26 Aralık 2015 Pazar
ARİF TAKICI
İlişkilerimiz

Ne kadar çok haberleşiyor gibiyiz, değil mi?  

Mesela çoktan unuttuğumuz bir davranışımızı hatırlayıp, yılbaşında yakınlarına tebrik kartı atan olacak mı içimizde?  

Şayet siz duyarsanız bana da haber verin ki, tebrik edelim kendisini! 

Evet, ne demiştik?    

Ne kadar haberleşiyoruz?  

Sizce nedir bunun cevabı?  

Her gün birbirimizle defalarca telefonla konuşmamız, cep telefonu ve sanal Alemden mesajlar atmamız, meyiller göndermemiz,  gerçekten birbirimizle eski zamanlara göre çok iyi iletişim kurduğumuzun göstergesi olabilir mi?   

Her gün mütemadiyen cep telefonlar elde…  Toplu taşıma araçlarında, hastane de sıra beklerken, durakta dolmuş beklerken,  reklam sırasında dizinin başlamasını beklerken,  yemeğin hazırlanmasını beklerken, arkadaşımızın gelmesini beklerken, yolculuk yaparken, velhasıl her fırsatta haberleşmek ve oyun oynayıp eğlenmek için elimizden düşürmediğimiz teknolojik aletler gerçekten iletişimimizi ne ölçüde sağlıyor?   

Mesela yılbaşında çekilen yeni yıl kutlama mesajları ne derece kalbi duygulara temas edecek, mutlu olmamıza eşlik edecek?  

Bütün bunlara verilecek cevabım,  maalesef teknoloji kullanılarak yaptığımız tüm haberleşmeler ile bir birimize çok yakın ve o kadar uzağız! 

Çünkü uygulamada kullandığımız iletişim envanteri ile bir birimizin kalbine, gönlüne, ruhuna, yani sevgiyi besleyen merkezlere komut veren beynimize bağlı hiçbir kavrama dokunamıyor, beynimizin mutluluk hormonu üreten bölümüne pozitif irtifalı referanslar ve frekanslar iletemiyoruz. 

Yani çok ilginçtir, Merih'e ve yaşayanlar olabileceğini varsaydığımız birçok gezegene sinyaller gönderebildiğimiz halde dünyamızda birbirimizin gönlüne yeterli boyutta sevgi sinyalleri gönderemiyoruz. 

Bunun bize telafisi zor birçok olumsuz dönüşü var:   

Çünkü o mesajlar sevgi molekülleri taşımıyor… Çünkü o mesajların çekirdeğinde maddenin ham halinin matlaştırdığı durağan sentez var…  Çünkü o mesajların sinyalleri göz kulak ve beyine sirayet ederken gönül kriptosunda bozguna uğrayıp parçalanıyor… Çünkü o mesajların orijini talisi insanın kalp  ve ruh denkleminin bağlantılı olduğu insan tabiatı ve DNA'sındaki  alınganlıkta bekleyen aşk ve sevginin izole edilgenliğine geçit vermiyor… Çünkü  kronik teknoloji bağımlısı olmak  bizi her iletişimi sanal alemde sağlama manyağı yapmakla kalmıyor, düşünce katsayımızı, analiz  ve yorum yeteneğimizi, araştırma irdeleme kabiliyetimizi, ideali  saptama ve ufuk açıcıcı düşünce refleksimizi dumura uğratıyor... Çünkü bu petrol türevi sağlıksız aletler DNA'mızı bozabileceği gibi aynı zamanda bizleri hareketsiz bırakarak genç yaşta ihtiyar vaziyeti almamıza sebebiyet veriyor.  

İşin bir diğer tuhaf tarafı ise tüm mahremiyetlerimizi sanal Alemde paylaşıyor olmamız değil midir?   

Hiç gizlimiz saklımız kalmadı vallahi!   

Mahremlerimiz başkalarının bilgi raflarında olduğunca istif!  

Her attığımız adımı sanal Alemde paylaşır olduk. 

Birbirimize yüz teması ile anlatacaklarımızı da sanal Alemden paylaşma tutumu hasbi hal etmemizi de örseledi tabi.  

Eh sohbet etmeyen insanın cümle kurma refleksi de zayıflar oldu… Eh böylece konuşurken gelişen düşünce refleksi de durağanlaşıp oksitlendi…  Eh kıyas marifeti de yanılgılar yumağında yalamalaştı… Eh sohbet isteyen gönül kilometrelerce aradığı halde çiçeğini bulamayan arıda olduğu gibi bitap düşüp çare mekanizmalarının tuşlarına basmakla umutlarının paslı dişlilerini yağladı biçare.  

Çünkü gönül sohbet ister…  Ağlamanın da gülmenin de, konuşmanın da dinlemenin de, sormanın da cevaplamanın da,  tebessümün de sırıtmanın da, sevmenin de nefretinde, yani tüm bunların ifade edilişlerinin hakiki olanını ister.   Bu arada, hadi gözünüz aydın…  Akıllı telefon ve internet kullanımında Dünya sıralamasında ikinci imişiz… Vay be…  Ne başarı ama!  

Yeni yılınızı tebrik ediyor, sağlık ve mutluluklar diliyorum.  

Ha, bana yılbaşı mesajı çekmeyin…  Tebrik göndermeseniz bile, hiç değilse telefon edin.



Bu Haber 679 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI