21 Mart 2015 Pazar
ARİF TAKICI
Sosyal Fobi

Millet olarak kahvehanelerde ki çokbilmişlik söylemlerimize ve maçlarda hakemden ve oyuncudan her şeyi daha iyi bildiğimizi sandığımız, siyaseti en iyi bildiğimiz, yani her şeyi herkesten daha fazla bildiğimizi sandığımız  ego ve argolarımıza göre saptama yapmazsak, toplum içersinde konuşma ve düşüncelerimizi  ifade etme konusunda ciddi derecede fobimizin olduğunu söyleyebiliriz.

 

Evet, sosyal fobi ülkemizde toplum bilimciler, sosyologlar tarafından üzerinde daha ciddi manada çalışmalar yapılarak, eğitim Bakamlığının konuya dair plan, çalışma stratejisi ve bu doğrultuda düzeyli bir eğitim uygulaması başlatarak önemle üzerine gidilmesi gereken bir olgu olarak karşımızda durmaktadır.  

 

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Ünye Temsilcisi olarak ilkokul, ortaokul, orta öğretim okulları nezdinde sürdürdüğüm konferanslarımı artık üniversite düzeyinde de sürdürüyorum.

 

Bu yıl gittiğim konferanslarımda bırakın orta öğretimi, üniversitelerdeki öğrencilerin dahi çok ciddi manada sosyal fobi içersinde olduklarına, soru sormaktan çekindiklerine, bir ürkeklik ve çekingenlik ruh haline sahip olduklarına bizzat şahit oldum.

       

Nedir sosyal fobi?      

Sosyal fobi, toplumsal olaylarda kişinin mahcup olacağını,  rezil olacağını,  başkaları tarafından kendisiyle alay edileceğini düşünmesi ve bu yüzden yoğun kaygı yaşaması şeklinde ifade edilebilir. Bu durum kişinin sosyal iletişim kurabilmesini zorlaştırabileceği gibi, mesleki anlamda da performans kaybına yol açar ve kişilerin yaşam kalitesini azaltır.

 

Sosyal fobik kişiler başkalarıyla iletişimde bulunmaları gerektiği durumda ya da bir işi başkalarının yanında yapmaları gerektiği durumlarda korkar ve işlen yapmaktan kaçınırlar. Toplum önünde bir işi yaparken ya da konuşurken yoğun kaygı yaşarlar ve bu nedenle çeşitli bedensel belirtiler, çoğunlukla terleme, titreme, yüz kızarması, ağız kuruluğu, çarpıntı gibi sorunlar yaşarlar.

 

Sosyal fobide görülen tipik korkuların, topluluk önünde konuşmak, yabancı kişilerle tanışmak ve konuşmak, toplum içinde yemek, küçük grup etkinliklerinde yer almak,  başkaları tarafından izlenirken yazı yazmak ya da çalışmak, otorite ile karşılaşmak, yetkili biri ile konuşmak gibi normal işler yapılırken aşırı şekilde kaygı duymak şeklinde izah edebiliriz.

 

Yine sosyal fobiye, yani bu korkulara eşlik eden diğer davranış biçimi ise, eleştiriye ve reddedilmeye aşırı duyarlılık,  haklarını savunamama,  benlik saygısında düşüklük, gibi hususları sayabiliriz.

      

Çocuklarınızda toplum içersinde konuşma korkusu ve kendini ifade etmede kaygı duyduğunu hissediyorsanız, onu bir psikolağa götürmeniz en doğru davranış olacaktır. Çünkü çocuğunuz ile erken devrede ilgilenmezseniz, bu sorun onun sadece mesleğinde başarısını olumsuz etkilemekle kalmaz,  aynı zamanda o zayıf iradesiyle çok çabuk kötü arkadaş tesirinde kalma olasılığına da sebep olur ve tabiatıyla bu durum da bağımlı olma riskini ciddi derecede artırır.

 

Uluslar arası ırkçılık ile mücadele günü:

Bu gün uluslar arası ırkçılıkla mücadele günü… Çok şeyler yazılıp çizilecektir konuya dair elbette. 

 

Kısaca ifade etmek gerekirse,  gelişmiş ülkelerde dAhil olmak üzere geldiğimiz noktada ırkçılıkla mücadelede asrı saadette islamın ve peygamberimizin ortaya koyduğu ırkçılığı men eden uygulamaların çok ilersine gidilememiştir. Peygamberimizin veda hutbesinde ırkçılıkla ilgili buyurdukları sözlerin asırlarca insanlığa ışık tutmasından yüzlerce yıl sonra yazılan insan hakları evrensel beyannamesi, beyannamenin yazıldığı Fransa'nın bile Cezayir'de milyonlarca kişiyi öldürmesini önleyememiştir.

 

Hala Amerika da siyahlara karşı ırkçılık sergileniyorken, hala medeniyetin beşiği Avrupa da Müslümanlara saldırılar düzenleniyor ve İslam fobi hortlatmaya çalışılırken, gelişmiş ülkelerce yapılan ırkçılık gününe dair açıklamaların diplomatik demeç anlamı ve profili taşımaktan öteye bir mana ifade etmeyeceği muhakkak.

 

Dünya Orman Haftası:

Bu gün Dünya Orman Haftası.  Ormanlar ülkemizin ve dünyamızın akciğerleridir. Peygamberimiz, kıyametin kopacağını görseniz dahi elinizdeki fidanı dikiniz tavsiyesiyle bizlere ağaç dikmenin ne denli ehemmiyet arz ettiğini göstermiştir. Gazi Mustafa Kemal'in Yalova'da ki ikametgahında bir ağacın kesilmesine izin vermeyip, o ağacı kesmekten ise, kullanılan binanın yerinin değiştirilmesini emrederek ağaç sevgisinin ve ağaçların insanlık için ne derece önemli olduğunu bize göstermiştir.  



Bu Haber 822 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI