13 Ağustos 2009 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
O balıklar ki denizin içinde yaşarlar, ama yaşadıkları denizi bilmezler...
musakiroğlu@mynet.com

Bundan 5 asır önce Türk Divan Şairimiz Hayali “O mAhiler ki, derya içredir, deryayı bilmezler” diyerek, toplumsal bir gerçeğe, önemli bir gerçeğimize çarpıcı bir biçimde vurgu yapmıştır.

O devirde, yarı Türkçe, yarı Arapça, daha çok da Osmanlıca yazılan Hayali'nin şiirindeki bu beyit, bugünkü dille söylenecek olursa; “O balıklar ki, denizin içinde yaşarlar, ama yaşadıkları denizi bilmezler” şeklinde ifade edilir.

Şair; 500 yıl önceki şiirinde balıkları örnek göstererek, bu milletin asırlar öncesinden gelen bir özelliğine dikkat çekmiş, milletin ekseri çoğunluğunun yaşadığı çevreyi, çevresindeki değerleri, güzellikleri bilmeden, farkında olmadan yaşadığını dile getirmiştir.

Aslında Hayali, bugünü de ifade etmiştir bu ünlü beytinde. Ya da şöyle söyleyecek olursak, Hayali'nin bu beyiti, o günü anlattığı gibi, bugünü de anlatıyor.

Nerden aklıma geldi, niye yazdım böyle durup dururken bunları?...

Şu anda Ayder'deyiz. Eşim, gazetemizin sahibi Ali Bey, annesi, yeğeni, ağabeyim ve yengemle kısa süreliğini de olsa Rize'nin Çamlıhemşin İlçesi'ndeki Ayder Yaylası'na tatile geldik.

Ben buraya daha önce de gelmiştim. 10 yıl önce geldiğim Ayder'e o zaman daha az tatilci geliyordu. O yıllarda Ayder'e gelenler daha çok yakın çevreden gurbete gitmiş bölge insanlarıydı.

Şimdi durum değişmiş. Buranın kalabalığı artmış. Gelenlerin yarıdan çoğu yabancı turist. Dünyanın dört bir yanından kopmuş, buralara tatile gelmişler.

Nereden duymuş, nasıl haberleri olmuşsa olmuş, eloğlu cennetten bir köşe diyebileceğim Ayder'i keşfetmiş, burada ciğerlerine bayram ettiriyor, stresini dağıtıyor, yorgunluğunu atıyor.

Dahası, binbir derde deva olduğu iade edilen kaplıcasına giriyor, şifa arıyor, sağlığına sağlık katıyor.

Buraya geldiğimin ilk sabahı günün ilk ışıklarıyla kaldığımızın otel odamızın balkonundan dışarı baktığımda, bu zamana kadar gördüğüm tabiat güzelliklerinin en güzelini buldum karşımda. Çağıl, çağıl çağlayan su sesleri arasında daldım gittim, başka dünyalara göçtüm gördüğüm güzelliğin içinde.

Hemen yanı başımızdan başlayan dağ silsileleri üzerinde dalga dalga yükselen ormanlarda, yeşilin enva-i çeşidine vuran güneşin ortaya koyduğu o müthiş manzarayı bu kadar güzel hangi ressam ifade edebilir ki... Mümkün müdür böyle bir şey…

Dünyanın keşfettiği, gelip keyfini yaşadığı bu güzellik bizim insanımızın yanı başında, hem de çok yakınında. Ancak çok azımız, bir avuç kadarımız biliyor, gelip bu güzelliği yaşıyor, bu havayı soluyor.

Nerde oralara gitmek için imkAn, para diyebilirsiniz. Bu iş öyle büyük para işi falan değil… Kaldı ki parası olanlarımızın bile büyük çoğunluğu bilmiyor, haberi yok bu güzelliklerden. Daha da enteresanı bilmek gibi bir derdimiz, sorunumuz yok. Hayatımızı; günlük iş, çalışma, para kazanma, iddia, hırs üzerine kurmuş, binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete…

Bırak kendimizi çocuğumuzun, torunumuzun geleceğini hesap edip, onların da hayatını garanti etmeye çalışırken, ne kıymeti olurmuş ki Ayder'in!... Gerek Ayder'deki, gerek ülkemizdeki, gerekse dünyanın değişik yerlerindeki güzelliklerin, gören gözlerin şanslı olduğu tabiat değerlerinin ne anlamı varmış ki!... Böyle düşünüyoruz aynen, öyle değil mi?

Büyük Divan Şairimiz Hayali'nin ne kadar doğru söylediğini şimdi daha iyi anladınız sanırım.

“O balıklar ki, denizin içinde yaşarlar, ama yaşadıkları denizi bilmezler.”



Bu Haber 2198 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI