27 Ağustos 2016 Pazar
ARİF TAKICI
Tapınmak

Tapınmak çok eski çağlardan bu yana devam edegelen olan bir kavramdır.

  Şayet ruh kriptonuzdan ve gündelik hayatınızdan yaratanın ilahi rahmetinin tecellisini ve devamlılığını çıkartır varlığınızın sebebi saymazsanız,  o zaman başka olgulara, başka manalar ve değerler yükleyerek putlaştırdığınız sapkınlıklara bağımlı olur, tapınırsınız.

  Ateist olmanız bile bu olguyu değiştirmez.

Putlaştırma denen olgular dindar ya da olmayan sentezinde bir ayrım gözetmez.

 Medine'de bulunduğum bir tarihte Mescidi Nebeviyi ziyaretim sırasında bazı kişilerin Peygamberimizin kabrini çevreleyen maddelere ellerini sürmelerine askerlerin mani oluşunu izledikten sonra, askerden neden bunu yaptığı soruma şu karşılığı almıştım.

 Bu kabirde yatan bir Peygamberdi, ama insandı… Bu şekildeki aşırılıklar insanı sapkınlığa götürür.

  Dua ve ibadet, sadece Allaha yapılır!

    Evet, yetişen neslin içini membaından öğreneceği  değerler eğitimi ve  dini inanç  kavramlarıyla,  bayrak ve vatan sevgisiyle dolduramazsanız…. O zaman o kargaşa içerisinde ki istikameti belirsiz içi kof yaşam, rotasını ne tarafa çevireceğini tam kestiremeyen silik kişilik ve klişeler peşine gitmeye aday haline gelir, uzatılan herhangi bir eli ya da olayı, ya da herhangi bir nesneyi putlaştırır.

  Sonra o nesnenin kölesi, robotu haline gelir.

 

  FETÖ terör örgütü iki açığı kullandı:

1-Din açığı.

2- güven açığı.

Din açığı:  Yıllarca gereksiz yere insanların kıyafetlerinden alın da, nasıl Müslüman olması gerektiğine, namaz kılıp kılmadığına bakarak bu denklemleri referans saydık ve bu doğrultuda toplum mühendisliği yaparak insanları dizayn etmeye kalktık. O din açığı, maneviyat açığı da bu defa cemaatler ve örgütlenmeler tarafından istismar edilerek kullanıldı, açıkta şaşkınlaşanları ve rotasını tayin edemeyenleri kendi saflarına çektiler.

Güven açığı: Her insanın doğasında güvende hissedilme dürtüsü ve olgusu vardır.

  İşte örgütler bu açığı da çok ustaca kullandılar.

Ne yaptılar?

Zor şartlar altında çocuğunu okutabilen aileye, gel kardeşim, çocuğunu bizim yurtlara ver, aç açıkta kalmazsın,  bizim takibimizde olur, dediler.

 Adam baktı…. Yahu bunlar namazında niyazında insanlar… Ne zarar gelecek, dedi.

     Çocuğunu onlara teslim etti.

     İşte o çocukların çoğundan  örgüt, yeri gelince cemaat için vatanını bile satacak ve örgüt için ölecek robotlar yetiştirdi.

  Mevlana'mın, dün dünde kaldı canca gazım, bu gün yeni şeyler lazım dediği gibi….

 

 Gelelim bu iki hususta neler yapılması gerektiğine:

Din açığını nasıl kapatırız:  Demokratik bir ülke olarak din öğretisini kesin olarak tamamıyla Diyanet işleri Başkanlığımızın ve bağlı olduğu ilgili bakanlığın, Milli eğitim Bakanlığının kontrolündeki kurumlarında verilmesi sağlanmalı, vatan sevgisi ve manevi derinliği de olan nesilleri başka hiçbir cemaatleşmenin kucağına bırakmadan Devletimizin kontrolünde yetiştirebilmeliyiz!

Aksi takdirde…. Bu gün o cemaat sana, diğer gün bu cemaat diğerine hoş gelir… Bu gün o, başka gün diğer cemaat oy deposu olarak görülürse, bu kısır bakış açısı ülkeye zarar verir.

 Öyleyse… Tüm partiler bilmelidir ki, kardeşim en iyi oy milletin oyudur… Siz de sadece bu asıl millete güvenin!

 

Güven açığına çare: Gençlerimize orta öğretim olmak üzere  barınma fırsatını o ya da şu cemaat değil, Devletimiz sağlamalıdır.

Öyleyse ne yapacağız? Yeterli derecede yurt yapacağız, evlatlarımızı Devletimizin ehem niyetli ve şefkatli ellerine teslim edeceğiz!  Mazisi temiz iş adamları da yurt barınma çalışmalarına destek vermelidirler!

Böylece, güven açığını da kapatarak, o açıktan başkalarının yararlanıp çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği ile oynama fırsatlarını bertaraf edip ellerinden alacağız

                 . Daha çok yazacak husus varda…. Ama özet olarak olay, budur. 



Bu Haber 579 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI