22 Ekim 2009 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Ben elim yüreğimde öylece bekliyordum...
musakiroglu@mynet.com

Hani derler ya Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir. Aynen öyle oldu biliyor musunuz... Ünye Ceyhan Petrol Boru Hattı elimizden uçtu gitti. Hem de Ünye'den başlaması için Bakanlar Kurulu kararına rağmen… Ayrıca Resmi Gazete'de yayınlanıp yürürlüğe konmasına rağmen… Tarihi büyük bir imkan kuş oldu, gitti Samsun'a kondu.

 

2007 yılının Ekim ayında Bakanlar Kurulu ekonomik avantajları ve teknik zorunluluklar nedeniyle hattın Samsun'dan değil de, Ünye'den başlaması için karar almıştı.

 

Bu karar üzerine Petrol Boru Hattı'nı yapacak olan Çalık Enerji ve İtalyan ENİ İnternational firmalarının ortak şirketi TAPCO tarafından yapılan açıklamada bakın aynen şunlar söylenmişti:

 

“26 Eylül 2007 Çarşamba – Samsun İHA

Çalık Enerji ve İtalyan ENİ İnternational firmalarının ortaklığında kurulan Trans Anadolu Petrol Boru Hattı Sanayi ve Ticaret A.Ş.(TAPCO), Samsun-Ceyhan boru hattının güzergahının Ünye-Ceyhan olarak değiştirilmesini ekonomik ve teknik nedenlere bağladı.            Mavi Akım kapsamında yapımı planlanan Samsun-Ceyhan boru hattı güzergahının, Bakanlar Kurulu Kararıyla Ünye-Ceyhan Boru Hattı olarak değiştirilmesiyle oluşan spekülasyonların ardından projeyi uygulayacak olan Çalık Enerji ve İtalyan ENİ İnternational'ın ortaklığında oluşturulan Trans Anadolu Petrol Boru Hattı Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den (TAPCO), konu ile ilgili bir açıklama yapıldı. TAPCO, ham petrolü Karadeniz kıyısındaki tesislerden, Akdeniz'deki Ceyhan terminali tesislerine taşıyacak ulaşım sisteminin tasarımından, inşaatından ve işletmesinden sorumlu olduğunun vurgulandığı açıklamada, Samsun yakınlarında sonlanması planlanan boru hattının kuzey güzergahında bir çok teknik ve ekonomik nedenden ötürü değişiklik yapılmasının öngörüldüğüne dikkat çekildi. "Yeni hattın Samsun-Ünye sınırından geçmesine karar verilmiştir" denilen açıklamada, "Boru hattı güzergahı üzerinde yapılması öngörülen değişiklik, mesafenin kısalması ve yapılan toprak ve deniz araştırmaları sonucunda ortaya çıkan teknik gerekçelere dayanmaktadır. Önceki planlamada Samsun yakınlarında yer alan güzergah, Samsun Limanı'ndaki deniz ticaret trafiğinin yoğunluğu, iskele ve SPM ( Single Point Mooring - Tek Nokta şamandıra) sayılarının çok olması nedeniyle uygun bulunmamıştır. Ayrıca, muhtemel boru hattı güzergahı üzerinde yer alan Samsun Körfezi'nin doğusundaki Çarşamba Ovası, yeraltı su seviyesinin yüksek ve zemininin zayıf alüvyon yapıda olması nedeniyle terminal inşaatı için uygun değildir. Ünye yakınlarındaki alanlarda zemin kumtaşı kayaları bakımından zengin ve yeraltı suyu seviyesi düşüktür. Aynı zamanda, Ünye civarındaki deniz trafiğinin Samsun'a göre az olması ve deniz derinliğinin de kıyı yapıları inşaatı için elverişli olması verimli bir ortam oluşturmamaktadır."

 

Evet, işte böyle denmişti yapılan o çok önemli açıklamada. Dikkatinizi özelikle çekerim, açıklamada belirtildiği gibi, Bakanlar Kurulu karar almış, üstelik bu karar Resmi Gazete'de de yayınlanarak yürürlüğe girmişti. Yani, baksan iş bitmişti. Artık geriye dönüş, ya da farklı bir durum ortaya çıkmaz, iş böyle, bu minvalde devam ederdi.

 

Dolayısıyla, Ünye dünyadaki seksen büyük petrol merkezinden biri haline geliyordu. Hatta bu hatla beraber, ilerde yeni hatlar da bu güzergahtan geçecek, Ünye'de kurulan petrol merkezinin hacmi çok daha büyüyecekti.

 

Düşünebiliyor musunuz, bu yatırım Ünye çapında, Karadeniz Bölgesi çapında, Türkiye çapında falan bir yatırım değil, dünya çapında bir yatırımdı. İşsiz bir memlekette binlerce insan için ekmek, iş kapısıydı. İşte bu nedenlerle o sırada çok sevinmiş, heyecanlanmış, yaşadığım yerle ilgili bir kez daha gurur duymuş, ilerisi için umutlarımı büyütmüştüm.

 

Yalnız bu haberlerin ilk ortaya çıktığı iki sene önce bir görüşme yapmıştım. Ankara'yı çok iyi bilen, orda dönen siyasi dolapları, kulislerde hangi filmlerin çevrildiğini, akan suyun nasıl tersine döndürüldüğünü birebir yaşayarak görmüş birisi bana aynen şunları söylemişti:

 

“Bu yatırım çok büyük bir yatırım. Kolay, kolay Ünye'ye yedirmezler. Bu saatten sonra yaşanacaklardan korkarım. Hatta bu iş Enerji Bakanı Hilmi Güler'in bile başını yiyebilir. Ünye'nin çok sıkı durması, bu işi gece gündüz gözünün önünden ayırmaması gerekir.”

 

Bu sözler o zaman, yalan yok beni korkutmuştu. Ama korkumu belli etmeden elim yüreğimde öylece bekliyor, gelişmeleri izliyordum. Korktuğum başıma geldi. Ünye – Ceyhan Petrol Boru Hattı uçtu gitti, gitti ve Samsun'a kondu.

 

Heeeyyy… Ünyeliler neden susuyorsunuz, kayıp edilen şeyi önemsemiyor musunuz yoksa?

 

Siz ne derseniz deyin, susun, oturun, öylece kös kös bekleyin.  Samsun çok önemsedi bu dünya devi yatırımı, bu işi Ünye'den koparmak için Bakan'ı bile yedi.

 

Hadi gözünüz aydın!!!....



Bu Haber 2371 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : CEYHAN BORU HATTI Tarih : 22 Ekim 2009 / Pazar Üye Adı :
Sayın Kıroğlu,verdiğiniz bilgiler ve ulaşılan sonuca bakıp üzülmemek mümkün değil,Son üç gündür ülkemizde yaşananlar ve bu konudaki olabilecek gelişmeleri düşündükçe içim burkuluyor.Ülkemizde sadece savcılarımızın başında "cumhuriyet"kelimesi vardır.Başbakana bile bu sıfat verilmemiş "cumhuriyet başbakanı"denmemiştir.Ülkenin Cumhuriyet Savcılarını ve Hakimlerini hududa gönderip terörist karşılatan, bir takım pazarlıklardan sonra tutanak tanzim edilmesin sağlayan,zafer işaretleri ileyapılan büyük gösterileri,kalaşnikovlarla havai fişeklerle karşılanmaları gördükçe nutkum tutulmakta,acaba bizlerde mi devlete karşı gelseydik diye düşünmeye başlamaktayım.28 Ekimde Avrupa'dan ikinci bir kafilenin getirilmelerinin planlanmasını da çok manidar bulmaktayım.Her halde büyük merasimlerle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları gölgelenmek istenmektedir.Bu durumu merakla izleyeceğim.Ceyhan Boru Hattının elinizden uçup gitmesine çok şaşırmadım.Zira bu gazeteden öğrendiklerime göre; iktidar partisi milletvekilleri özellikle etkili ve yetkili kişilerinin; Kürt açılımının çok iyi bir şey olacağını halka propaganda etmekten,kırmzı plaka peşinde koşmaktan başka, halkın yararına bir iş yapmadıklarına şahit olmaktayım.Uluslararası toplantılarda bile "TÜRKİYE" adını "TURKEY"yazan plakaların arkasında poz veren ve durumu düzeltmek için en ufak girişimde bulunmayan, bu güne kadar gelip geçmiş tüm yöneticileri kınıyorum.TÜRKİYE adının TURKEY şeklinde yazılmasında bir beis görmeyen zihniyetlerin,TÜRKİYE adını,KÜRDİSTAN veya TÜRBANİSTAN olarak değiştirmekten sakınmak istemeyeceklerine de inanmaktayım.Her gün duyduklarımızın "LAF" tan öte gitmediğini hep birlikte görmekteyiz.Hepimiz şunu da çok iyi biliyoruz;"AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ".Sayın KIROĞLU,günümüz politikacıları geçmişin politikacıları gibi davranmakta "HAFIZA-İ BEŞER NİSYAN İLE MALULDUR" şeklinde düşünmektedirler.Artık o günler geçti, ancak bunun farkında değiller.Şunu hep unutmaktadırlar "HATIRDA DURMAYAN SATIRDA DURUR."Artık tüm bilgiler hiç unutulmamaktadır.Nasıl ki geçmiş bilgileri gözümüzün içine sokmuşsunuz.Aynen bunun gibi, tüm bilgiler herkese bir "TIK MESAFESİ KADAR YAKINLAR."Çalışmalarınızda başarılar diler selam ve sevgilerimi sunarım.Allah Devletimizi ve insanlarımızı zilletten korusun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI