1 Ekim 2009 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Benim Ünye'deki cemevinden haberim yoktu...
musakiroglu@mynet.com

Dini hoşgörü ve İslam Dini'nin “Dinde zorlama yoktur” anlayışından hareketle ben de bazen aklım erdiğince eşe dosta bir iki kelam ediyorum.

Aklım erdiğince diyorum, çünkü bu işlere aklı erenler o kadar çok ki!... Sıraya girsem çok gerilere düşerim herhalde!…

“Dinde zorlama yoktur” anlayışı, bana hep, dinimizin demokrasiye bakışındaki yüceliğini göstermiştir. Bu yüzden mensubu olduğum dinimizle ayrıca gurur duyarım.

Ancak ne hikmettir bilinmez. Etrafımızda konuşan, ya da televizyonlara çıkan din sözcülerini dinlerim, dinimizin bu özelliğini nerdeyse hiç dile getirmezler. Hatta yaptıkları açıklamalarda dinimizdeki hoşgörüden çok, hoşgörüsüzlük örnekleri yaratır, bunları gerçek din emri gibi anlatır dururlar.

Bütün bu yanlış örneklerle beslenen beyinlerimiz ise, düşürüldüğü dar kanallarda sıkışır, bunun sonucunda da elin demokrasisi bize hoş gelmeye başlar.

Bir seferinde Almanya'da Köln şehrindeki Dom Kilisesi'ni ziyaret ederken, buradaki Kardinal Heyeti'nin aldığı bir karar karşısında dona kalmıştım. 1960 yıllarda Almanya'ya ilk kez çalışmaya giden Müslüman Türk işçileri Cuma Namazı ve Bayram namazı kılmak için cami bulamayınca, buradaki Kardinal Heyeti, “Bu kilisede Allah'ın evidir. Namazınızı burada kılabilirsiniz” diye çağrı yapmış. Bu çağrı üzerine Dom kilisesi içinde ayrılan bir bölümde Müslümanlar namazlarını kılmışlardır.

Bunun böyle olduğunu öğrendiğimde, “Gördün mü bak adamlarındaki demokrasiyi, hoşgörüyü” diye içten içe hayıflanmış, “Acaba Ünye'ye çalışmak üzere bir grup Hıristiyan gelse, bizim Büyük Cami'de kendi dinlerinde ibadet edebilir mi ki?” demiştim. Bana imkansız gibi gelmişti tabi ki…

Sonra, “Bırak Hıristiyan'ı, Ünye'deki Alevilerin cemevleri var mı? Olsa ne kadar hoşgörüyle karşılanır?” diye düşünmüş, bunu da yine hoşgörüsüzlüğümüze örnek görmüştüm.

Gerçi yeni öğrendim, Ünye'nin Sahilköyü'nde 35 yıl önce bir cemevi yapılmış. 25 sene Kuran kursu olarak kullanılan bu cemevi son on yıldır da cemevi olarak hizmet görüyormuş.

Bu cemevinin varlığı acaba niye pek bilinmiyordu? Varlığını fazla afişe etmekten endişe mi ediliyordu, yoksa önemsiz kalıyor da, o yüzden mi adı duyulmuyordu. Pek bilemiyorum. Ama bana daha çok birinci sebepten dolayı gibi geliyor.

Sahilköyü'nde bu ara ikinci bir cemevi daha yapılıyormuş, haberde okudum. Hatta bu cemevinin yapılmasına Ünye Belediye Başkanı Sayın Ahmet Arpacıoğlu da destek veriyor, katkı sağlıyormuş.

Bunlar güzel gelişmeler, çok güzel hoşgörü örnekleri. Toplumumuzun karşılıklı hak ve hukuk çerçevesinde bir arada huzur içinde yaşayabilmek için bu hoşgörülere öyle çok ihtiyacı var ki…

Hiçbir din, tarikat, cemaat bir başkasına güç gösterisinde bulunmasın, başkasının alanına yayılmacılık yapmasın, zorlamasın. Yine hiçbir din, tarikat, cemaat bir başkasından korkmasın, çekinmesin, ibadetini rahat yapsın, yaşasın.

Devlet kurumu ise, bütün bunların bir arada yaşayacağı ortamı sağlasın. Bunların ne kendilerine, ne başkalarına, ne de devlete karşı zarar vermelerine asla müsamaha göstermesin, fırsat vermesin. Suç işleyene cezasını mutlak surette çektirsin.

Demokrasi de, işte böyle bir idare değil midir?… Herkes insan hakları çerçevesindeki bütün haklarını kullanacak… Ancak başkasının hakkına tecavüze kalkıştığı takdirde cezanın en büyüğünü çekecek.

Sahilköy'deki Alevi kardeşlerimizin ikinci cemevi çalışmasının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.



Bu Haber 1652 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI