14 Eylül 2009 Pazar
ARİF TAKICI
Kaygı çatışması...
Kişilik yapısını ve davranışlarını inceleyen biyolojik, fizyolojik bütün kurumlar ve bütün ruhbilim öğreticileri daima kaygıya (anxiety) yer vermişlerdir.

Kimi kaygıyı kişiliği oluşturan ilk, temel güç olarak kabul etmiş; kimisi de ikincil olarak, oluşan ama kişiliğin yapılanmasında, gelişmesinde ve davranışın ortaya çıkmasında önemli rolü bulunan bir etken olarak değerlendirmiştir.

Kişiliğin yapısında ve gelişmesinde önemli bir etken olan duygulanım ve coşku durumlarıyla birlikte ortaya çıkan ve onlara eşlik eden fizyolojik belirtiler olduğundan söz edilmiştir. Merkezi sinir sistemi fizyolojisiyle uğraşanların genel olarak kabul ettiğine göre, insanın içinden, ya da dıştan gelen bir uyarım, başka bir deyişle, yeni bir durum, istem dışı çalışan sinir sisteminde (nörovejetatif sistem) değişme yapar. Kan basıncı, kalp atışı, solunum sayısı artar. Mide-barsak hareketleri hızlanır. Tükürük salgısı azalır. Ağız kurur. Kan şekeri yükselir. Gözbebekleri genişler. Çizgili kasların gerginliği artar. Titreme olur Derinin direnci çoğalır. Bütün bu değişmeler, merkezi sinir sisteminde adrenalin denilen kimyasal bir ileticinin, ya da ona benzer başka kimyasal ileticilerin kan düzeyinin artışını gösterir.

Kimi araştırıcıya göre, uyarım ve yeni durumlar karşısında nörovejetatif sistemde ortaya çıkan değişmeler kanda adrenalin ve benzeri kimyasal maddelerin düzeyini yükseltir. Bu yükseliş fizyolojik değişmelere neden olur. Bu değişmelerin kişi tarafından algılanması, hissedilmesi kaygı yaratır. Kimi araştırıcıya göreyse, bir uyarım ve yeni durumlar karşısında ruhsal olarak duyulan kaygı kanda adrenalin düzeyinin yükselmesine yol açar Bu yükselme söz konusu fizyolojik belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur.

Özetle; insan dıştan gelen bir uyarım, ya da bir durum karşısında fizyolojik olarak kaygı duyar. Bu kaygıya neden olan, ya da bu kaygıyla birlikte ortaya çıkan adrenalin ve benzeri maddelerde artma ve belirtiler görülür.

Organizmanın karşılaştığı değişik durumlarda adrenalin ve benzeri maddelerin artması, bununla ilişkili belirtilerin incelenmesi son yirmi yıl içinde üzerinden en çok durulan araştırma konularından biri olmuştur.

Silverman kaygı duyan kişilerde adrenalin salgısının arttığını, Levi güzel film seyredenlerde idrarla atılan adrenalin ve noradrenalin miktarının azaldığını buna karşılık korkunç, heyecanlı film seyredenlerde çoğaldığını göstermiştir. Elmadjian ve çalışma arkadaşları yarışmasında, Euler ve Lundberg ise uçuş sırasında pilotlarda adrenalin ve noradrenalin kan düzeyinde yükselme gösterdiğini saptamışlardır.  



Bu Haber 1669 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI