21 Şubat 2015 Pazar
ARİF TAKICI
Müzmin Erteleme Alışkanlığımız

Erteleme alışkanlığımız o denli kronikleşmiş ki, müzminleşmiş düşünce cenderesin ki garabet anaforunda zamana teslimiyet tembelliği ve kolaycılığı ile öteleyip dururuz meselelerimizi.

 

Hayır, hayır…  Ünye Niksar duble yolunun, Organize Sanayinin, limanın neden büyütülemediğinin, Fakülte yerinin ve kampusunun neden halledilemediğinin, Hastanenin açılmasının neden bu kadar geciktiğinin,  Ünye havaalanının neden değerlendirilemediğinin, tiren yolunun ne olduğunun, tüm bunların neden geciktiği ya da ya da ertelenmesinden bahsedecek değilim…  Onları Musa Kıroğlu zaten yazmıştı tüm açıklığıyla.

 

Benim bahsetmek istediğim müzmin erteleme alışkanlığı genele matuf olup, benim, senin, yani millet olarak çoğunluğumuzun sergilediği kolektif davranış şeklidir!

 

Anlayacağınız, birçok konuda anlaşamayıp çok hızlı gündem değiştirme huyumuzun aksine,  erteleme kültürü endeksindeki sergilediğimiz kolektif sentez huy ve tabiatımızda mayalanmış ve bizi bu minvalde benzeştirmiş,  olay benliğimizde formatlanmış sıkıca.

 

Konudan söz etme ya da yapılacak olana başlama heyecanımıza söyleyecek söz yoktur: 

 

O konuda her milletten ileriyizdir!  Ancak, sonraki takip, denetleme, meseleyi hayatla buluşturma ve süreklilik arz eden bir disiplini daim kılma konusunda devreye ne olur ne gider, mutlaka o meseleyi delme, öteleme, halının alt kısmına iteleme, erteleme ve de geçiştirme klasik huyumuz girer mutlaka devreye. 

       

Bunlar var olmasına var da, ben bu yazımda daha çok sevgiyi erteleme huyumuzdan bahsetmek istiyorum:   Bakın,  ben de erteledim işte… Aslında sevgi erteleme huyumuza dair yazımı dünya da sevgi günü olarak kutlanan, ama bizde ise ismi değiştirilerek sevgililer günü olarak kutlanan 14 Şubat gününe denk getirmeyi düşünüyordum, ama bakın bende erteledim ve bu yazımda yazdım konuyu. Ben de içinde olmak üzere hep erteliyoruz… Huy işte!

      

Ertelemesek işte. Belli etsek, sonraki zaman daha gelmedi ki işte, şimdiki zamanda sevgimizi belli etsek,  tehir etmesek, sonraki bilinmezliğe ötelemesek,  sonra söylerim demesek, şimdi zamanı değil, sevgimi belli etsem şımarır, önce hak etsin bakalım diye düşünmesek.      

 

Ne zamandır eşimize, çocuğumuza, anamıza, babamıza, yani yakınlarımıza seni seviyorum demedik kim bilir,   ne zamandır onlara sevgimizi belli edemedik kim bilir? 

 

Bebekliğinde sevip kokladığımız, ama ergenliğini aştıktan sonra şımarmamasını düşünerek araya ciddiyet bariyeri koymayı daha uygun gördüğümüzden günlerce kucaklamadığımız, güzel sözler söylemeye lüzum görmediğimiz çocuğumuza hep sevgi cimrisi olduk çoğunlukla.

Kucaklamayı erteledik, sevgi sözcüklerini erteledik, sohbet etmeyi erteledik, onunla eğlenmeyi erteledik, onunla oynamayı erteledik,  onu dinlemeyi erteledik, onu adam yerine koymayı erteledik, onu ödüllendirmeyi erteledik, onu takdir etmeyi erteledik…  Anlayacağınız, çocuklarımızdan yakınlarımıza, ve arkadaşlarımıza varıncaya kadar birbirimizi sevdiğimizi söylemeyi, hatta bunu belli etmeyi erteleyip durmaktayız!!!  

 

Peki, bu erteleme huyumuz kronikleşmiş bile olsa,  değişemez mi? Tabi ki değişebilir! Değişmeyen tek bir şey vardır, değişim.  Öyleyse değişelim…   Yaşımız kaç olursa olsun bunu yapabiliriz.  Hiç vakit kaybetmeyelim…  Sevgiyi hiç ertelemeyelim.  Hemen şimdi, hemen yarın, yakınlarımıza seni seviyorum diyelim, onlara mütebessim olalım.  Yakınlarımıza arkadaşlarımıza hal hatır sorup hasbıhal edelim. Allahın biz insanlara ve dahi tüm canlılara verdiği sevgi nimetini niye esirgeyelim ki?  Yarından tezi yok, tanıdık tanımadık herkese selam verelim tebessüm edelim!!!

 

Bu yazımı şu anda yazarken, eşim doğacak torununa patik örmekle meşgul, küçük oğlum da kitaplarıyla oyalanıyor.  Ben en iyisi hiç ertelemeyeyim… Yazım bitince, onlara sizi seviyorum diyeyim.  Ben bu yazımı okuyan okumayan herkesi de seviyorum. Yunusun, gelin tanış olalım, zoru kolay kılalım, sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz, dediği gibi… Mevlana'nın, sevgide güneş gibi ol,  dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol dediği gibi,  Allahın gönlümüze nakşettiği sermayesiz bu yüce duyguyu sunalım birbirimize. 



Bu Haber 802 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI