23 Eylül 2016 Pazar
ARİF TAKICI
Nasıl Bir Eğitim Öğrenim Vermeliyiz

Biz eğitim öğretim konusunu çok sık değişen halinden Milli eğitim bütünlüğü çerçevesine bir an önce oturtmak zorundayız.

 Çocuklarımızı bilgi hamalı olmaktan ziyade, tahsil etmiş olduğu branç istikametinde pratiği ve performansı yüksek derecede yetiştirmek zorundayız.

 Ama aynı zamanda değerler eğitimine önem vererek adabı muaşereti, milli değerleri iyi belletmeliyiz.

Onları manevi kimliği olan gençler olarak yetiştirmeliyiz.

  Ancak bunları Devletimizin eğitim kurumlarında ve millî bir eğitim politikası haline getirilmiş denklem içerisinde yapmalıyız.

 Bunlarda boşluk bırakırsak, zafiyete düşersek, bunları cemaat ve oluşumların inisiyatifine terk edersek, başımıza düzelmesi zor sorunlar yumağı örmüş oluruz.

 Nitekim kırk yıllık Kani olur mu yahni hesabı, gösterdiğimiz boşluk ve zafiyetlerin geldiği korkunç vaziyeti 15 Temmuzda hep beraber gördük.

 Efendim okullarda din eğitimi olsun mu olmasın mı?

Hani, öllüyün körü derlerdi eskiden ….  Kardeşim git bak Avrupa Ülkelerine, adamlar nerede ise senin imama hatip liselerinde verdiğin kadar normal liselerde din dersi veriyor.

 Ben onu bunu bilmem…  Devlet olarak okullarda din ve değerler eğitimini kendi ellerimizle  yeterli düzey de veremezsek, o zaman o boşluğu başka oluşumlar doldurup bir bakmışsınız çocuğunuzu robot haline getiriyorlar.

   Değerler eğitimimizin zayıf olduğuna maalesef günlük hayatta çokça şahit oluyoruz.

 Bakıyorsunuz üniversite bitirmiş yığınla koskoca adamlar bile  bir sürü arızalı haller sergiliyorlar.

   Yani mantık, adap, hak getire!

  Bakın İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü çok hoşuma giden bir proje bağlattı.

  Olay şu: Deniliyor ki, İstanbul beyefendisi ve hanımefendileriyle yakın gelecekte yeniden tanışacağız.

Unutulmaya yüz tutan görgü ve ahlak kurallarını yeni nesillere aktarmak için İstanbul'daki okullarda adab-ı muaşeret eğitimi verilecek.

Aklıselim davranmanın, yolları öğretilecek. Sofra, sohbet, komşuluk ve misafirlik adabı gibi genel kuralların yanı sıra,  özellikle teknolojiyle birlikte hayatımıza giren yeni alanlara yönelik de görgü kuralları öğretilecekmiş.

 İstanbul Milli Eğitimince yapılacak çalışmalarda İdealist öğretmenlerin yetişmesi de amaçlanıyormuş.

Vallahi bravo…  Şu,  ben dersimi anlatırım çıkarım kardeşim modunda ki ruh kriptosu oksitlenmiş öğretmenleri bu eğitime almak gerek icabında.

  Yani bu iş sadece öğrenciler üzerinden başarıya ulaşamaz.

  Atama alana kadar, öğretmenliğe başlayana kadar bin bir türlü çabalar gösterip,  sonra gevşeyen ve dersimi veririm çıkarım deyip öğrencilerden daha fazla aklı zil sesinde olan, bir türlü idealist fonksiyon gösteremeyen, zaten kendi ne ki öğrencilere ne verecek olan düşük katsayıya endeksli öğretmenlerle İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün projesini denemeye kalkan okullar maalesef yarı yolda kalır… Benden söylemesi. Öyleyse işin içine velileri ve öğretmenleri katmak kaçınılmazdır.

  Mesela öğretmenlere görgü kuralları öğreten müfredatı verdiniz, adam kıro ya da öğretmen olmasına rağmen hala eşek kafalı, ne Olacak?

 Peki, okulda ki tüm çabanıza rağmen evde veli salmış kendini çayıra Mevla'm kayıra misali modun da, ne kadar başarılı olacaksınız.

  O zaman Bu işin( %yüz demiyorum) kısmen başarılı olması için… Projeyi veli, öğrenci, öğretmen üçlüsü ile yürüteceksiniz… Bu da yetmez… Yazılı ve görsel basınının da bu süreçte Milli eğitim Bakanlığına destek olması lazım. Bu da yetmez, kamu spotları ile bu çalışmaların desteklenmesi lazım… Bu da yetmez, muhalefetinde desteğiyle bunun milli bir eğitim politikası haline gelmesi lazım. Haydi hayırlısı.

   



Bu Haber 526 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI