29 Haziran 2015 Pazar
HİKMET AKSOY
Siyasetçi Herkesten Çok Dürüst Olmak Zorundadır.

Bu ülkede siyasetin tadı kalmadı. Manzara ortada… “Arife tarif gerekmez” bir durum… “Çok Partili Dönem”  başlangıcından  bu güne değin yaşamış bir kişi olarak böyle bir seçim dönemi  görmediğimi herkes bilsin istiyorum.

Nerede görülmüş ya da yaşanmış böylesine kirli bir siyaset mücadelesi/çekişmesi?  Geçmiş seçim dönemlerini madenci feneri yakıp arıyorum inanınız.

Bakıyorsun, parti genel başkanı  çıkıyor kürsüye laçkalaşmış söylemlerle rakiplerine  veryansın aşağılama yapıyor, çamura sokup çıkarıyor. Bir yerde,  yalnız yakalasa  kim bilir neler yapacak! Sanırsınız ki kırk yıllık kan davalılar. Böylesine kin dolu söylemlerle mi bu güzelim ülkede  demokrasi kök salıp gelişecek, insanlar mutlu olacaklar öyle mi?

 “-Onu sen külahıma anlat…”

Siyasetçilerin birbirlerini en adi şekilde aşağıladığı, yetmiyormuş gibi  küfre varan söylemlerle  de yerden yere vurduğu bir ülkede demokrasiden ve geleceğinden söz etmek  gülünç olmuyor  mu acaba?

Hani demokrasiler  erdemle, kültür/sanatla, bilimle vb. yoğrularak kurulan/inşaa edilen bir yönetim şekliydi.  Bu doğru da;  peki, bizim siyasetçiler bu saydığım güzelliklere  aşağılama ve küfürlerle  mi katkı veriyorlar ?

Ülkenin geleceğini inşaa etmekle görev üstlenen siyasetçinin,  peşinde koşacağı  “daha çok demokrasi idealine ulaşmak”  konusunda yurttaşı  yalan söylemlerle kandırıp aldatması düşünebilir mi? Eğer böyle  kadrolarla demokrasi idealine ulaşılmak  şaşkınlığı varsa ya da yaşanıyorsa o zaman siyasal kadroların samimiyetsizliğinin tedavi edilmesi gerçeği hiç zaman kaybedilmeden  kabullenilip  çözüme kavuşturulmalı.

Siyasetçi her şeyden önce ülkede demokrasinin gelişmesi, çağdaş normlara/boyutlara ulaşması görevini üstlendiğine/omuzladığına göre;  bunu başarma yolunda beyinsel bilgi zenginliğini  ülke çıkarları için yaptığı yemin çerçevesi ve vicdani sorumluluklarla kullanmalı.  Başka bir ifadeyle ülkeye ve insanına olan hizmet borcunu demokrasi ışığını daha da artırarak ödemenin yollarını ısrarla aramalı. Bunun için bireysel olarak üstlendiği vicdani sorumlulukları başkalarının kişisel çıkarları için feda etmemeli, lekelenmesine/kirlenmesine asla izin vermemeli…

Kısacası, siyasetçi öncelikle demokrasi öğretmeni ve onun bekçisi olduğunu asla unutmamalı…

***                      ***                   ***

Rahmetli Menderes Başbakan olarak Kıbrıs görüşmeleri için 17 Şubat 1959'da Londra'ya  gittiğinde uçak kazası geçirmişti. Kazada  milletvekili,  bürokrat ve gazetecilerden 13 kişi  ölmüş, Menderes ise  yaralı olarak kurtulmuştu.

Tabii ki Allah'ın  takdiri…

Olay sonrasında ne oldu biliyor musunuz?  Ülkede daha önce gergin olan siyaset havası birden yumuşamış, Menderes'in kurtuluşu için muhalif-muvafık herkes Allah'a şükretmişti.

 Türkiye'de hemen bir “siyasi bahar havası” esmeye başlamıştı. Menderes  yurda döndüğünde muhalefet lideri İnönü geçmiş olsun dileklerinde bulunmuş,  yönetimsel anlamda kimi konularda görüş  birliktelikleri  yaşanır olmuştu.

Sonrası mı?  Onu sormayınız.  Muhalefet ekonomi alanındaki kimi sıkıntıları eleştirmeye başlayınca  iktidar-muhalefet ilişkileri yeniden gerginleşti ve sonunda koptu. Ekonomik kriz büyüdü, bundan ülke ve insanı zarar gördü.

***                      ***                   ***

Demokrasinin güç kaynağı insanı, beyinsel açıdan demokrat fikirlerle zenginleştirmesi gereken siyasetçi;  bu görevini unutur ya da suistimal ederse o ülkede yönetimsel krizler diğer bunalımların önüne geçer.

Siyasetçiler herkesten daha çok dürüst ve ahlaklı olmak konumunda bulunuyorlar.

“Ordu Tanıtım Günleri” faydalı mı?

Şimdilerde bu tartışılıyor!

İstanbul'da sürekli hale gelen ve yurdun birçok ilinin tanıtıldığı Feshane artık biliniyor.

Belediyelerin Feshane'de Ordu'yu tanıtmasını doğru bulan da var, eleştirende..

2 yönden bakalım.

Eğer buralar sadece Ordulunun gittiği yer olsa, bu kadar masrafa değer mi? Denilebilir.

Ancak!

Görüyoruz ki; Sadece Ordu değil, Türkiye'nin çoğu ilinden ziyaretçisi olan Feshane'ye, özellikle hafta sonu ilgi oldukça fazla oluyor.

Tüm belediye stantları geziliyor ve yöresel ürünler tanıtılarak turizm içinde bir hareket oluşturulmaya çalışılıyor.

Yaz planını yeni yapanlara adres oluyor. Bir başka açıdan İstanbul'da yaşayan Ordulu, memleketiyle hasret gideriyor.

 

Diğeri. Maliyeti çok!

Belediyeler zorlanıyor. Stantlar öyle sanıldığı gibi bedava da verilmiyor.

Amacı tanıtım olan başkanlar burayı iyi değerlendiriyor. Gereksiz bulanlar ise, masraf olarak görüp ilgi de duymuyor.

Belediyeyi ticarethane gibi yürütenler bir şekilde sıkıntıları hallediyor.

Amaç Ordu'yu dünyaya tanıtmak ise, seçeneklerden biri kullanılıyor.

Öyle ki; Artık Feshane belediyelerin stant yarışı haline gelmiş. Hangi stant daha canlı ve gösterişli bunun yarışı, ister istemez yapılıyor.

Başkanlar ziyaret sayısını ne kadar artırırsa, o bu yılın en popüleri seçiliyor.

Renkli geçiyor.

Bu anlamda Ünye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Durmuş ZOR'u ve emek verenleri tebrik ediyorum.

Bu yılın en popüler standı ÜTSO oldu.

İnanmışlar!

Fındık ikramı, Ünye Lokumu, üretim yapan üyelerin broşür dağıtımı ve Ünye tanıtımı anlamında faaliyetiyle ÜTSO Standı her gün ziyarete gelenlerle ilgi kaynağı oldu.

Tebrik ediyorum.

Kimi zaman Ordu, Rize Antep kimi hafta Gümüşhane, Bayburt, Antalya ile bu çevre esnafı bayram ediyor.

Burayı siyasi bulanda var.

İktidarın reklam alanı olduğu iddiasını gündeme getiren de.

Ünye'de Ramazan Etkinlikleri esnasında meydana kurulan mini Feshane' de aynı buradan örnek almıyor mu? Büyük sanatçıların konserleri ilgi görüyor.

 

Geçmişte Ünye Turizm Festivali yapılıyordu.

Şimdilerde Ramazan Ayına denk geldiği için birkaç yıldır özleniyor.

Ünye'de bu yönde yaşattığı organizasyonlarla bölgede tanınıyor.

Yani, 3 günlük sürede hem bölge hem de iç turizm Ünye adına canlanıyor.

Bunu da eleştirenler yok mu?

Haluk LEVENT, Hande YENER, Mustafa CECELİ gibi sanatçıları tv.ler dışında meydanda dinlemek ve izlemek bu insanların da hakkı değil mi?

Sosyal olmak gerek.

Şehri tanıtan her unsuru denemek, ulusala gündem olmak gerek.

Ekonomiyi canlandırmak, bir nebze olsun insanların sıkıntılardan uzaklaşmasını sağlamak gerek.

Ünye'de eleştirerek, Antalya'da tatile gidip, İstanbul'da etkinlikleri gezip, o dar mantıkla buralara gidemeyeceklerin önüne geçmemek gerek!

Bilmem anlatabildim mi?

Keşke, oteller dolsa..İş yerleri alışverişlerini yapsa…

Ünye bu bölgede örnek şehir olsa!

Kalın sağlıcakla.



Bu Haber 854 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI