12 Kasım 2016 Pazar
ARİF TAKICI
Tutsak Olmak

Bireyler vardır tutsak, Devletler de vardır tutsak.

İnsan için özgürlük hayatın nazımıdır… Ancak insan tam tamına da özgür olamaz.

 Hayvanlar kadar özgürlük isteyen insan da hayvanı natıkadır.

    Çünkü eşrefi mahlûk olan insana hayvan kadar özgür olma salahiyeti verilmemiştir.

  Dolayısıyla, insan ne kadar özgür olması gerektiğinin bilinci içerisinde hareket edip edep sınırlarını tayin ederek hayatını tanzim eder ve toplumsal mutabakat ve ortak kültürel değerler nizamına riayet ederek,  medeni bir toplumun bireyi olarak refaha ortak olur… Böyle bir toplumdan da medeni topluluk ve gelişmiş bir ülke olur.

  Bunun aksi olursa… O zaman birey olarak da,  devlet olarak da özgür olamaz, birey olarak ekseninde, devlet olarak da bölgesinde tutsak ve sömürülen bir ülke olur.

  Mesela Dünya da sigaranın en fazla tüketildiği ülkelere baktığınızda, bu ülkelerin ekonomik ya da siyasal olarak gelişmiş ülkelere bağımlı olduklarını görürsünüz.

  Bağımlılık tutsaklık, tutsaklık ise yaşamak bile değildir!

   Ülkemiz insanı normalde hayatı pahasına bağımsızlığına çok önem verir… Bu uğurda çok bedeller ödemiştir, gerekirse yine öder.

  Fakat ne anlaşılması ne zor tezattır ki, ülkemiz de yaşayanların önemli oranı yüksek düzeyde sigara, televizyon, akıllı telefon kahvehane ve internet bağımlısıdır.

  Geçenlerde 19 Mayıs üniversitesi tıp Fakültesinden Belediye evlerine gitmek için belediye otobüsüne bindiğimde etrafımdaki çoğu üniversite öğrencisi olduğu belli olan gençlerin hemen nedeyse hepsi ya akıllı telefonları ile konuşuyor, ya mesaj çekiyor, ya da internete girip uyun oynuyorlardı.

   Ne yapabilirler? Derseniz… Her fırsatta, hatta plajda bile kitap okuyan gelişmiş ülkelerin insanları gibi yapabilirler. Yolculuk boyunca kitap okuyabilirler.

Sen öyle yapıyor musun? Derseniz… Evet… Ben öyle yapıyorum.

 Buradan şunu herkese, ama özellikle gençlere Acizane tavsiye etmek isterim:

     Kendi öngörü ve tercihinize göre hayatınızda kitap okumaya yer verip kitapla dost olunuz.

    Bu sevgiyi çocuklarınıza da aşılayınız.

   Evinizde ailece kitap okuma ve münazara etme saatleri düzenleyiniz.

    Takvim yapraklarında ya da ilgili kitaplarda atasözleri, düşünürlerin sözleri, hadis gibi değerli bilgileri içeren yazıları cebinizde gezdirin, boşluk buldukça bakarak, haftada bir, hiç değilse 15 günde bir bunlardan ezberleyiniz… Senede 30 civarı, iki sene sonra ise en az 70 civarı güzel sözler ezberlediğinizi görünce sizde şaşıracak, meğer ben bu zamana kadar vaktimi ne boş harcamışım diyeceksiniz!

  İlim bütün Müslüman kadın ve erkeklere farzdır diyen yüce Peygamberimizin hadisinin verdiği ışık ve aşkı hayatımıza uyarlamak gerek.

   Hani derya Yunus… İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır.

  Sanır mısınız ki, az tahsilli olanlar okumasa bile, yüksek tahsilli olanlar kitap okur.

   Maalesef… Ülkemizde yüksek tahsilli olanlarda da kitap okuma oranı çok düşüktür.

   Yabancı dil bilme oranları da çok düşüktür.

 Spor yapma oranları da çok düşüktür.

İlim sohbeti yapma oranları da çok düşüktür.

Ülkemizde ARGE de çok düşüktür.

 Eh… Sözü dinlenen ve dik durabilen ülke mi olmak istiyoruz?

  O zaman…  Yukarıda saydıklarımızın tersini yapacağız… Vesselam!

  

 

 



Bu Haber 590 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI