6 Şubat 2016 Pazar
ARİF TAKICI
Var Olmak

Var olmak nasıl bir kavramı ifade ediyor?   Başta insan olmak üzere canlı ve cansız varlıklar aslında ne ölçüde ve hangi gerçekte varlar?  Sadece saman yolu galaksisinde 24 milyar yıldızın olduğu ve bundan başka sonsuzluğun barındırdığı milyarlarca galaksi ve yıldız kümelerinin içersinde ki dünya denilen gezegen,  üzerinde bir kısmı da insan olan milyarlarca canlıyı barındırıyor.   

     Dünya'da var olmak… Dünya'da sadece fiziki ya da biyolojik anlamda var olmak, gerçekten olmak manasında tanımlanabilir ve kabul edilebilir mi? Var olmanın tanımı ve tarifi nedir?  

  Mesela kendini bilime adamış, kendisini çoluk çocuğunun rızkını kazanmaya adamış, kendini vatanını savunmaya adamış,  kendisini ülkesini kalkındırmaya adamış, kendisini yavrusunu en iyi şekilde yetiştirmeye adamış anne ile… Yani düşünüyorum çabalıyorum ve öyleyse varım diyen ile sadece biyolojik ve fiziki olarak olup da aslında ruh olarak var sayılmayan arasında ki var olmak kavramının tanımı nasıl saptanmalı mesela?  

   Tamam, eşrefi mahlûk olan insan özel sıfatlarıyla diğer canlılar ile gezegeni paylaşıyor da, gerçek var olma saptamasında insan dışındaki canlılar ile insanın var olma mukayesesini yaparken hangi enstrümanları kullanacaksınız?  

   Bir salyangoz ile ya da ne bileyim bir aslan ya da bir kuş ile insanın var olma kıyaslamasını yaparken tercih edeceğiniz argümanlar neler olacak?  

    Var olmanın gerçekte bir canlının yaradılış gayesinin tezahürü olarak hareket etmesinin tarifi ve tescili olduğunu düşünüyorum!  

     Mesela var oluş gayesine göre toprağı havalandıran yılan ve solucan,   bataklıkları temizlemek için sinekleri yiyen kurbağa,  aşılama görevi yapan arı ve sinek,  fare neslini dengeleyen kedi ya da yılan neslini dengeleyen tavuk vesaire ile yaradılış gayesine göre hareket etmeyip miskin bir hayat yaşayan insanın var oluşları bir midir?  

     Yani bu durum da hangisi var ve yoktur sorusunun bir cevabı olmalı!  

    Dünü boş, şimdisi boş, sonrası meçhul olan insan aslında yoktur… Dünü ve şimdisi olan tüm türler ise vardır!   

         Alim ölse de yaşar… Cahil yaşarken de ölüdür. Hz Ali.   

              Hazreti Ali'nin sözleri bizim bu yazımızın ve benzer binlerce bu manadaki yazının cevabıdır aslında.  

      Yaradılış gayesine göre var olduğunu iddia edenin, yani her hangi bir hayvandan farklı olduğunu düşünen insanın, öyleyse var olduğunu kabul etmemiz için var oluş sebebine göre gerekli fiiller sergilemesi lazımdır!     

      Bir tanıdık vardı var olma sebebine aykırı hayat yaşayan ama bu aykırılıklarla huzur bulmaya çalışıp bir türlü huzuru bulamayan!  

   Vermeye, sevmeye, gelmeye, ibadete ve Allah'ı hatırlamaya, üretmeye, okumaya, sohbete, ilim dinlemeye hiç vakti olmadığını düşündü hep.  

     Mezarlık ziyareti yapmaya da hiç vakti olmamıştı… Karısı ve çocukları ile sohbet etmeye de, hısım akrabayı arayıp gözetmeye de hiç vakti olmamıştı.  

  Ve böylece, kendine benzer binlercesi gibi yaradılış gayesine tezat boşluklar içersindeki o mat verimsiz ve miskin hayatı tükenip üzerine tahtalar dizildiğinde hiç iyiliğe vakti olmayan bu adamın, bir süre sonra vücudunu kemirmeye başlamıştı yılanlar çıyanlar yaradılış gayesine uygun olaraktan.  

  Ama  o hiç olmadı,  ölü gibiydi zaten yaşarken de dünya'da…  Ama şimdi gerçekten var olmamanın adaşı olan ölüler dünyasında kendi huyuna suyuna uygun,  yokluğa teslim gibi,  yokluk zannedilen ama gerçek var oluşun en adil kavşağında kıyamet sonrası Arasat meydanındaki toplanma gününü bekliyordu!  

    Cenazelere gitmeyi hiç istemedi,  hadi gitti diyelim o zaman da caminin avlusunda sigarasını tüttürerek bekleyip namaza girmedi camiye,  sadece cenaze namazına katıldı kültürel bir davranışın usulünü yerine getirme psikolojisi ile… Ayetlerin yazıldığı yeşil örtüyü hiç sevmedi tabut üzerine serildiğinden ve gericiliğin simgesi olduğunu düşündüğünden.   

   Ama bir sabah saat 9'da onun içine girmediği bir caminin minaresinden okunan sala ile verilen cenaze haberi, onun sonlandığını haber veriyordu.  

    Onun sevmediği yeşil örtüyü örtmüşlerdi tabutunun üstüne…  Onun yaptığı gibi yaptı arkadaşları da cenazesinin götürüldüğü cami saçaklarında cigara tüttürüp camiye girmeyerek… Ve sadece nostalji olsun kültür olsun diye abdestsiz cenaze namazına katılarak. O yoktu, yine yok oldu… Bir vardı, bir yoktu…  



Bu Haber 709 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI