20 Aralık 2014 Pazar
ARİF TAKICI
RUHUM BU ÇARESİZ SÜRÜKLENİŞTE SENİNLE VE SENDEN UZAK
atakici@hotmail.com

Yazımın başlığı Ümit Yaşar'ın yazdığı bir şiirin mısrası, ama yazım için seçtiğim konuya da bir hayli uyuyor.

       Orta yaşın üzerindekiler beni daha iyi anlayacaklardır…  Biz şimdi birbirimizleyiz, ama birbirimizden uzağız!

   Neden böyle olduk? Çünkü tüketim toplumu olmakla kalmadık, aynı zamanda teknolojinin de esiri olduk.   

               Geçmiş yıllarda sevdiklerimize mektup yazar, kart postal atar, halımızı hatırımızı böyle sorardık.  Gelen mektup ve kartın bir kıymeti har biyesi olur, tekrar tekrar okunurdu.

    Gelen mektuplar hayata bir renk, ahenk, umut ve sevgiler taşırdı.

       Kıbrıs savaşında Annemden babamdan ve yakınlarımdan gelen mektupları defalarca okuduğumu hatırlıyorum.  Şimdi askerde bile telefonlar ve mesajlarla hallediliyor haberleşmeler.

    Diyeceksiniz ki iyi ya,  ne var bunda?  Teknolojiden yararlanıyoruz işte! 

        Tamam haklısınız…  Tabi teknolojiden yararlanıyoruz.  Ama bu yararlanmayı abartıyor ve gönüler yapmayı ıskalıyoruz. 

     Bayramlarda bir atmaya onlarca yirmilerce, hatta yüzlerce mesaj atarak gönül aldığımızı düşünüyor böylece vicdanımızı rahatlatmaya çalışıyoruz. Hatta siyasi partiler ve Belediye Başkanları binlerce mesaj attırıyorlar…   Ama inanın bu yapılarak gönül alındığı falan yok…  Hatta birçoğu bu mesajları okumuyor bile.  Boşu buluna bir birimizi kandırmayalım!  Sizi bilmem ama vallahi benim mektuplaşasım ve mesaj gönderesim var

        Ucuz mesaj hakkı veren telefon operatörleri işi çığırından çıkardılar. Gençlerin çoğu akşama kadar mesajlaşarak teknoloji delisi oluyorlar.  Ya biz yetişkinler ne yapıyoruz? Bizde televizyon aptalı olduk…  Öyle bön bön televizyon seyretmekten bir birimizle konuşmayı, hasbıhal etmeyi unuttuk! 

                      

   Devlet haftada bir iki defa şu elektrikleri kestirip vatandaşlar arasında sohbet etme imkAnı mı yaratsa ne?  Şaka tabi ama başka türlü de sohbet edemiyoruz ki.  Aileler diziler yüzünden bir birleriyle sohbet edemiyorlar.  Yakınlarıyla görüşemiyorlar.  Misafirliklerde bile o televizyon açık tutulup sohbetin içine ediliyor… O televizyon yüzünden birbirlerini anlayamıyorlar insanlar.  Ne olur, misafirlikte bari kapatalım şu televizyonumuzu!

     Çocuk,  babası eve geldiğinde sormuşâ€¦  Babacığım, sen çalışıyorsun ya,  saatte kaç dolar kazanıyorsun?  10 Dolar kazanıyorum, diye cevaplamış baba, çocuğun sorusunu.  Çocuk hemen odasına koşmuş, kumbarasını açarak içinden 10 dolar almış,  getirip babasına uzatmış.  Buyur babacığım, şu 10 doları alıp benimle bir saat oynar mısın?  Baba şaşkın bir vaziyette sormuşâ€¦ Bu ne demek oluyor oğlum?  Babacığım, sen benimle oynamaya vakit bulamadığını ve hep işin olduğunu söylüyorsun ya,  benimle oynaman için bir saatini satın almak istedim! 

 

     Sevgili dostlar,   biliyorum, yaşadığımız çağda eskisinden daha çok koşturmamız gerekiyor çoğunlukla ama gene de ailemize, çocuklarımıza, sevdiklerimize dostlarımıza vakit ayıralım.  Yarın, eşimize ya da çocuklarımıza, seni seviyorum diyecek, onları kucaklayacak ve sevgimizi belli edecek vakit bulamayabiliriz. Anne babamızı kucaklayacak ve gönüllerini alacak vakit bulamayabiliriz.  Dostlarımıza komşularımıza hal hatır soracak vakit bulamayabiliriz.   Ne olur…  Sevgilerimizi ertelemeyelim! 

    

 



Bu Haber 842 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI