30 Nisan 2016 Pazar
ARİF TAKICI
Gevşemek

Yıllarını Sanayi sitesinde geçmiş biri olarak gevşemenin fiziki manada getireceği riskleri bilirim. Mesela rot ayarınızda gevşemeler varsa, aracınızın önemli parçalarında ki somunlarda gevşemeler varsa, bu gevşemelerin kimi kısmi kimi ise hayati risk meydana getirebilir. Ya da paslı yerlere aldırış etmezseniz çürüyebilir.  

 

 Yani sizinde gevşeklik gösterip aracınızı belli mutatlarla kontrol ettirmemeniz karşısında üzücü durumlarla karşılaşacağınız muhakkak.  

 

 Bu gibi sorunlar sadece aracınız için geçerli değil elbette… Hayatın her evresi için geçerlidir. 

 

 Fiziki parametrelerde meydana gelebilecek hayati olmayan bazı sorunları belki telafi etme fırsatınız olabilir…  Ancak, insan olarak ruh dünyamızda, ahlakımızda meydana gelen gevşeklikleri telafi etmek bazen zor, bezende imkAnsız hale gelebilir değil mi?   

 

 Hani bazen derler, dediğinden vazgeçmez, huyu kurusun…  Ya da,  o bu huyunu ancak teneşirde bırakır…  Huylu huyundan vazgeçmez… Can çıkar huy çıkmaz! Bu gibi haller ruh dehlizlerimizde müzminleşen alışkanlıklarımız için söylenir halk arasında.  

 

 Peki, biz toplum olarak ne kadar gevşeğiz?  

 

 Gamsızlık ve boş vermişlik endeksimizin irtifasındaki kotlamalar gevşeklik parametremiz ile ne derece hısım? 

 

 Sözümüzü tutmakta, randevumuza zamanında gitmekte,  yapılması gerekeni zamanında yapmakta,  vefayı göstermekte savsaklık yapmakta ne kadar ayarlarımız bozuk ve zafiyetlerimiz var değil mi?  

 

 Bu manada ki gevşeklik göstergemizin katsayısı 100% 80 olarak düşünülmektedir desek fazla abartmış olur muyuz?  

 

 Ben bu anlamda rakamsal verilere pek takmak istememekle birlikte önemli derecede ahlaki bir erozyon kaybımızın olduğunu söyleyebilirim!  

 

 Ahlakımızın manevi denklemi ile fiili davranışlarımız arasında ki tezadın farkı giderek açılıyor.  

 

 Bu tezatlar ile tutarsızlığımız arasın da müthiş bir koalisyon var.  

 

 Bu kısır hali ile düşüncelerimizi sürdürdükçe toplumda referans olan milli değerler manzumesindeki ahlaki birikim ve davranışlarımız oksitleşmekte ve metanetsizlik anaforunda ki erozyonlarla telafisi zor kayıplar meydana gelmektedir.  

 

 Bu durumda hani o engin dediğimiz ferasetler var ya… İşte onlar da riyakArlık ve hinliklerle yer değiştirip çocukların bile şaşırıp kalacağı ucubeleşmiş kalıplardaki gözlere batan şarlatanlığıyla yüzlere tokat gibi inmektedir.  

 

 Sonra ne mi olmaktadır? 

 

 Sizin kendinizi şerefli saydığınız ahlaki kurallar bütünlüğünün tüm kutsallığı basiretsizliğin arenasında ifşa olmuş ve bu ahvalde ki anaforda da duçar olarak atomun hücreleri gibi parçalanmış.  

 

 Ya sonra? Sanki bu acayiplikler kategorisinde hiç katkınız yokmuş gibi ne oldu bize velvelesi teraneleri çekersiniz!   

 

 Peki, tüm bu acayiplikler neleri tetikler, hangi tezatların nadastan fışkırmasına,  ne tür bariyerlerin yıkılmasına sebebiyet verir? 

 

 Vallahi köşem yetmez ama… Özetle bahsedeyim: 

 

 Sevginiz sevgisizliğiniz anlamsızlaşır. Verilen sözler tutulmaz.  Borcunuzu vermek de cimri, alacağınızı almakta aslan kesilirsiniz.  

 

 Hiçbir randevunuza zamanında gitmez, ama size geç kalındığında dünyanın en düzenli insanı olup yakınma atakları göstermekte bir beis görmezsiniz.  

 

 Dürüstlükte fetva verecek mertebede konuşursunuz ama davranışlarınız bunu hep yalanlar.  

 

 Yalancılık hakkında ezberden hadis bile söylersiniz ama bazense kendiniz yalan söylemeyi mubah görürsünüz.  

 

 Namuslu ve şerefli olmakta tok konuşursunuz, ama yürürken nefsinize kement vuramaz gizli röntgenlemelerinizden gözlerinizi kaçıramazsınız.    

 

 Ve böylece sosyolojik bir klinik vaka olursunuz.       

 

     



Bu Haber 608 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI