18 Mart 2017 Pazar
ARİF TAKICI
Çanakkale Zaferi ve Şehitler Günü

Biliyorum… Çanakkale zaferini ve şehitler gününü yazmaya benim bilgimde, köşemde yetersizdir.

Ama hem bir şehit torunu, hem de gazi olarak yazmadan edemedim.

Bu gün şehitler günü.

Şehitlik rütbesinden daha büyük bir rütbe yoktur.

Cenabı Allah Bakara suresi(154) Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız, buyurmaktadır.

Cennete girip de dünyaya dönmek isteyen kimse olmaz, ancak şehitler müstesna. Şehitler, Dünya'ya gelmeyi, tekrar şehit olmayı isterler.

Şehitlik kavramı günümüzde terör örgütlerince istismar edilmekte, körpecik gençler cennete gideceksiniz söylemleriyle aldatılarak ölüm makinesi haline getirilmektedir.

İslam buna cevaz vermez.

İslam'la terör ve haksız sebeplerle insan canına kıymak bir arada olamaz.

Bu yanlışlığı ve yanlış anlamayı düzeltmenin yolu da İslam'ı iyi anlamak ve anlatmaktan geçer.

Yaşadığımız topraklar coğrafik ve stratejik sebepler nedeniyle gazi ve şehitleri çok olan bir millet olmamızı zorunlu kılmıştır.

Bölgemize has jeopolitik sebepler sadece dış düşmanlarımızın değil, içimizdeki hainlerin de fazla olmasına sebebiyet verdiği için, bu itibarla yoğun ağırlıklı işbirlikçilik ve hainlik bizi şehit ve gazisi çok olan bir millet yapmıştır.

Çünkü bu cennet vatanda yaşamanın bedeli vardır.

Bu sebepledir ki, bu vatanda rahat yaşıyorsak, bunu şehitlerimize ve gazilerimize borçluyuz.

Bu vesileyle, gazilerimiz ve şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Savaşın bir ruhu, hukuku ve adabı vardır.

Türk milleti daima savaşın tüm kurallarına uyan ve erkek gibi savaşan bir millet olmuştur.

Sadece bu kadar değil… Aynı zamanda Milletimiz savaşırken bile vicdan ve merhamet değerlerini koruyan ve gözeten olmuştur.

Geçtiği üzüm bahçesinden kopardığı üzümün bedelini ödeyen, Çanakkale'de az önce savaştığı yaralı Fransız askerinin yarasını saran ve bu sebeple düşman generalinin Türk askerinin bu asil davranışını dünya basınına övünçle anlatmasına vesile olan, yaralı İngiliz teğmenin çığlıklarına dayanamayıp onu sırtlayarak götürüp ta İngiliz siperlerinin önüne koyan, önüne serilen Yunan bayrağının üstünden geçmeyerek kaldıran ve bu bayrak bir milletin onurudur diyen, hep bu asil milletin evlatlarıdır.

Bu milletin evlatları başta Çanakkale olmak üzere Osmanlı'nın hAkim olduğu topraklarda şehit oldu, gazi oldu.

Şimdiki imkAnlar yoktu… Yalınayak, aç, elbisesi eksik, cephanesi eksik olarak savaştılar.

Sonra Cumhuriyet kuruldu.

Peki, biz emanet aldığımız vatanı kalkınmış müreffeh bir ülke haline getirebildik mi?

Şehit ve gazilerimize vefamızı gösterebildik mi?

Bunu gösterişli anmalarla gösteremeyiz, ispatlayamayız!

Bunu kendi uçağımızı, gemimizi, trenimizi, otomobilimizi, tankımızı yaparsak ispatlayacağız.

Uçak fabrikası kurarak dış siparişler bile alan Nuri Demirağ'ı yok eden zihniyeti, dış güçlerin oyununa alet olan ve teröre çanak tutan siyasetçilerimizi, dış akıllarla işbirliği yapan hainleri, her ileri adıma istemezük diyenlerin sayısını, teknoloji erleri mühendislerimizi katledenleri yok edebilir ya da azaltabilirsek ispatlayacağız.

İleri adımlar atarak ve kalkınarak söz dinleyen değil, söz söyleyen olduğumuzda sahada da, masada da oluruz.

 

O zaman Amerika'nın davranışı da, Avrupa'nın faşizan tutumu da değişik denklemlere evrilir.



Bu Haber 420 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI