakta başarılı olamıyorum bir vakittir!   Olay şu:  Orta çarşı grubunu,  ortaya koydukları sosyal ve kültürel sentezli çalışmaları dolayısıyla en fazla takdir edenlerden ve onlara karşı bu manada beslediğim güzel duygularımı her fırsatta dile getirenlerden biriyim.  Ancak, ezan okunurken ve içerde namaz kılınırken cami alanında sohbetlere devam edilmesi dikkat çekiyor ve birçok insanda olduğu gibi benimde olayı beynime makul göstermemi zorlaştırıyor.

 

Her alanın kendine has bir iklimi, bir denklemi, coğrafik ve fiziki durumuna göre bir ruhu vardır.  Camilerin, aslında tüm ibadethanelerin avlusu ve içersinde manevi iklimi barındıran özüne has kavramlar vardır.  Siz içersine girdiğiniz o atmosferin barındırdığı o unsurlara ve kavramlara göre hareket etmek durumundasınız, hatta zorundasınız. Hatta bu bir cami de olmayabilir…  Bir kilisenin, bir havranın bahçesine ya da içersine girdiğiniz de, o alanın barındırdığı değerlere ve tüm unsurlara göre hareket etmek zorundasınız.   Ben bunu yaşadım…  Kıbrıs'ta, İstanbul' da incelemek için girdiğim kiliselerde orada ki Hıristiyanların taşıdığı hisleri hesaba katarak gezimi tamamladım.

     

Orta çarşı grubu, yani dünkü çocuklar Derneği oturma yerlerini ya başka bir yere taşımalılar ( ki illada orada oturmaları şart değil zaten), Ya da oturdukları mekAnın manevi atmosferine göre hareket etmeliler…  Hemen hemen hepsi de bunu düşünecek değerlere sahipler zaten!

 

Orta camiinin karşısında iş yeri bulunan Ünyeli ermeni hemşerilerimizden Karakin bey  vardı bir zamanlar.  Karakin bey işyerinde otobüs kasası, demir çelik gibi işler çeşitli işler  yapardı.  Karakin efendi Hıristiyan olmasına rağmen, ezan okunmaya başlandığında çekiç vuruyorsa havaya kaldırdığı elini yere indirmez derhal çekici bırakırdı, konuşuyorsa konuşmayı keserdi. Bu nedir, bulunduğu mevkiinin ruhuna uygun hareket etmektir.

 

Belediyenin şehir içersindeki elektrik direklerine monte ettiği çöp kovalarına sigara söndürme yerleri de yapması ve böylece tiryakilerin sigaralarını yerlere atmasına bir nebze mani olmayı sağlamaya zemin hazırlamış olması kayda değer bir uygulama olmuştur.  Bu bakımdan Sayın Ahmet Çamyar'a teşekkür ediyorum.  Tabi,  keşke o sigaralar hiç içilmese, sağlık sorunlarının yanına israf eklenmese çok daha iyi olur…  Ancak, buna rağmen sigaralarını sosyal alanlarda içmeye devam eden vatandaşların izmaritlerini yerlere değil, Belediyenin monte ettiği kovalara,  tabi söndürerek atmaları son derece uygar bir davranış olur diye düşünüyorum.

          

Ünye de uyuşturucu ile mücadele:  geçen yazımda bahsettiğim gibi, biz Burunucu mahallesinde bununla ilgili mücadelemizi başlattık,  son derece kararlı bir şekilde sürdürüyoruz… Bir hayli de ilerleme kaydettik.   Bu anlamda Hem Kaymakamlığımızla ve ilgili diğer kurumlarımızla, hem başka mahalle muhtarlıkları ile,  Yeşilay Ünye Temsilcisi ve de Burunucu mahallesi muhtarı olarak işbirliği yapmaya hazırım, Mahalle olarak da hazırız! Zira bizim bu sorunu Mahallemizde çözmemiz yetmez, çünkü bu sorun Ünye'nin diğer mahallelerin de devam ettikçe, sorunu sadece halının altına süpürmüş, kafamızı deve kuşu gibi kuma gömmüş oluruz!   Bu çağrımdan bir ses bekliyorum…  Haydi Ünye…. Tarihine kültürüne ve değerlerine uygun hareket et…  Meseleyi sadece atanmış ve seçilmişlere bırakma…  Çünkü atanmış ve seçilmiş bir gün bir başka yere gider, ama sen burada, doğup büyüdüğün yerde çoluk çocuğunu büyütecek, Ünye'yi ve tüm değerleri onlara bırakmak durumunda kalacaksın. Haydi silkin  şöyle bir!!!     

      



Bu Haber 984 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI