29 Haziran 2015 Pazar
HİKMET AKSOY
Ne Zaman “Bismillah…” Diyeceğiz?. .

         Siyasetin hangi noktaya doğru çekildiğini hep beraber görüyor/yaşıyoruz.

         Güvensizlik egemen…

         Partiler birbirleriyle kavgalı… Anlaşmaları olası gözükmüyor.

         Yurttaşlar birbirlerine küskünleştirirliyor.   Kişiler arasında giderek zıtlaşan ve büyüyen bir partisel hoşnutsuzluk  yaşanıyor.

         Kurumlar arasında diyalog sıfırlamışâ€¦ Biri diğerini tekzip ediyor.

        Giderek büyüyen   “yalnızlaşan” bir dünya yaratıyoruz kendimize…

                                                      x   x   x

         Bugünün sorunlarını/durumlarını daha önceleri de az-çok  yaşadık.

         1960 öncesindenden…  1970'ler, 1980'lerden ve 1990'lardan ders almamış, ders çıkarmamış bir toplum olduk.

         İtirazı olan var mı acaba?

         Tarihi algılama konusunda zayıf bellek sahibiyiz maalesef.   Oysa, tarih bilimi ders almak için, ders çıkarmak için  değil mi?

         Çağın gerçeklerine ve de gereklerine kulaklarımızı tıkıyor, gözlerimizi kapatıyor, çıktığımız kuleden inebilmeyi unutuyor/korkuyor,  “inadım ınat” kaprisine kapılıp, kimlik şaşkınlığı yaşıyoruz.  Ne olduğumuzu bilemiyoruz.

         Umutlarla sarıldığımız yarınlar için araladığımız her kapının arkasında gördüğümüz/yaşadığımız  bir  “yitik dünya”yı bulmanın acısını/ezikliğini, hüznünü ölçecek  aklımız/usumuz bile yok  sanki.

                                                       x   x   x

         Beklentilerimizi bekleyerek…   Hiçbir çaba göstermeden elde etmek…   Sadece umut etmek… İstihareye yatıp kalkamamak…

         Bu eylemsizliğe “doğru” diyen de yok aramızda.

         Yok ama, yine de “Böyle gelmiş, böyle gider” anlayışı niçin egemen o zaman?

                                                                x   x   x

         “Üzerine ölü toprağı atılmış” diye bir tanımlamamız var.

          Bu deyimin geçerliliği her işe başlarken ifade etmemiz gereken “Bismillah…” azmini unutmamızdan mı geliyor yoksa?

          Heyecanımız kalmadı… “Yapmak-başarmak-başarılı olmak”  pozitif olgumuzu unutmuş görüntüsü vermiyor muyuz?

         Toplumsal  başarının temelinde   “toplu olmak-birlik olmak” gerçeğini şu günlerde  belleklerimizden hiç çıkarmamamız gerek  zor dolu günler yaşıyoruz.

         O parti, bu parti ayırımından çok,  toplumsal  bütünlük için bir ulusal görüş gerçekleştirmek uğrunda   “Birlik olmak” gibi zorunluluğu yaşıyoruz bu günlerde…  Ama bunu   -maalesef-   algılayamıyoruz.

         Ülkenin bütünlüğünü tehdit eden ve acilen  çözümü bekleyen sorunları için ne zaman başlangıç yapacak,  “Bismillah…” diyeceğiz?



Bu Haber 895 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI