3 Haziran 2017 Pazar
ARİF TAKICI
Çocuklarımızın Ruhuna Değer Koymak

Çocuğumuz doğduğunda ne yaparız?

Kulaklarına ezan ve kamet okuruz.

Böylece çok önemli İslami bir görevi yerine getirmiş oluruz.

Ancak bundan sonraki süreçte çocuğumuz ile ilgili yapacaklarımız çocukluk ve gençlik çağına münhasır olarak önceliklere göre nasıl takip edilirse, hayat bize bu karneye göre bir cevap sunar.

Tamam… Siz çocuğunuza iyiyi göstermenize rağmen o iyinin yerine kötüyü de koyabilir.

Durum bazen böyle olduğunda sizin görevinizi iyi yapmadığınızın göstergesi değildir tabi ki.

Mesela oğlu Hz Nuh'u dinlemedi ve iman etmedi.

Peygamberimizin amcası Ebu Leheb Peygamberimizin onca gayretine rağmen iman etmedi.

Siz şimdi kendi yakınlarını bile ikna edememişler diyebilir misiniz?

Burada iyiliğe davet ve teşvik vardır.

Ancak kaderin tecellisi başka şekilde zuhur etmiştir.

Allah herkesi iyiyi ve kötüyü ayırt etme kabiliyeti ile yaratmıştır.

Kişi kötüyü seçmek isterse Allah o sebebi ona yaratır.

Peki, ebeveynler olarak bizim yapabileceğimiz ya da yapmamız gerekenler nedir?

Çocuğumuzu iyi tercihler yapabilecek karaktere sahip olacak şekilde eğitmeye çalışmak!

Peki, buna rağmen çoğumuzun kötüyü seçmesi mümkün müdür?

Hz Nuh'un çocuğu bile kötüyü seçtiğine göre mümkündür!

Ama biz buna rağmen saldım çayıra mevtam kayıra şeklinde düşünme lüksüne sahip değiliz değil mi?

Öyleyse yapılacak olan nedir?

Şudur: Her ebeveyn her şeye rağmen umutsuzluğa yer vermeden, çocuğuna bıkmadan usanmadan iyiyi öğretecek, eğitimine önem verecek, manevi ve milli değerleri sürekli işleyecektir.

Ebeveyn olarak çocuğunuzun tüm eğitimini Milli eğitime ve yaz kuran kurslarına ihale eder ve siz kendinizi rahat hissederseniz, bir gün çekeceğiniz darlık yüklü eyvah, sorun öncesinde hissettiğiniz rahatlığı tarumar etmiş olacak ve sorunlar yumağına dönmüş ve kelepir olmuş sorunun çözümünü bir hayli içinden çıkılmaz halde bulmanıza sebebiyet verecektir.

Yapmamız gereken: Kendimizi de, çocuklarımızı da eğiteceğiz.

Bunu tabi sadece diploma halletmiyor.

Bunun için herkesin kendisinin eşrefi mahlûk olduğunun farkında olarak ve çocuğuna da bu bilinçle eğilmesinin önemini kavrayacak idrak içerisinde olması gerekiyor ve bu da zaten dünyaya ot gibi yaşamaya gelmediğini anlamasına yetiyor.

Bu idrak olmazsa… Meseleyi çocuk doğduğunda bir kulağına ezan diğer kulağına kamet, okul ve yaz kuran kurslarına ihale etmek ebeveyni sorumluluktan kurtarmıyor.

Öyleyse ne yapacağız? Okuyacağız… Okuyacağız… Okuyacağız… Kendimizi eğiteceğiz!

Bu minvalde çocuklarımızın eğitimiyle bilakis meşgul olacağız.

Geçenlerde teravih namazından çıktık yolda yürürken camiden vatandaşın biri eliyle hık etti yola bir sürü sümük attı… Sonrada elini bana uzatıp merhaba dedi.

Aynı kişi camiye girerken de bunu büyük olasılıkla yapmış, sümüklü elleriyle kaç kişinin elini sıkmış, herkesin çektiği tespihlere de bulaştırmıştır sümüklerini.

Vallahi o camilerdeki tespihler hiç steril değil… Mikrop yuvası!

Bu yüzden ben camilerdeki tespihleri çekmiyorum… O görevi elimle yapıyorum.

Eee, nereden başladık nereye geldik? Ama ne yapayım… İş yine eğitime dayanıyor.

Kişi önce kendisini eğitemezse çocuğa ne verecek.

Ne iyi demiş Yunus: İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice kumaktır.

 

 



Bu Haber 446 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI