18 Ocak 2016 Pazar
ARİF TAKICI
Reklam Arası Film Ve Kültür Erezyonu

Haklarında Paralelci olduklarına dair basında haber çıkan bazı RTÜK üst düzey yöneticilerinin gözüne kestirdikleri medya gruplarına insafsızca ceza yağdırmalarını, ama buna mukabil bazı Televizyonlardaki apuk sapuk diziler ve bol reklamlı insanı bezdiren uzun diziler ve de filmler için gıklarının çıkmamasını anlayamıyorum.  

       Bu yazımda biraz bu konulara değinmek istedim:  

       Bir kere Türkiye'de diziler çok uzun.  İki buçuk saate kadar uzayan dizi film olur mu yahu?  

        Araya bir sürü reklam koyarak dizileri iki buçuk üç saate yakın uzatılıyorlar…  Millet tabiri caizse reklam arası dizi film izliyor. Hiçbir gelişmiş ülkede bu kadar uzun süren film ve diziler olmaz.  

    İnsanları bıktıran bir uygulama bu! 

       Diyecekseniz ki seyretmesinler o zaman efendim… Doğru… Seyretmesinler…   Ama bu kabil olmuyor maalesef. Çünkü televizyon bağımlılığında Dünya sıralamasında önlerdeyiz kardeş.   

 

     Bir dizinin azami 45 ya da 60 dakika sürmesi yönünde düzenleme yapılması lazım. 

        Bundan daha uzun diziler yapılmasına müsamaha göstermek, hem insanların verimli zamanlarını saatlerce TV karşısında geçirmelerini teşvik etmek olur, hem de TV karşısında geçirilen o zamanlar zevkle değil, işkenceyle geçirilmiş olunur.   

   Diğer taraftan dizi filmler içersine bu kadar çok fazla reklam almakta akla ziyan ve insanları suiistimal eden, onların bu yolla taciz edilmesine ve aptal yerine konulmasına işaret eden bir uygulama.  

   Tabi ki medya da kazansın… Ben de medyanın içersinde olan biri olarak isterim bunu… Ama bu makul çizgiler içersinde gerçekleşmelidir.  

       Birde senaristler, film yapımcıları ve kanallara söyleyecek sözümüz var: Kardeşim vurdulu kırdılı, aldatmanın üçkAğıtçılığın kol gezdiği, aşkın ihtirasın illa da metresle yaşamanın tüm dizilerin adeta sosu olduğu bu film ve dizileri Türk Milletine neden reva görüyorsunuz? 

    Şayet maksadınız Milletimizin örf, adet, gelenek ve güzel hasetlerini yozlaştırmak ve kültür erozyonu yöntemiyle çökertmek değilse, bunu neden yapıyorsunuz? Alo… Reyting mi dediniz? 

   Başınıza reyting kadar taş düşsün emi!  

      İyi de…  

   Kardeşim bu Milletin yaşamı sizin dizilerde konu ettiğiniz mevzularla mı eşdeğer yani?  

      Tabi bazı ahlaki ve milli değerleri barındıran türde film ve dizi yapan yapımcıları bu eleştirilerden ayrı tutuyor, tenzih ediyoruz! 

    Türk film yapımcılarının içersinde dünya standartlarında eserler ortaya koyabilecek kapasitede olan ustaların olduğunu teslim ediyorum.  Ama onların Milletimizin genlerine, kültür ve ahlaki boyutlarına uygun senaryolar geliştirmeleri, giderayak erozyona maruz kalan değerlerimizin muhafaza edilmesine önemli katkılar sunmaları çok önemlidir. Ve bunu kendilerinden bekliyoruz. 

      Geçtiğimiz günlerde kanalları karıştırırken çocuklar duymasın dizisinde Yeşilay Teşkilatı ve bağımlılıkla ilgili mücadelesinden tanıdığım narkotik komiseri zafer Tezcan'ı gördüm.  

    Kendisine verilen rolde bir kafede uyuşturucu ile ilgili olarak gençlerle sohbet ederek onları uyarıyordu.  

                     Bu güzel bir örnek… Benzer nitelikte,  değerler eğitimi ve farkında lığı bakımından değişik dizi ve filmlerde kısa da olsa eğitici konular konulamaz mı?  

              Çok tabidir ki konulabilir!  

         Devletimizin de bu manada yapımcıları teşvik etmesi yüksek derecede önem arz etmektedir! 

     Millet olarak ve de izleyici olarak herkese bir hususta önemli görev düşüyor… Nedir o?  

      Uygun görmediğiniz  ve ahlaki bulmadığınız film ve dizilerle ilgili kanalı,  RTÜK'ü ve ilgili mercileri değişik  elektronik  ve yazışmalı yöntemleri kullanarak uyarmalıyız….  Ancak bravo dediğiniz senaryolar için de aynı şekilde takdir duygunuzu o güzel eserin muhataplarına teşekkür ederek belli etmelisiniz! 



Bu Haber 712 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI