27 Haziran 2015 Pazar
ARİF TAKICI
Gözlem

Belediyenin Cumhuriyet meydanında ramazan ayı faaliyeti kapsamında başlattığı, şadırvan benzeri deponun musluklarından Osmanlı şurubu akan uygulaması nostaljik ve ilginç bir görüntü doğrusu.

Ayrıca Ramazan boyunca sahne alacak sanatçılar ve ahşaptan yapılan stantlarda çeşitli etkin görsellik ve hizmetlerin sunulmasının, diğer yandan orta çarşıda stantların ve değişik düzeyde etkinliklerin olmasının, yani meydan ve orta çarşıda ortaya konan etkinliklerin sosyal hayata heyecan ve renk kattığını söyleyebiliriz.

Ancak,  ortalığın duyarsız vatandaşlarca aşırı derecede kirletilmesi çok üzücü ve çirkin bir durum olarak hep karşımızda ve bu sorunun hallolması noktasında yerel yönetimler bir türlü başarılı olamıyorlar nedense.

Hakan Korkmaz' da çok hoşuma giden köşe yazısında müzminleşmiş olan bu soruna değinmiş ve haklı olarak serzenişte bulunmuştu.

Aslında seçimle iş başına gelmiş kişi ya da yönetimlerin, bahsettiğim türdeki ve değişik seviyedeki olumsuzlukların ortadan kaldırılması esnasında uygulanacak yaptırımlara karşı oluşacak reaksiyonu, duyarlı vatandaşların desteğinin izole edeceğini düşünmeleri daha akıllıca.

Yani Belediye Başkanlarının yaptırımlarım halk desteğimde erimeye yol açar endişesine de meal yok!

Bu manada, belediye Başkanımızın sorumluluk idraki içersinde öncelikle eğitsel çalışmalar ve duyuruların ardından yaptırımlara geçilen caydırıcı fonksiyonları hAkim kılarak, başta basın ve diğer tüm kurumların da desteğini alarak bu sorunu halledebileceği muhakkak! 

Bu hususu diğer yazar arkadaşlar da, ben de muhtelif yazılarımızda dile getirmemize rağmen, soruna onca gelip giden Belediye Başkanlarınca bir türlü neşter vurulamaması anlaşılır gibi değil. 

Diğer yandan, bazı vatandaşlar fürusuzca Belediyeyi eleştiriyor, vay benim caddem, benim sokağım niye iyi sürülmüyor diye sitem ediyorlar.

Arkadaş, Belediye 18 mahalle iken hizmet verdiği aynı temizlik kadrosuyla 85 mahalleye hizmet vermeye çalışıyor. Sen,  ben çöpümüzü sokağa atmasak,  o sokak böyle pislenmeyecek, değil mi?  Elinize süpürgeyi alıp komşuca sokağınızı, evinizin önünü süpürseniz ölür müsünüz? 

Ben Muhtarlık ofisimin önünü zamanla süpürüyorum mesela… Bundan da hiç rahatsız değilim.  Biraz ( yeni deyimle) empati yapalım canım.

Ramazan ayının rahmet ve bereket ayı olduğunu biliriz ve bu bakımdan çoğumuz Ramazan ayında diğer aylara göre yardımlaşmaya daha fazla önem veririz. 

Fakat bu yardımlaşmalar muhtarlıklar ve hayır dernekleriyle bilgi alışverişi ve dayanışma halinde gerçekleşse daha iyi olur diye düşünüyorum! 

Böyle düşünmemin nedeni de şu:   İş adamları ya da bazı kurumlar bazen tespitlerinde yanıldıkları için, bu meyanda bazı ihtiyaç sahipleri birçok yerden yardım alma şansını elde edebiliyorken, bazıları da fark edilmeme ya da kendilerini ifade edememe,  ar etme ya da mahcubiyet sergiledikleri için, hiçbir yerden yardım alamamış olabiliyorlar.

Bu durumun göz önünde bulundurulmasında, yapılan yardımların daha adil yapılmasının vebal altında kalınmaması adına çok önemli olduğunu ifade etmek istiyorum.

Diğer yandan, İslam'ın yardımlaşmaya dair ortaya koyduğu hükümleri esas olarak durumu müsait vatandaşların çoğunluğu uygulasa, inanın çok daha fazla ihtiyaç sahibinin yaraları sarılacak, bu ise toplumsal bir kaynaşmaya, huzurun tesisine, hasetliğin azalmasına,  nefsin terbiyesine vesile olacaktır.

Hayır hasenat yapmakla mal bitmez… Bitmez, çünkü yapılan yardımları İslam'ın ortaya koyduğu ölçülere göre yapıyorsan zaten bu durum malının tükenmesine sebep olmayacak ölçüler.

Diğer yandan, veren elin alan elden üstün olduğu öğretisini biliyor ve verdiğimiz yardımların sıhhat ve bereketimizin artmasına teminat olacağını sürekli duyuyoruz hocalarımızdan.

Elimizdeki malımızın bize Allahın bir emaneti olduğunun bilinciyle hayatımızı tanzim edersek, bu düşünce ile hareket etmek nefsimizin cimrilik ve egosunu şüphesiz önemli derecede firenler. 



Bu Haber 776 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI