7 Ekim 2016 Pazar
ARİF TAKICI
Mutluluğu Aramak

Çağımızda insanlar mutluluğu aramak için ne çok çırpınırlar üstelik bezgin ruh hallerine mutluluk sosu serpme saflığıyla edilgen.

Ne çok paralar harcanır, ne adamlar harcanır, ne gıyaplarda konuşulur, terapiler yapılır, psikologlar a koşulur, ne lokmalar yutulur, ne çare ki ruhlar rahatlayamaz bir türlü.

Dünyanın en zengin kadını Kristine Enosis' de mutluluğu bulmak için tam 4 defa evlilik yaptı… Ama bir türkü yakalayamadı mutluluğu.

Sonra bir Latin Amerika ülkesinde tatil beldesinde ölü bulundu…  İntihar mı etti öldürüldü mü?  Anlaşılamadı.

 Mutlu olmak için ileri atılan adımlar mehter adımı ya da dağ yankılanması gibi geri gelir sizi umursamadan çoğunlukla.

Teknolojiye sahip olmak, seyahat etmek, istediğini yemek, istediği arabaya, telefona, eve sahip olmak mutu olmayı sağlamaya direniyor tüm çırpınışlara tezat.

İstanbul boğaz da ki yalılarda oturanlar hep mutludur zannederiz değil mi?

Oysa bir çoğu  tiraj ve finans irtifası yüksek ama çelişkili ruh halleriyle varlığın içerisinde Okyanusya'daki dev dalgalarla boğuşurcasına bitap düşerler  ümitsizliğin  kelepçelediği teslimiyetle.

Bakın dünya yıldızlarına,  hatta bizim yıldızlarımıza, hayatlarının sonbaharında ne de ıstırap vericidir değil mi yaşamları?

Bakın mutluluk için kumpaslar kuranlara… Ne lavlar kabarır ruh dehlizlerinde yaşadıkları türbülanslar ve fay kırılmaları ile bir türlü bastıramadıkları zavallı bedenlerinde.

HAlbuki ruhun orijinal ikliminde ve kodlarında berrak bir sentez, saf bir denklem, sevecen bir motif vardır. Orijinalitesi budur!

Ruhun raflarında Yaradan'ca istiflidir aslında gaye, vermek, gülmek, sevmek, inanmak, saymak, anmak, bilmek, öğrenmek, öğretmek, şükretmek şeması vardır biz acizlerin idrak edemediği.

Bu şema yaratanın leh fi mahfuzda yerleştirdiği şemadır.

Bu şemanın içerisinde ruhumuzu mutluluk doygunluğuna eriştirtecek tüm tanzimler, emsimler, ziyadesiyle kodlanmıştır.

Ama buna rağmen neden ruhumuzda var olan mutluluk tarlasına sevgi tohumu ekmez ve filizlendirerek kendimize ve başkalarına sevgi demetleri sunmayı beceremeyiz… Bunu hiç anlayamıyorum… Hiç!

Kendi çelişkilerimizin cenderesinde geliştiremediğimiz sevgisizliğimizin sorumluluğunu unutup neden hep suçluyu kendimiz dışında ararız? Hiç düşündünüz mü?

Hatta bazen…

Mutluluk için şanssızlık denen kavrama bile suç isnat edenleri, hatta Allah'ın kendisine şans vermediğine rahatlama kavramı olarak inananları anlayamıyorum hiç.

Hep bu mutsuzluk sebebine bir suçlu ilan edip rahatlama kolaycılığını seçenleri anlamamışımdır.

Oysa mutlu olmak için ne de çok manevi referanslar vardır etrafımızda fark edemediğimiz.

Ne çok terapi kavramları vardır oysa bize bizden yakın yaşamın muhteşem sentezlerinde.

Ama biz hep şükür eksikli umutsuzluklarımızla kendimize reva gördüğümüz huzursuzluk bezginliğinde ki med cezir halli savruk isyanlarımızda ve biçare tükenmişliğin teslimiyetinde debelendikçe daha da salarız kendimizi yıldızların kendilerini  galaksilerin dehlizlerindeki yok oluşlarına saldığı gibi.

Oysa çok olanda, çok malda,  daha çok bulvarında değildir mutluluk reçetesi.

Sevmekte, vermekte, inanmakta, saymak da, yaratana şükretmek ve kadere inanmaktadır mutluluk.

Kanaat getirmekte, merhamet etmekte, kollamakta, empati yapmakta, yaratılanı sevmektedir yaratandan ötürü mutluluk.

Toprağa basmaktır, engine bakmaktır, dertlere ortak olmaktır, dosta selam yollamaktır, selam vermektir, tebessüm etmektir, hatır sormaktır, ailece kucaklaşmak kaynaşmak, paylaşmaktır mutluluk.

 

   



Bu Haber 620 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI