12 Mart 2016 Pazar
ARİF TAKICI
Avug

Avug daha önce tanıştığım uzaylı bir dostum.    

Dünya da yaptığı son araştırma gezisi ile ilgili o kadar ısrar etmeme karşın bilgi vermeden Dünya dan dan ayrılmıştı.  

Dün aramızda kullandığımız özel şifre ile kendi gezegeninde dünyamızdaki izlenimlerine dair verdiği konferansın özetini atmış bana.  

Şimdi Avug'un uzaylılara verdiği konferansın özetini paylaşıyorum sizlerle:  

       

Değerli katılımcılar, Dünya adındaki gezegene yaptığım son  gezimle ilgili vereceğim konferansa katılmanız beni mutlu etti, hepiniz hoş geldiniz... ( uzayda alkış yok tabi). 

Dünya mutlu olunmak için yeterli sebeplerin olduğu bir gezegen. Ama gördüm ki Dünya ‘da insanların çoğu mutsuz!  

Bunun sebebi, insanların çoğunun bencillik ve egolarından kurtulamamış olmaları. 

Aslında Dünya da herkese yetecek kadar yiyecek var… Ama gelin görün ki bencillik insanların gözlerini kör etmiş,  bunun için birbirlerini boğazlıyorlar…  Bir iyi tarafları varsa, öldürdükleri insanın etini yemiyor, sadece sahip olduklarını almakla yetiniyorlar.    

Size bu konferansımda Dünya'lı dostum Arif'in ülkesinden bahsedeceğim.    

Sanayi devrimini ıskalamışlar.  Bunu telafi etmek için çok çalışmaları gerekirken, tam tersini yapıyor çok konuşuyorlar.   Yanlış anlamayın, konuşmaları gelişmeye yol açıcı değil,  didişme dalaşma  ağırlıklı boş konuşmalar. 

Siyasi partilerin aralarındaki tartışmaları başka konferansımda anlatacağım.  

 

Şimdi sosyal yaşamlarına dair bilgi vermek istiyorum:    

Bunlar çok aceleci bir millet… Trafik lambasının sarı yanmasıyla çalan korna sesleri yeri göğü inletiyor. Ancak anlayamadığım, Trafik lambasında saniye kaybetmeye tahammül edemeyen Türkler,   senenin yasını çalışmayarak ya da tatillerle boş geçiriyorlar… Günün çoğunu TV ve internet ile israf ediyorlar. Yani bunlara vakitleri var, ama Trafik de bir saniye beklemeye tahammülleri yok.  

İşlerinde de işveren lehinde vakit kaybetmeye tahammülleri yok… Mesela ister özel, ister Kamuda çalışsın, saati gelince bir dakikayı bile işyeri için harcamayı kayıp sayıyorlar.  Ama iş sonrası yüzlerce dakikayı boşa harcayabiliyorlar. 

İsmine tütün dedikleri bir bitkiden sigara dedikleri bir mamul yapıyor,  dumanını içlerine çekip geri üflüyorlar. Dünya sigara içme sıralamasında da dördüncü sıradaymış bunlar. 

Bazıları ise meyveyi taze taze o güzel tadıyla yiyeceği yerde, bekletip ekşiterek içiyorlar sonra da başları dönüyor… Ama onlar bundan mutlu oluyorlar… Ne kadar komik değil mi?  

Onlara dedim ki,  bakın bütün gezegenler de aynen başlarınız gibi dönüyor…  Başınızın dönmesi için içki dediğiniz o ekşi ve tatsız suları içmeyin, başınızın dönmesi ve sarhoş olmak için olduğunuz yerde kendi etrafınızda gezegeniniz Dünya gibi dönün, o sulara harcadığınız para da size kalsın!  

Ama hayır… Ben bunu söyleyince yüzüme tuhafça baktılar, söylediklerimi anlamsız buldular. 

 

Ancak bir uygulamalarıyla çok steril insanlar… Sigara dumanını içlerinden geri çıkarmakta aceleci davranmayan bu insanlar,  boğazlarındaki balgamı hiç bekletmeden steril insan olma adına kaldırım ya da yol fark etmeksizin hemen dışarı atıyorlar.  

Çöp konusunda da hassaslar:  Mesela ellerinde bir çöp olmaya görsün,  temiz insan olma refleksiyle çöp kutusuna gitmeye vakit harcamayarak bulundukları ortama atarak vakti pratik değerlendiriyorlar. 

İsraf eden olmamak için burunlarını elleriyle sümkürerek ya da silerek peçeteye gidecek parayı tasarrufa çeviriyorlar,  o sümüklü ellerini de sümüğün kurumasına fırsat vermeden hemen üstlerine silerek steril olmaya ne kadar özen gösterdiklerini ortaya koyuyorlar.  

Teknoloji bağımlılığı sebebiyle aile içersinde sohbet edemediklerinden kaynaklanan iletişimsizliğin biriktirdiği sıkıntıları, yaşam koçlarıyla halletmeye çalışarak, böylece bir meslekte daha istihdama da vesile oluyorlar.  

Salondan bir ses…  Vay be, koçlarım benim.  



Bu Haber 757 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI