24 Ocak 2015 Pazar
ARİF TAKICI
Analiz
atakici@hotmail.com

Camilerimizde mikrofonların ayarları bir vaka. Tabi bazı camilerimizi ve din görevlilerimizi tenzih ederim.

 

Olay şu: Bazı camilerimizde mikrofonun sesi ayarsız, bazı müezzinlerimiz de mikrofonu ağızlarına çok yaklaştırıyorlar ve üstüne üstlük adeta avazı çıktığı kadar bağırıyorlar... Birde sesini iyi kullanamıyor ve makam, usul, kaide ve tecvit yeterli değilse, mikrofondan kulağınıza gelen ses sizi huşu içersinde dinlemek istediğiniz hazdan uzaklaştırarak nerede ise şu hoca şu okumayı bir bıraksa dedirtecek duruma getiriyor.  

 

Olması gereken:  Camilerimizdeki mikrofonların sesleri, bu işten anlayanlar tarafından cami görevlisi ile beraber akort edilip ayarlanmalıdır…  Daha sonra ise, din görevlisi olan kişi cami cemaatine sesini dinletip deney yaparak ağzına mikrofonu ne kadar yaklaştırması gerektiğinin ölçümünü de yaparak sesin desibelini kontrol etmelidir.  Kötü sesten ziyade, terbiye edilmemiş, yani nasıl kullanılacağı saptanmamış ses vardır.  Bu bakımdan, din görevlilerimizden gerekli olanlar ses kullanma ve makam eğitimi almalıdır…  Yani ses bir nevi terbiye edilmelidir.  Örneğin bazen bakarsınız din görevlisinin sesi iyidir, fakat sesi kullanamadığı için sanki birisi bir yerini sıkıyormuşçasına avazı çıktığı kadar bağırır, ama ahenk ve koordinasyon olmadığı için ses fireni patlamış kamyon gibi düz kontak gider. İşte bu durumdaki kişiler en öncelikle kendilerini aşmak için başkalarının uyarısını beklemeden makam eğitimi almalıdırlar.  

 

Diğer bir konu: Camilerimizde tespih çekilir. Hiç düşündünüz mü? Bu tespihi usulüne uygun olarak çekebiliyor muyuz?  Hayır.  Neden? Çünkü Suphanallah, Elhamdülillah, Allahü  ekber cümlelerini müezzinlerimizin  yönlendirmesinde yetiştiremezsiniz genellikle. Yeni çoğunuz cümleyi tam söyleyemiyor, yarım ağızla gidiyorsunuz… Öyle değil mi? Sub sub oluyor mu öyle yarım ağız zikretmek?

 

Olması gereken:  Ya cemilerimizde tespih çekmek ibadeti vakti cimri kullanmadan usulü dairesinde yerine getirilmeli, ya da müezzinlerin inisiyatifinden alınıp, bazı orta doğu ülkelerindeki gibi cami cemaatinin inisiyatifine bırakılmalıdır. Böylece istemeyen çekmez, isteyen ise istediği formatta rahatça çeker tespihini.   Ben ne yapıyorum paylaşayım…. Ben müezzine uymuyorum çoğunlukla… Yani müezzin hızlı gitse bile, ben istediğim tarzda gerekli olduğu cihette çekiyorum tespihimi. Çoğunlukla da müezzinlerden sonra bitiyorum.

 

Diğer bir konu:  Camilerimizde çektiğimiz tespihler sağlığa uygun değil.  Yanlış anlamayın… Bunda din görevlilerimizin hiçbir suçu yok. Ama bizim sorumluluğumuz var. Daha bu yazımı yazmadan bir saat önce adam eliyle bununu sümkürüp attıktan sonra elini ceketine sildi, tabi ki sümüğünün birazı da elinde kaldı…  İnanın yarım saat midem kabardı. Şimdi, bu adam o eliyle camide o tespihlere dokunacak ve aynı tespihle bende çekeceğim değil mi? Ya da adam camiye gider iken eline hapşırıyor ve o elle tespih çekerek virüsleri tespihlere de bulaştırıyor. Bunlar oluyor maalesef.  Belki diyeceksiniz ki, be adam bütün dert bitti de bu mu kaldı? Ama öyle deseniz bile,  bu dile getirdiklerim de ortada bir vaka! 

 

Camiye gelme adabı: Cuma günleri camiye geç girme ve erken çıkma kültürümüz var. Yani öyle bir ayarlamaya çalışıyoruz ki, camiye geç gelip ucu ucuna son anda ıkışa sıkışa kendimize yer bulmakla uğraşıp,  hoca selam verir vermez de bir an evvel camiden kendimizi atma telaşıyla camii kapısına yükleniyoruz.  Camide vaaz verecek ya da kuran okuyacak olan hocalarımız da yaptıkları işten tam anlamıyla haz alamıyorlar… Neden? Çünkü onlar da isterler ki, cemaat az erken gelsin, biraz kalabalık olsunlar da, ben de şöyle ahenk içersinde mutlu bir şekilde vaazımı vereyim.

 

Olması gereken:  Cuma günleri  işimizi erken bırakarak, Cuma namazına erkenden hazırlanarak camiye en azından yarım saat önce girsek, vaaz dinleme kültürümüz olsa, bilmediklerimizi hocadan dinlemiş öğrenmiş olsak, şöyle cumanın ruhaniyeti maneviyatından haz alsak, mutluluk duysak, çocuklarımızı da buna alıştırsak, ha şöyle deyip camiden bir işi doğru ve hakkını vererek yapmış olmanın hazzıyla  bu minval ve huşu içersinde camiden ayrılsak, olmaz mı? Bunlar benim analizim.  Saygılarımla.

 



Bu Haber 660 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI