11 Eylül 2015 Pazar
ARİF TAKICI
Sözün Bittiği Yer

Otuz yılı aşkın zamandır verdiğimiz şehitler nasıl yüreğimizi yakıyorsa, son verdiğimiz şehitlerimizin acısı da misliyle yüreklerimizi dağlamıştır.

Aziz Şehitlerimize Allahtan rahmet, kederli ailelerine sabır ve selamet diliyorum.

Diğer zamanlarda olduğu gibi, en son verdiğimiz şehitlerimiz ile ilgili olarak ülke genelinde oluşan tepki ve reaksiyonlar ile mitingler düzenlenerek telin edilen PKK terörü karşısında yüreklerin ülke meseleleri için toplu atışı tabii ki çok önemli.

Ancak, Sayın cumhurbaşkanımızın da dile getirdiği gibi, artık sözün bittiği yerde olduğumuzun ve PKK teröründen en fazla zarar gören bölgenin doğu bölgesi olduğunun bilinciyle meseleyi cesurca ve sağduyulu şekilde  aslen doğuda yaşayan ve öncelikle de Kürt halkınca düzeyli tepkilerin ortaya konmasını  gerçekleştirecek adımların atılması  görevdir, zorunluluktur, hatta vatan topraklarından ortak faydalanmanın, beraber var olmanın, çanakkalede koyun koyuna yatmanın,   ortak vatana karşı olması gereken vefanın teslimidir…. Bu bir keyfiyet değil, mecburiyettir.

Az sayıda da olsa, doğuda ki bazı cesur muhtarlarımızın ve sivil inisiyatif kuruluş temsilcilerinin gösterdiği tepkiler önemlidir, ancak çok yetersizdir.

Artık doğulu anne babalardan, muhtarlardan,  sivil inisiyatif kuruluşlarından, iş adamlarından, aşiret reislerinden, bilim adamlarından, yazar çizer ve aydınlardan, sanatçılardan, siyasetçilerden, din önderlerinden, esnaftan ve tabiatıyla halktan, PKK' ve ona destek verenlere karşı daha tok ses ile tepkiler ortaya konması kaçınılmazdır.

Diyeceksiniz ki, kolay mı?  Herkesin çoluk çocuğu var, PKK'dan korkularına ses çıkarabiliyor mu?

Bunu göreceli bir düşünce olarak görmem!  Yıllarca PKK kalleşlerinin gölgesinde ekonominin gelişemediği ve huzurun olmadığı bir bölgede korkarak ve sindirilmiş sakat bir ruh haliyle yaşamaktan ise gerekirse adam gibi ölür bedel ödersiniz, ama çocuklarınızın yarınlara daha güvenle bakmasını sağlarsınız!

Evet, ülke genelinde PKK belasına karşı ortaya konan tepkiler ve mitingler birlik beraberlik ruhunun bir tezahürü olarak anlaşılır önemli bir durumdur… Ancak bu reaksiyonların kontrol edilebilir olması ve suiistimal edilip provokasyonlar ile kontrolden çıkmasının denetlenebilir olması da o nispette önemlidir.

Benim anlayamadığım ve anlamaya çalıştığım önemli bir husus da şudur:

PKK'nın verdiği baskınlar karşısında hava kuvvetlerimiz ve kara birliklerimiz müthiş ve geniş ölçekli bir şiddet ile karşılık veriyor, dolayısıyla bu harekAtlarda PKK'ya önemli kayıplar da verdiriliyor… Fakat alınan sonuç gereken kadar olamıyor,  verdiğimiz şehit sayısını azaltmıyor. 

Peki,  hani tıpta koruyucu hekimlik derler ya… PKK saldırmadan önce,  öncelikli olarak istihbaratlar değerlendirilerek, PKK'nın gerek kuzey Irak, gerekse ülkemiz içersindeki yapılanmalarına şiddetle baskınlar verilerek süpürme harekAtları yapılabiliyor mu? Ön istihbaratlarla canlarına oy tıkanabiliyor mu? İşte ben bunun cevabını arıyorum!   

 



Bu Haber 706 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI