28 Eylül 2009 Pazar
YÜKSEL ŞEN
Ünye'de tarihi olaylar
Ünye’nin tarihi, tarihin tarihi kadar eskidir. Bu tezimde kesin bir yargıya varmak isteyenler, Osman Doğan’ın “TARİH BOYUNCA ÜNYE” isimli o şaheser yapıtını okumalıdırlar.

Dünyanın oluşumundan bugüne dek tarihle iç içe olan bu kent, çok değişik olaylara tanık olmuş. İşte bunlardan birkaçı.

AUGUSTE BAILLY'in yazdığı ve Haluk Şaman'ın Türkçeye çevirdiği Tercüman Gazetesi 1001 Temel Eser dizisinin 47. kitabı olan “BİZANS TARİHİ” cilt 2 sayfa 348–349 dan aynen aldığım şu satırlar Bizans'ın gözü pek, ünlü komutanlarından ANDRONİKOS' UN, o zamanki adıyla OENAİON (ÜNYE) ye sürgün edilişini ve burada geçirdiği günleri bakın nasıl anlatıyor.

 “Böylece 1155 den 1164'e kadar dokuz yıl süreyle Andronikos İstanbul'da Sarayın mahzenlerinden birinde hapsoldu ve zincire vuruldu.

1158 de birinci kez kaçtı, yakalandı ve daha ciddi surette koruma altına alındı. Fakat 1164' de bu kez kesin olarak kaçmayı başardı. Rusya' ya sığındı ve hemen Barbarları Bizans'a karşı ayaklandırmaya girişti. Kendisinin yönetmeyi kurduğu bir sefer amacı ile asker toplamaya başladığından, Manuil onu affetmeyi, yanına çağırmayı, mallarını ve unvanlarını geri vermeyi ihtiyatlı buldu. Fakat aynı zamanda onu uzun süre çevresinde tutmamak akıllılığını da gösterdi ve 1166' da Ermenilerle savaşmak için Kilikya'ya yolladı. Andronikos orada daha çok sevdalarla uğraştı: Antakya'da, yirmi yaşı cihanı hayran bırakan bir güzellikle parıldayan, İmparatoriçe Mari'nin kız kardeşi Phillppa' yı baştan çıkardı. Kız kendini ona teslim eder etmez o kızdan usandı ve İmparatorluk hazinesi hesabına topladığı vergilerin tümünü zimmetine geçirerek Kudüs'e gitti. Kudüs'te yirmi iki yaşında bir başka Prensese Manuil'in yeğeni Theodera'ya Aşık oldu. Kız da ona karşı duramadı, aslında hiçbir kadın ona karşı duramıyordu.

Fakat bu kez Basileus'un sabrı tükendi. Bir tutuklama emri gönderdi ve suçlunun gözlerinin çıkarılmasını buyurdu. Bu haber üzerine birbirine şiddetle tutulmuş olan Andronikos ve Theodora birlikte kaçtılar ve gidip Bağdat'a sığındılar. O zaman iki Aşık ve çocukları için (zira Andronikos'un bir oğlu vardı ve Theodara'da ona ikinci bir oğul ile bir kız vermişti) gezginci ve daima debdebeli bir yaşantı başladı.

Prenslikten prensliğe göçerek ve her yerde mevkilerinin gerektirdiği şan ve şerefle karşılanarak sonunda Andronikos'a İmparatorluğun tam sınırında yüksek ve pek büyük bir kale hediye eden bir Güney Mezopotamya Emiri'nin topraklarında yerleştiler.

Andronikos müstahkem şatosundan, topladığı yağmacı çetelerinin başında aralıksız olarak İmparatorluk topraklarına saldırıyor, şehirleri ve köyleri talan ediyor, esirler alarak bunları Müslümanlara köle olarak satıyordu. İstanbul ise boş yere idam hükümleri ve aforozlar yağdırıyordu. Fakat Trabzon Dukası olan bir Paleologos, onun yokluğundan faydalanarak sonunda Theodara'yı ve çocuklarını ele geçirmeyi ve esir ederek götürmeyi başardı. Bunun üzerine umutsuzluğa düşen Andronikos boyun eğdi ve affını diledi. Manuil bu affı bir kez daha ona bağışladı. Macerası sadece Karadeniz kıyılarındaki OENAİON (ÜNYE) a sürgün edildi ve bundan sonra orada muhteşem bir sarayda karısı ve çocukları arasında sakin bir yaşantı sürdü. Kesin olarak, deliliklerinden vazgeçmiş ve beklemekte idi. “imparator Manuil'in öldüğünü, genç prensin yakışıksız davranışlarını ve vasilerinin kötü niyetlerini haber aldığı zaman Andronikos, böylece Jupiter'den ve yıldırımlarından uzakta yaşıyordu. Bu değişikliği kendisinin hükümdarlık iktidarını ele geçirmesini haklı gösterecek bir bahane sandı” (Nikitas – İmparator Aleksios Komnios'un Tarihi).

 



Bu Haber 2664 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI