13 Şubat 2016 Pazar
ARİF TAKICI
Şimdi İşim Var

Eski yıllarda işimizin azlığından mıdır bilmem…  Dinlemek ya da hatır sormak için mazeretler üretmek pek düşünülmezdi.    

Oysa şimdi işimiz var hep bizim…  Acelemiz var hep bizim…. Vaktimiz yok  hiç bizim…. Kafamız dolu dinleyemeyiz, vallaha şu anda katlanamayız işte biz kimseye.  

Bu akşam gelmesin dizi filmimi kaçıramam onun yüzünden, başka akşam gelsin!  

Yok, yok, o akşam da ben gidemem, maç izleyeceğim, hem o akşam senin de dizin yok mu?  

Az dur internette patates domates yetiştiriyorum, lafa tutma bak senin yüzünden domateslerim çürüyecek.  

Ben sana sonra dönerim, şu anda internette kumar oynuyorum,  tam heyecanlı yerindeyim, ben sonra sana döneceğim.   Şimdi vaktim yok, ben sana fecbok'tan bilgi atarım.  

Az sus oğlum, kendin çalış dersini işte, ben ne anlarım senin dersinden,  hadi hadi sonra görüşürüz, şimdi maçın tam heyecanlı yerinde uğraşamam seninle.  

Ne dedi öğretmenin yahu, başlatma şimdi öğretmeninden, sonra anlatırsın hadi! 

Bey hani şu bizim yan komşu var ya,   yağ bırak hanım şimdi zamanı mı tam maçın heyecanlı yerinde!   

Bey bizim kızın…. Bırak şimdi kızı mızı, offf of, bırakın bir kafamı dinlim,  şu haberleri dinleyeyim yahu.  

Onun da vakti yoktu:  Entel dantel takılıyordu.  Aydın gözükmeyi çok seviyordu.  

Kitap okumuşluğu da vardı hani sosyalist içerikli olanlardan. Halkın cahilliğinden yakınması çoktu.  Unun vakti yoktu öyle uzun taziyelerle, Aminli falan ölü okumalarıyla… Cenaze namazlarına da kültürel bir olgu olduğunu kabul ederekten katılıyordu sadece, yoksa duası için değil.  

Kafasındaki Darvin teorisiyle tasvir ettiği var oluş denklemi ezberinden kesinlikle taviz vermiyor, Allaha inanmamak için ürettiği bir sürü sebepler zincirini karşısındakine kafa sallama destekli ben bilirim söylemleriyle öyle şartlanmışlık psikolojisi ile anlatış tarzı vardı ki,  karşı iddianız sizi anlamasına değil, bir zavallı cahil olduğunuz intibasına yol açıyordu onda sadece.  

Peygamberimize sadece Muhammed diyordu…  Peygamberimiz için zekiydi, çağının filozofuydu o kadar diyordu.     

Mezarlık ziyareti, camiye gitmek, kuran okumak, bunları afyondan faksız görüyordu.   

Cenaze namazına da sadece bir gelenek, kültürel bir argüman olarak kabul ettiği için katılıyor, ama cenaze namazının kılınacağı caminin saçaklarında caminin içindeki cahil milletin namazının bitişini sigara tüttürerek böylece sıkılmadan bekliyordu…   Cenaze namazına da nostalji olsun diye saf tutarak, ona göre okuma cahilliği etmeden hocanın selam vermesini bekleyerek musalladaki tanıdığına son görevini güya yapıyordu.  

Gençlerin özgür olmasına da çok önem veriyordu.  Ona göre, Atatürkçü olarak yetişecek gençler Atatürk düşmanı yetiştirilen camilere yaz kuran kurslarına da gönderilmemeliydi.  

Gençlerin Avrupa'daki akranları gibi özgür olmasını, istediği gibi hareket etmeleri ve özgürlüğü sınırsızca kullanmalarını savunuyordu.   

Bu özgürlüğün sınırlarını sosyal ve ortak alan olan şehir oturma gruplarında gençlerin öpüşebileceğine kadar tolera edebiliyordu.  

Bir tartışmamızda, hayvanlarda o manada sınırsızca özgürlüğü kullanabiliyorlar dediğimde bana kızmış, aynı şey değil demişti.  

Ona göre varlıklı olan herkes potansiyel kapitalistti.  Ast olan her şeyi Devletin tanzim etmesiydi ve o bu fikrinden asla taviz vermeye niyetli gözükmüyordu.  

Osmanlı dönemi de Ülkemizin geri kalmasının tek sebebiydi ve bıraksalar Osmanlı Padişahlarının mezarlarını bulundukları tarihi yerlerinden kaldırıp başka yerlere nakletmeyi isterdi. 

Hiç mutlu değildi… Türkiye'de insan mutlu olur muydu?  Kendi mutlu olmayınca başkasına da sunacağı mutluluğu olmadı. Zaten kimsede ondan bunu istemedi.  

Ha,  ne diyorduk?  Şimdi işimiz var: İşim var, işin var, işi var, işlerimiz var… Senenin yarsını tatille geçirsek bile.  



Bu Haber 691 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI