23 Mayıs 2015 Pazar
ARİF TAKICI
Mezarlık Misafirliği

Geçtiğimiz günlerden bir gün mezarlık ziyareti yaptım.  Yani mezar taşlarına hüve elbaki yazdıklarımıza misafir oldum.

Biraz yokuş yürüdüğüm ve diğer yandan burun ameliyatı olduğum için nefeste biraz yorulduğumun verdiği nefis hoşnutsuzluğumu, mezarlıkta ki ağaçların yaydığı mis gibi oksijen kokusu ve kuş seslerinin alıp götürdüğünü ve bu durumun vücudumda ki rahatlama ile haz formatı kurarak imece usulü gibi ortak dayanışma ile kendimi mutlu hissetmeme katkı yaptıklarını kavradım.

Sonra dua okudum anne baba ve 16'tısında gençliğine doymadan bu dünyadan  göçen kardeşime ve tüm mezarlıktaki beni misafir edenlere.

Onlarla konuştum, hasbıhal ettim ruh tiridimdeki özele mahsus manevi katmanlardan beslenen deryalardan.

Çok sakin ve sessizdiler… Tıpkı toprak gibi tevazu sebili var gibiydi mezarlığın her bir santiminde.

Ya kuşlara ne demeli?  Onlar da mezarlıkta bolca olan servi ve çam ağaçlarının yaydığı temiz oksijenin ve dallarını yelpaze gibi sallayıp rüzgAr üreterek hava ile yaydığı ferahlığın üzerine,  kendi sesleriyle bıkmadan cömertçe üfürdükleri güzel nağmelerle ne büyük bir ahenk ve haz katıyorlardı… bu dirilerden çok daha fazla hayat dersi anlatan ölüler dünyasına!

Her meslekten, her ekonomik sınıftan, her sosyal sınıftan, her siyasi ve dini inançtan olanları barındıran bu diyarda hiçbir tartışma, hiçbir kavga, hiçbir böbürlenme, hiçbir kibirlik yoktu.

Mal kavgası, mülk kavgası, hasetlik, çekememezlik, kıskançlık, dedikodu gibi boş şeylerle uğraşan da yoktu. 

Ben de şu olsun, bu olsun, onda var bende de olsun gibi hiçbir maddi kaygı ile meşgul olan da yoktu.

Ev, otomobil, kürk,  kat, yat, sat, gibi bir dertleri de yoktu.

Nasıl buraya geldiklerini anlatmadılar hiç.

Son yolculuktaki hallerini anlatmadılar hiç.

Orada ne var ne yok dedim de anlatmadılar hiç.

Haliniz nice dedim de anlatmadılar hiç.

Ama düşünebiliyorum… Yolculuğu birbirinden farklı geçti her birinin. Sonlanmaları farklı, son nefeslerini vermeleri, son nefeste ne hissettikleri, ne gördükleri, ne düşündükleri, ne kadar kolay ya da zor yolculukla buraya intikal ettikleri farklıydı her birinin. Her birinin ilginç ve farklı hayat hikayeleri vardı kuşkusuz.

Dediler ki, söyle onlara… Söyle o yaşayanlara!!!

Bizde bir zamanlar onlar gibiydik…  Çoluk çocuğumuz, malımız mülkümüz, heveslerimiz,  hiç durmadan isteyen, hep, ama hep isteyen,  fakat bir türlü ıslah edemediğimiz nefislerimiz vardı.

Dediler ki, söyle o yaşayanlara!

Sevdiklerimiz, bir türlü bırakmak istemediklerimiz,  işimiz var diyerek hep ihmal ettiklerimiz ve ötelediklerimiz, vardı bizim.  

Dediler ki, söyle o yaşayanlara!  Buraya hazırlıklı gelsinler, ha!

Burada dünya da iken her rütbeden insan var… Burada Dünyada iken ne zengin, ne büyük mevkilerde bulunmuş insanlar var…  Ama burada hiçbir iltimas, kayırma, torpil, yok vallahi.

Burada rütbe, makam, şöhret, para etmiyor katiyen!!! 

Dedim kendime, buradan bu gün bu kadar ibret almışlığım yeter, zahir.

Sonra kendi ölümümü düşündüm,  gözlerimin,   A,  Mahallesindeki asri mezarlığın yokuşundan denizin enginlerine dalmışlığında.

Ne zamandır tanışıklığım vardı ölümle benim sahi? Aslında Dünyaya ilk gözümü açtığımda kulağıma okunan ezanla…  Evet, evet… O ezanla tanışmıştım ölümle.   O ezandan bu yana tam 60 yıl geçti, hey Arif Takıcı!

Hayatın çok çok olsun o ezanla, öldüğün zaman cenaze namazının kılınacağı namazdaki ezan arası.

Hepsi bu be Arif diye seslendi ruhumdan gelen ok gibi tarafsız ve kararlı bir ses.

Ah, ah.  Ölümün çeşitli olanları var ya.  Şu Kıbrıs savaşına gittim ya hani… Orada şehit olmayı ne kadar isterdim. Ama o şeref nasip olmadı bana. Üzüldüm şimdi.  Tıpkı Halit Bin Velid'in şehit olamadan Mevla'ya teslim olmasına üzüldüğü gibi.

Şimdi iki ezan arsında ki kısa hayatıma Allahın her gün yatırdığı 84,400 saniyeyi verimli ve hayırlı geçirmenin çabasını sürdürüyorum… Geçenlerde Dünya ya gelen torunum Hira'nın kulağına okuduğum ilk ezanın sonrasındaki yaşayacağı hayatı için hayır dua etmenin ve onu kucağıma almanın mutluluğunu da katarak.

Hoş geldin Hira. Ben ilk ezanı okudum ya kulağına, o ezanla ikinci ezan arasında ki hayatın hayırlı olsun, Allah seni korusun.

       



Bu Haber 761 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI