9 Nisan 2016 Pazar
ARİF TAKICI
Ah Nefis Seni Ne Edelim

Bu günlerde Sayın cumhurbaşkanının otoriter olduğuna ve Ülkenin onsuz daha iyiye gideceğine yönelik kampanya bazı kesimlerce seslendiriliyor.   

Hatta Cumhurbaşkanı Avrupa ve Amerika'ya şikAyet edilerek gözden düşürülmeye ve ya gözden çıkartılmaya çalışılıyor.  

Onu da geçtik… Cumhurbaşkanı savaş suçlusu gibi gösterilmeye ve bu doğrultuda uluslar arası mahkemelerde yargılanmasına çalışıldı, çalışılıyor. 

Yok artık…   Pes… Vallahi pes! 

Bu ülke ne çektiyse,  çağdaş olduğunu iddia eden, işçinin hakkını çok savunduğunu iddia edip darbeye destek veren,  sivil inisiyatifi ve demokrasiyi temsil ettiklerini iddia eden,  meslek odalarını en iyi biz temsil ediyoruz deyip Bakanlardan daha rahat ve kral yaşayan,  en demokratik parti biziz deyip darbeyi ve vesayet düzenini teşvik eden akıl tutulmalarından çekmiştir.  

Bu ülke ne çektiyse, hukukçu olup hukukun adil enstrümanlarını hukuka göre değil, kendi çıkarına ve kendi çıkarıyla kesişen kesimlerin menfaatlerine göre kullanan sözde hukukçulardan çekmiştir.  

Yavuz Donatı'n da bahsettiği gibi, Yassı ada Başsavcısı Altay Ömer Egesel 1954 seçimlerinde Demokrat Partiden Milletvekili olmak ister.  

Balıkesir'den önseçime girer… Fakat kaybeder. Eğer bu Başsavcı Milletvekili olsaydı Yassı ada Mahkemesinde Menderes ile birlikte yargılanacaktı değil mi?  

Fakat önseçimi geçemediği için aday olamadı… Yassı ada mahkemesinin Başsavcısı oldu… Menderes hakkında dava üstüne dava açtı. Bebek davası, cımbız davası, anlayacağınız yüzlerce  suçlama ile adeta suçlama koleksiyonu yaptı. Ne garip değil mi?  

Kenen Evre'nin kendisi söyledi… Rektörler, meslek odaları, hukukçular, iş adamları, yazarlar, basının güzide mensupları Genelkurmaya gidip, Paşam darbe yapmak için daha ne bekliyorsunuz? Demediler mi? 

Uzak değil, çok yakın zamanda ülkemiz adına tarihe bir demokrasi ayıbı olarak kaydedilecek olan 28 Şubat sürecinde o pek Demokrat Meslek Odalarının Konfederasyon Başkanları, bazı sendikaların Genel Başkanları yani beşi bir yerdeler Hükümeti yıkma teşebbüsüne iştirak etmediler mi?  

O Mahkemelerde adalet dağıtacak olan, Fatih sultanın Mehmed'in bile elinin kesilmesine karar veren hAkimin yaptığı gibi cesurca adalet dağıtması gereken o koskoca hukukçular Genel Kurmayda brifinglere katılıp Hükümete yönelik psikolojik harbe iştirak etmediler mi?  

İlmin temsilcisi olan ve görevi geleceği emanet edeceğimiz gençliğimizi en iyi şekilde yetiştirmek olan o koca Üniversite Rektörleri 28 Şubat sürecine destek vermediler mi?  

Şimdi Demokratlıktan bahseden bazı muhalefet partileri yeter ki iktidar gitsin de, nasıl giderse girsin hinliği ile 28 Şubat sürecine destek olmadılar mı?  

Şimdi de gerek içerde, gerekse dışarıdaki uzantılarla teşekkül eden ve adına muhalefet bile diyemeyeceğim bir oluşum Cumhurun Başını hedef tahtasına oturtmuyorlar mı?  

Ayrıca şu her şeye hayır diyenlerin beyin ve nefislerine ne yapmalı bilmem ki. 

Yahu bu zihniyet barajlara da, yeni yollara da, havaalanına da,  organize sanayilere de karşı çıkmadılar mı?  

Yahu bunlar birinci köprüye de karşı çıkmamışlar mıydı? 

Meslek odaları,  mühendisler odası ve elektrik mühendisleri odası bile ve bazı partiler birinci boğaz köprüsüne karşı çıkanların başında değiller miydi?  

Ne diyelim…  Allah akıl fikir ve hidayet versin bunlara!  

Bunların nefislerinin ayarı bozulmuş! 

Bir şey diyeyim mi? 

Biz demokrat olmayı da, solcu olmayı da pek bilmiyoruz galiba.  

Çünkü ülkemiz solcularının solculuğu,  o pek itibar edilen batı solcularının solculuğundan biraz farklı da.  Onun için diyorum… Hani…  Solu temsil eden partiye de bir süre oy vermiş biri olarak 



Bu Haber 759 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI