27 Aralık 2014 Pazar
ARİF TAKICI
Dua Ruhun Gıdasıdır
atakici@hotmail.com

Amerika da bir Üniversite hastanesinde Doktorlar bir deney yaptılar.  Her din Ya da inançsız olanlara, isteyenin sağlığı için dua etmesini, bir araştırma için kendilerine yardımcı olunmasını istediler. Bu çalışmanın sonucunda anlaşıldı ki, sürekli dua ederek iyileşeceğine inananlar tedaviye daha çabuk cevap veriyor.

Ünlü horasan Valisi Abdullah Bin Tahir'in adamları, birkaç hırsız yakalayıp nezarete atmışlardı. Bunlardan biri o gün kaçmış,  aranıyordu. Aynı günün gecesi evine dönmekte olan Tirat'lı bir demirciyi hırsız zanlısı olarak içeri alıp, ertesi günü de diğer suçlularla birlikte Valinin huzuruna çıkardılar. Kısa bir yoklamadan sonra hepsi hapse atıldı.

Hirat'lı demirci suçsuzdu. Namazlarını muntazam kılıyor ve ardından gözyaşlarıyla duaya yöneliyordu:  ( Ey mülkün sahibi!  Benim suçsuzluğumu sadece sen biliyorsun! Bana ancak sen imdat edebilirsin!...  ) diyor, yakarıyordu.

Ertesi gece Vali rüyasında;  dört güçlü kişinin gelerek sarayını tahribe koyulduklarını gördü. Tahtı tersine döndürülürken uyandı.  Hemen abdest alıp iki rekAt namaz kıldı ve tekrar uykuya daldı.

Aynı dört savaşçının, yine tahtına saldırdıklarını gördü ve tekrar uyandı…  Üzerinde bir mazlum ahı olduğunu anlamıştı.

Hemen hapishane sorumlusunu çağırtıp,  içeride suçsuz bir kimse olup olmadığını soruşturdu…

Sorumlu: Pek bilemem sultanım, yalnız dün gece getirilen demirci, namaz ve dua kapılarını zorluyor. Ondan endişe ederim, dedi.

Vali hemen demirciyi getirtip dinledi. Durumu anladı.  Kendisinden özür dileyip, bir torba gümüş akçe hediye etti. Helallik istedi. Ardından da; her hangi bir sıkıntısı olursa kendisine gelmesini rica etti. Demirci: Hakkımı helal ettim. Hediyenizi de alıyorum, Allah kabul etsin. Fakat sıkıntılarım için size gelemem.

Vali niçin deyince.

Benim gibi bir garip için, senin gibi bir Sultanın tahtını birkaç defa tersine çeviren sahibimi bırakıp, başka kapıya sığınmam asla yakışık almaz,  korkarım!... Dedi müsaade isteyip uzaklaştı.  

Andrew arkadaşlarıyla dağa tırmanıyorlardı.  Tırmanma sırasında lensleri düştü. Tırmanmaktan vazgeçip arkadaşlarının yardımıyla düz bir taşın üzerinde oturdu. Hay Allah, lensleri olmadan da göremiyordu. Müşkül bir durumda kalmıştı.

Andrew Şöyle dua etti.  Tanrım, sen her şeyi bilirsin ve görürsün.  Sen bir karıncanın bile ne yapacağını bilirsin.  Tanrım, biliyorum ki, sen benim lensimin de nerede olduğunu biliyorsun. Ne olur Tanrım, bana yardım et.  Lensimi bana buldur.

Biraz sonra dağın alt taraflarından yukarılara tırmanan bir dağcı grubundan ses geldi.  Hey…  Lensini kaybeden var mı?  Andrew çağrıya cevap verdi…  Bu taraftayız, benim lensim kayboldu.

Andrew lensini verenlere teşekkür ettikten sordu…  Pardon, lensi nasıl buldunuz?

Çok ilginçti;  diye başladı anlatmaya adam.  Yukarıya tırmanıyorduk, birden gözüme bir ışık vurdu, sanki biri gözüme ayna tutuyordu. Işığın vurduğu yeri tespit etmeye çalıştığımda çok enteresan bir manzarayla karşılaştım… Bir karınca bu lensi taşımaya çalışıyordu.  Lensi hareket ettirdikçe de lens güneş ışığı ile gözlerime yansıma yapıyordu.

Bana dua edin, size icabet ( duanızı kabul )  edeyim. (Gafir: 60.                            



Bu Haber 866 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI