15 Kasım 2009 Pazar
YÜKSEL ŞEN
Odunculuk
Odun deyip geçmeyiniz…

İnsan yaşamında odunun, çok hem de pek çok önemi vardır. Bugünkü modern ısıtma teknolojileri, henüz keşfedilmemişken, hayatımızın değişmez parçası olan ısıtma işi odunla yapılırdı.

Ama günümüzde bu sistem, çok değişik unsurlarla yerine getiriliyor.

İnsanoğlu, değişik kömür türleri, odun, odun kömürü ve fındıkkabuğundan sonra gaz ocağı, büten gaz sobası, güneş ve termal enerji sistemleri, kati ve foil oil ile çalışan kalorifer kazanlarını geliştirdi ve bunlarla ısındı, seneler sonra bu yakıtlar yerlerini doğal gaza bıraktı.

Şimdilerde, tüm dünya ve güzel yurdumuzun pek çok köşesi doğalgaz ile ısınıyor. Ve bu alternatif her geçen gün, yurt sathında gelişme gösteriyor, yaygınlaşıyor.

Isı elde etme rahatlığının bu denli gelişmesi büyük bir aşama.

Yeri gelmişken, doğalgazın yurt sathına yayılmasına ve bilhassa Ordu ve ilçelerine getirilmesi çalışmalarına öncü olan, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanımız, değerli hemşerimiz Sayın M.Hilmi Güler beyefendiye tüm bölge halkının en içten duygularla teşekkür etmesi bir insanlık borcudur.

Ünye'ye yapığım seyahatimde, Asarkaya Milli Parkı'na giderken yolda gördüğüm o büyük borular dikkatimi çekmişti. Geziyi birlikte gerçekleştirdiğimiz Ünyeli değerli basın mensubu arkadaşlarım; Yüksel Ağabey bu borular Ünye'ye getirilecek doğalgaz için döşeniyor dediler.

Nasıl mutlu olmuştum bilseniz…

Seneler evvel halkımız, ısı ihtiyacını yukarıda da vurguladığım gibi odunla elde ederdi. Sonra bu alternatife fındıkkabuğu ilave oldu.

Ünye'nin çevresinde, gerek devlete ait ve gerekse şahıs mülkü pek çok orman alanı vardır.

Köylerde oturan hemşerilerimiz, tapulu mülkü olan veya devlete ait ormanlardan, Orman İşletmesi'nden aldıkları ruhsatlarına binaen kestikleri odunları, getirip Ünye'de satarlardı.

Bu işi yapan çevre köylerimizin başında Nadırlı, Kale, Taflancık, İncirli, Kurna (o zamanlar bu köyler henüz birleşmemişti) Çatalpınar, Saylan, Gürecülü, Göbü ve Göbünalcı gelirdi.

Odunculuğu kendine meslek edinen o günkü köy halkı, yaşlanmış Meşe, Kayın, Kızılağaç, Kavak, Kocayemiş ve odun olmaya elverişli diğer ağaç türlerini keserler, onları balta, grebi ve nacaklarla 100 veya 125 cm. boyunda çok düzgün bir şekle getirirler, binek ve taşıma gücünden yararlandıkları katır eve eşeklere (bu hayvana merkep de denilirdi) yüklerler, kente getirip, şimdiki Tacülbatbey Pasajı ve Belediye Sineması yapılmadan evvel, Kasaplar Kahvesi'nin hemen karşısında sahil kenarına yıkarlar, düzgün bir şekilde dizerek, satışını yapmak üzere müşteri beklerlerdi.

Oduna ihtiyacı olanlar, bilhassa Çarşamba ve Cumartesi günleri kurulan bu pazara gider odununu alırdı.

Hane halkı ve şehirde faaliyet gösteren lokantalar yemek pişirme işini odun ve kömür ocağında yaparlardı.

Her evde mutfak teşkilatı bulunur bu mutfaklarda karataştan yapılmış ocaklar vardı. Bu ocaklara demirden mamul üçayaklı sacıyaklar konur üzerine yemek pişirilecek tencere veya çamaşır yıkamak, banyo yapmak için ısıtılacak su kazanları konur. Sacıyakın altına yerleştirilen odunlar tutuşturulurdu.

Devamı Haftaya



Bu Haber 1585 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI