22 Ağustos 2015 Pazar
ARİF TAKICI
Çocuk ve Aile

İnsan yaşamında doğumdan önce başlayan ve hayatın sonuna kadar etkisini sürdüren bir kurum olarak aile, fizyolojik olduğu kadar ekonomik, kültürel ve toplumsal yönleriyle de çocuğun ruhsal gelişimini, davranışlarını biçimlendirip yönlendirir.

Aile, çocuğun ruhsal gelişiminde en önemli ortam ve toplumsal kurumdur.

  Aynı zamanda, ne yazık ki aile ciddi duygusal rahatsızlıkların, gerilim ve çatışmaların da kaynağı olabiliyor.

 Aile içi çatışmalar ve şiddet, kötü muamele gören çocuklar, yatma ve yeme ile sınırlandırılmış ilişkiler, engelleme ve başarısızlıklar, duygusal ya da diğer doyumsuzluklar da aile yaşamında karşılaşılan sorunlardır.

 Çocuk karşılaştığı sorunlar karşısında ne tepki verecek? Dalgınlık ve şiddet ilişkisi nasıl? İşte ebeveynlere risk yönetimi için tüyolar:

  Hiçbir birey şiddeti öğrenmiş olarak doğmaz. Çocuğun şekillenmesinde öncelikle aile ortamı ve çevresel faktörler etkili olur.

  İki yaşından itibaren anne, baba ve çocuk arasında zorlayıcı ilişkiler başlayabilir.

  Bu yaşlardaki çocuklarda tepkisel davranışlar gözlenebilir. Ebeveynler kontrolü kaybederlerse, çocuklar etkin olmayan çözümlere yönelebilirler.  Bu durumda bilinçsiz aileler tarafından çocuk  bir kenara atılabilir,, ihmal ya da istismar edilebilirler. Bu dönem sakin bir şekilde aşılmaz ve iyi idare edilmezse, sorunların başlangıcı olabilir.

  Bazı araştırmalar şiddet eğilimi gösterecek ergenlerin yedi yaşında belirlenebileceğini gösteriyor.

  Bu yaşta saldırgan, bozucu ve karşıt davranışlar gösteren çocukların yüzde elli oranında ergenlik döneminde şiddet eğilimi gösterdiği saptanmış.

  Saldırganlık öğrenilen bir davranıştır. Aile içinde, küçük yaşlarda öğrenilen şiddet, çevresel koşullarla destekleniyor. Eleştirilen, kabul görmeyen, şiddetin ilişki modeli olarak benimsendiği bir ailede büyüyen çocuk, saldırgan tutumlar sergiliyor ve isteklerini şiddet kullanarak ifade ediyor.

   Ailenin disiplin becerilerinin zayıf, tutarsız ve sert olması, sözel ve psikolojik tacizin ve istismarın varlığı, ebeveynlerin fiziksel ve ruhsal sağlığının yerinde olamaması, depresyon gibi nedenler şiddeti besliyor.  Şiddet, aile içinde yaşanmıyorsa bile, çocuk dış çevreyle tanıştığında çeşitli kaynak ve uyaranlardan şiddeti öğrenip uygulayabiliyor ya da şiddete maruz kalabiliyor.

  Yaşı küçük olan çocuklar, kendilerinde soyut düşünce henüz gelişmediği için taklit yoluyla ve model olarak öğreniyor.

   Anne babalar ne yapmalı? 

  Çocukları için rol model olmalı.

Çocuklara kabul edilebilir ve edilemez davranışlarla ilgili net ve tutarlı tutum sergilemeli.

  Aile içi demokrasi olmalı, çocukları ile güven ilişkisi oluşturarak onların sosyal hayatlarını ve arkadaşlık ilişkilerini takip etmeli.

  Çocukları sınırlama cesareti göstermeli; şiddet içerikli filmlerden, dizilerden ve bilgisayar oyunlarından onları uzak tutmalı.

 

Erken uyarı işaretleri:

Çocuğun evde ve okulda sosyal olarak aşırı içine kapanık olması.

Yoğun bir yalıtım içersinde olması.

Şiddete maruz kalması.

Olaylar karşısında çabuk kızması.

Aşırı alıngan olması.

Kendine rahat verilmediği duygusunu sık yaşaması.

Öfke kontrolünü becerememek ve sık sık öfke patlamaları yaşaması.

İletişim kurma becerisinin zayıf olması.

Çok çabuk hayal kırıklığına uğraması ve bunu tolere edememesi.



Bu Haber 620 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI