20 Mayıs 2017 Pazar
ARİF TAKICI
Bilmek

Bilmek hayat nizamının sepetidir.

     Varsa sepetinde yollanır, boşsa sepetin sollanırsın.

    Bilmemek ile bilmek gibi davranmak arasındaki fark hem risk taşır, hem de insanda bilmek rolü yapma bağımlılığı türetir.

  Bakın topluma… Bilmek gibi yapanların oranı ne kadar da şaşırtıcıdır.

 Az bildik, uz bildik, dere tepe düz bildik

  Toplumun ekseriyatı bilme numarası yapmaktadır.

  Daha siz ilk kelimeleri söylerken hı hı deyip… İkide bir lafınızın önünde parende atarak anladım demek yok mu?

  Fikrin sirayetine ve algının yolculuğuna bariyer teşkil eden bu davranış ne kadar da eğreti değil mi?

  Eğreti, bulanık ve kısır!

Fikrin algıyla buluşması ve üretime dönüşmesine mani!

 Dikkat edin… Bilme enflasyonunun olduğu beyinlerin komut verdiği dudaklar az kapanır.

 Çünkü zevzeklik için sertifika gerekmemekte olup atış serbesttir.

  Birde bilmek gibi yapmanın hısımı olan anlamıyor musun modunu hissettirme özgüsü vardır karşıya.

  Anlamıyor musun? Diyorum ya işte… Dedim ya.

  Aaah,ah… Sabırla anlatmanın, tekrar anlatmanın, izah etmenin, tarif etmenin, bunları hiç erinmeden yapmanın erginliği ve erdemini bilse çorakçı ruhu.

 Ama yok… Kendisinin bilgili olup karşı tarafın anlama katsayı eksikliğini hissettirmekle zevklenecek ya ego virüsüne bulanmış ruhu.

 Biliyor musunuz?

   Anlama numarası yapmak ve de anlatma cimrisi olmak olguları sadece günlük sosyal ilişkiler ile sınırlı kalan kavramlar değil!

  Ya ne?  Şu:

 Bu mat davranışlar aileye, özel ve Devlet kurumlarına, dolayısıyla ülke yede zarar veriyor.

  Nasıl oluyor bu?

    Şöyle:

Aile bireyleri arasında,  ast üst arasında, patron işçi arasında, amir memur arasında, öğretmen öğrenci arasında kronikleşmiş olan biliyormuş numarası yapmak ile sabırla izahat yapma eksikliği zaman kaybına, iş kaybına, verim kaybına, diyalog özrü ile birlikte yüksek derecede verim kaybına sebebiyet vermektedir.

 Japonlar birbirini sabırla dinleyerek, birbirlerinin fikirlerini saygıyla benimseyerek ilerlemişlerdir.

 Şayet açıklamak istediğiniz bir fikriniz varsa orada sizi saygıyla dinlerler.

 Bizde dinleme endeksi sıkıntılı.

 Birbirimizi sabırla dinlemiyor, dinliyormuş gibi yapıyoruz.

 Yani, karşımızdakini dinlemekten ziyade kendimizi karşımızdakinden birkaç kelime fazla konuşmakla karlı sayıyoruz.

Doğrusu şu: Az ve öz konuşmak… Karşımızdakini ise yüzüne bakarak sabır ve dikkatle dinlemek.

 

 



Bu Haber 433 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI