17 Ekim 2015 Pazar
ARİF TAKICI
Değerler Katsayısındaki Yerimiz

Öncelikle 10 Eylül günü Ankara ‘da meydana gelen hain terör saldırısında hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allahtan rahmet, kederli ailelerine sabırlar diliyorum, yaralı yurttaşlarımıza şifalar diliyorum.  Bu hain saldırı ülkemizin bütünlüğünü hedef almış bir saldırıdır. Dış güçler ve onların içerdeki taşoranlarınca yapılmış olan bu alçakça saldırıya karşı,  tüm siyasi partiler ve vatandaşlar olarak milli bütünlük ve irade ile karşı durmalı ve ortak mücadele etmeliyiz. İnanıyoruz ki, güvenlik güçlerimiz en kısa sürede olayın faillerini yakalayarak adalete teslim edeceklerdir.

 

Değerler katsayısındaki yerimiz:

   Değerler katsayısındaki yerimizin iyiye gitmediğine dair gözlemlerimi paylaşmak zorundayım.

   Yazılarımı takip eden çoğu okuyucum, genellikle sosyal ve eğitim ağırlıklı yazdığımı bilir. Neden böyle yapıyorum?   Çünkü bu konuda çok yazma zarureti olduğunu görüyorum.

    Bir kere sinir raflarımız çok dolu.  Ani reaksiyonlar gösteriyoruz.  Çok çabuk kızan huyumuz var. Bu hiç sağlıklı bir gidişat değil… Bu huyumuz yüzüğünden, evlat ebeveyn,  kardeşler,  komşular, akrabalar, arkadaşlar, siyasi partiler arasında ve de günlük sosyal hayatın içersinde ki ilişkilerde bir sürü yersiz dipsiz münakaşa ve sorunlar, kavgalar, hatta cinayetler oluyor.

      Milletçe bir mantık eğitiminden geçmemiz gerekiyor… Bence öncelikle okullarda mantık eğitiminin üzerinde daha fazla durulsa, kısa süre içersinde de Halk eğitim Merkezlerinde mantık ve değerler eğitimi verilse iyi olur vallahi. Belki çoğunuz Diyeceksiniz ki, ne yani şimdi biz mantıksız mıyız?

       He Vallahi….  Evet…  Çoğumuz mantıksız hareketler sergiliyoruz!

    Her tarafımız dökülüyor…  Davranışlarımızın % 60'şı tutarsız ve ciddi derecede arızalı.

      Ne Müslüman gibi ne de Avrupalı gibi yaşıyoruz… Dindar ya da dindar olmayanları ayırmadan söylüyorum…  Sosyal davranışlarımız ne Müslümanlığa uyuyor, ne de Avrupalıya…  Dindar olanımızın da, olmayanımızın da çoğunluğunun davranışları ciddi derecede tutarsız.

      Sosyal özürlü bir millet olmanın müzminleşmiş ve tamire ihtiyaçlı sakatlığıyla, benliğimizin ve kültürümüzün erozyon geçirdiğini ve meçhule sürüklenmenin tehlikeleriyle karşı karşıya olduğunu söylemek zorundayım.

      ARIZALI SOSYAL DAVRANIŞLARIMIZ:     Komşusunu rahatsız etmek,  şehrin göbeğinde günlerce odun keserek insanları rahatsız etme hakkını kendinde görmek, komşusunun kafasına halı silkelemek,  komşusunun alt balkonunda çamaşır varken yıkadığı ıslak halıyı asarak alt komşusunu rahatsız etmek, açtığı yüksek desibelli müzikle etrafa rahatsızlık vermek, sokağa çöpünü sümüğünü balgamını atarak insanları tiksindirmek,  hacı konvoyundan düğün konvoyundan asker konvoyuna kadar yersiz kona sesleriyle insanları rahatsız etmek,  onca kazaya rağmen hala düğünlerde takır takır silah atmak,  ( tabi daha da çoğaltabileceğimiz) bir sürü sosyal arızalarımızı kanıksar hale geldik. Artık normal gibi geliyor bunlar bize.   Ve bunları yapanlar kendilerini haklı görüp şikAyetçi olanın da üzerene yürüyorlar ha… İşin en sakat ve anlaşılması zor tarafı da bu.

 

     İşin diğer en sakat tarafı da ne biliyor musunuz?  Empati yapma refleksimiz oksitlenmişâ€¦ Çalışmıyor! Mukayese yapma melikelerimiz de hücre kaybı var… Empati yapamıyor,  olaya soğukkanlılıkla durup bir de karşıdan bakamıyoruz.

    O zaman ne oluyor?  Kabahati işleyenin kabahat sonrası davranışları özründen daha büyük oluyor. Kabahati nedeniyle uyarıldığında haksız da olsa inatla haklı olduğunu iddia ediyor, başkalarını rahatsız edecek sosyal bir kabahati yetkililere bildirilip uyarı aldığında ise, vay beni kim şikAyet etti cümlesinden başlayıp ağza alınmayacak küfürlere geçiyor ve tüm terbiyesizlik ve egosunu dışa vuruyor.

      Milletimin son yıllarda kaşarlaştırarak sergilediği her daim her konuda kendini haklı görme hali çok sakat ve tehlikeli.  İnsan her konuda haklı olur mu? Evet…  Cahil ise olur!

    Adabı muaşeret nerede derseniz, o tatilde ya da gizleniyor kardeşim… Ama görürseniz, allahınızı severseniz bana da haber verin... Bizi yalnız bıraktığı için ona birkaç sitemim var.

  AKP Hükümeti zamanında Ülkemizde sağlık hizmetleri son derece iyi bir merhaleye gelmiştir.

   Birde şu ahlak ve akıl sağlığımız, sosyal davranışlarımız hususunda ki sakatlıkları çözebileceğimiz sentezi kurup da aracımızın rot ayarına verdiğimiz önemin hiç değil birazını akıl ve mantık tamir üniteleri kurarak, kentsel dönüşümle birlikte zihinsel dönüşüm meselesini de halletsek iyi olacak. Bunun için bir TOKİ kurmaya gerek yok. Bunu becerebilecek akademisyenlerimiz var. Ha akademisyen olmasına rağmen tuhaflık ve tezatları ruh dehlizlerinden silememiş olanlara da toplum mühendisliği verecek haliniz yok tabi canım.



Bu Haber 555 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI