26 Aralık 2014 Pazar
İSMAİL SARI
Ahlâk Erozyonu Hızla Yayılıyor

   AhlAk, Arapça bir kelime olup sözlük anlamı olarak bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kurallarıdır. Kendi toplumumuza göre tanımlayacak olursak AhlAk; dinimizin güzel öğütlerinden, milletimizin güzel örf ve adetlerinden, yasaların çizdiği sınırlardan oluşan davranış kurallarımızın tamamına bizim milletimizin ahlAk kuralları diyoruz. Burada, son yıllarda özenilerek kullanılan “ETİK” kelimesi ile ilgili birkaç söz söylemek ihtiyacı duyuyorum.

   Şöyle ki:

   Etik kelimesi, felsefi bir tabir olup “Genel AhlAk” için kullanılır. Bütün dünya toplumlarının uymak zorunda olduğu genel ahlAk kuralları vardır. Bunun sınırlarını, büyük fikir adamları ve beynelmilel (milletler arası) hukuk kuralları çizer. Örnek: Savaşlarda, silahsız ve savunmasız insanlara zarar vermek bütün insanlar nezdinde ahlAksızlıktır. İşte burada “Savaş etiğine” uyulmadığı için kınıyoruz, sesleri ortak olarak yükselir.

   Bu kısa açıklamadan sonra; bizim özel olarak, kendimize özgü ahlAk kurallarımız olduğu için “Etik kurallarına uymadı” gibi bir ifade, bana göre yanlış olur. Elmalarla armutları birbirine karıştırmamak gerekir. Kelimenin Arapça oluşundan gıcık alanlar olabilir. Ancak, dilimizde kökleşmiş o kadar çok kelime var ki, kaldırıp atmak, yerini dolduramayacak yaralar açıyor, Örnek: Hukuk, VAli, veli gibi kelimeler Arapça; otel, Fransızca olduğu halde artık bizim olmuştur. Ve bütün dünya dillerinde birbirinden etkileşim vardır.

   Yeni yetişen nesillerin örnek aldığı kişiler, geçmiş zamanda babası, hocası, öğretmeni, annesi gibi kişiler iken; bugün televizyon, internet, kafe ve benzeri yerlerdeki kötü örnek kişiler olmuştur. Örneklerin ve özenilen kişilerin değişmesi sonucu, yeni yetişen nesillerde çok aşırı derecede ahlAk erozyonu (kayması) başlamıştır. Büyük tanıma, saygı, hürmet, utanma, karşılıklı sevgi, hoşgörü gibi ahlAkımızın temel değerleri yavaş yavaş kaybolup gidiyor. Birçok aile sorumluluğu taşıması gereken kişiler de, bunları hiç kAle (dikkate)  almıyor. Çocuğunun yaptığı kötü bir davranışı AdetA ödüllendirir gibi övünerek anlatıyor. Halbuki ahlAksız olarak yetişen çocukların en büyük zararı, öncelikle kendi ailelerine olur. Çünkü Cenab-ı Hak (c.c.), topluma zararlı olacak şekilde yetişen çocuğu ilk sorumlusu olduğu halde bu sorumluluğu yerine getirmeyen kişilere onun kötülüklerini tattırır ki, uyansın. Etrafımızda ve yakınlarımızda bu gerçekleri çokça görürüz ve tanırız da bir türlü ibret almayız.

 

   Belediye Başkanlığının Makam Aracının Camının Kırılması Olayı

   Belediye Başkanımız, partisinin veya düşüncesinin farklı olmasına bakılmaksızın Ünye Halkının tamamının temsilcisidir. Temsil makamı, halkın ortak makamı olup makamına hürmeten herkesin saygı duyması zorunluluğu vardır. Makam aracı da, Ünye halkının tamamının temsil makamının aracı olup Ünye halkının ortak malıdır. O araca vurulan her yumruk, taş, malzeme ne olursa olsun; Ünye halkının kafasına vurulmuş gibidir. Bu duruma karşı herkes demokratik tepkisini göstermelidir. Bu kötü eylemi yapan şahsın, kendisine göre çok haklı olduğunu iddia etmesi, Ünye halkının temsil makamına karşı yaptığı kötü eylemi aslA meşru göstermez. Kötü örnek olarak, hak arama yolu, devlet-millet malına zarar vererek aslA olamaz. Yasal yollar dururken gayr-i meşru yolu seçmek, kesinlikle kabul edilemez. Olayı, kişisel olarak kınıyorum.

 

   Değerli Okuyucularım !

   Sadece kendi çoluk-çocuğumuzla ilgilenmemiz yetmez. Çevremizden, komşularımızdan, yakınlarımızdan da sorumlu olduğumuzu unutmayalım. Zira, zarar verme eğiliminde olarak yetişenlerin verdiği zararlar, hepimize birden dokunuyor. “Beni sokmayan yılan, bin yaşasın” sözü aslA bizim değildir, olamaz.

 

   Saygı, sevgi ve selamlarım…

 



Bu Haber 1206 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI