17 Ağustos 2009 Pazar
ARİF TAKICI
İstiyorum... Özlüyorum...
Çocukluğumu istiyorum tüm berrak ve duruluğuyla! Hayır, hayır imkansız demeyin sakın! Hem imkansız deseniz bile hayallerime sınır koyamazsınız ya!... Biliyor musunuz, benim hayallerim bulutlar kadar özgür!... Sınırı galaksilerden ötedir!...

Ben asfaltta top oynadığım zamanı özlüyorum.  TV sarmalından uzak kış gecelerindeki sohbetleri… Komşuluk, akrabalık dayanışmasını… Karşılıksız yürekten sevmeyi özlüyorum.   Ben domatesi ısırdığımda suyunun yanaklarıma sıçradığını, bostanın mis kokusunu özlüyorum. 

Özlüyorum işte,  var mı bir diyeceğiniz?... Mahallemizdeki üstü kiremitli, önü bahçeli  evleri özlüyorum.   İçinde çeşit çeşit meyveleri olan  bahçeleri özlüyorum. Belki de o  komşu bahçelerinden birinden, şöyle çaktırmadan bir meyve yürütmeyi de  özlüyorum. Hanımcıkların, Bekir Usta'nın, Ellibeş'lerin, Hamdi Usta'nın, Adil Usta'nın, İlyasoğullarının, Muhtar  İbrahim Ağabeyin, Emin ustaların, Babucoğularının, Kocatorosların, Hocaların ve daha aklıma gelmeyenlerle birlikte çömlek atölyelerini, fırınlarını özlüyorum… O fırınlara  çömlek doldurmaya yardım edip, harçlık çıkartmayı özlüyorum… Makinede çamur çekmeyi, sonra topaç yapmayı özlüyorum…Fırın fayrap olunca,  mısır közlemeyi, o közde güveç pişirmeyi özlüyorum…

Ben, içine lağım akmayan, koli basili olmayan, otuz çeşit balık barındıran, pet şişeleri, naylonları sahile kusmayan denizimi özlüyorum…Köprüden Yalıkahvesi  Burucucu  tarafına baktığımda o eski Ünye evlerini seyretmeyi özlüyorum…Ben Rüya Sineması'na, Paşabahçe Sineması'na, Yeni Sinema, Belediye ve Konak Sineması'na gitmeyi özlüyorum…

Amasya  ve karpuz elmasını, hırtarış üzümünü özlüyorum… Ben şimdiki çocukların bilmediği  çelik çomak oynamayı,  pıtık  oynamayı, guk oynamayı, birdirbir oynamayı, çamurdan araba yapmayı, pöyrekle  oynamayı özlüyorum…Topyanı, Adaarası, istediğim her yerde kısa zamanda iki tavalık  balık tuttuğum,  ‘'hatta o bollukta'' Cemal Ağabeyimin elle bile balık tuttuğu zamanı özlüyorum…Ben  düğmesine bilye oynarken kopçamı  dikine  sabitleyebileceğim  toprak zemini özlüyorum… Komşu teyzenin “Gel  oğlum, bize biraz dut silkele” diye çağırmasını,  sonra da sergiye dut silkelediğim o zamanı özlüyorum… Ben incir ağacından patlangoç yapıp, mandalina kabuğuyla patlatarak  oynadığım yılları özlüyorum... Ben annemin hurma balı ve mısır unundan yaptığı  helvayı özlüyorum… Bileki ekmeğini, üzüm  suyu ile yapılıp  dilimlenerek yenilen tatlıyı, cevizli kabaklı hurma balını özlüyorum!..

Ben evimizde suyun, tere yağının, turşunun, salçanın çömlek kapta muhafaza edildiği, plastiğin olmadığı zamanları özlüyorum…Ben  anama,  babama,  yakınlarıma ve arkadaşlarıma kartpostal  ve mektup yazdığım ve aldığım zamanları özlüyorum…

Ben,  selamlaşmalarda yüzlere yakışan, yapmacıklıktan ve riyAkarlıktan uzak o içten gülümseyişleri özlüyorum.  



Bu Haber 1598 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI