15 Haziran 2017 Pazar
YÜKSEL ŞEN
Vah Cevizdere Vah

Yıl: 1943

Henüz Meçhulasker İlkokulu birinci sınıf öğrencisiyim.

Günlerden Pazar.

Babam, ÜNYE'nin ilk fotoğrafçısı, Ahmet Hüseyin Şen. Sabah kahvesini yaparken, anneme Mahmure, Yüksel'i hazırla, biz Ünye Halkevi Topluluğu olarak, Cevizdere'ye piknik yapmaya gideceğiz onu da götüreyim dedi.

Kahvaltıdan kalkınca, rahmetli annem beni giyindirdi, babamla birlikte Çevizdere'ye gitmek üzere evden çıktık. Halkevi erkAnının toplanacağı yer olan Hanboğazı mevkiinde, kahveci Çayırezmez'in kıraathanesi önünde toplanmaya başladık.

Pikniğe gidecek olan Ünye Halkevi Musiki Cemiyeti ve Temsil Kolu Üyeleri ve diğer üyeler ellerinde piknik paketleri ve Enstümanlarıyla yavaş yavaş saptanan yere gelmeye başladılar.

Kadro tamamlanınca, ekibi Cevizdere'ye götürecek, o günlere sadece Ünye- Fatsa arasında yolcu taşıyan, kendin tanınmış şoför ve nakliyecilerinden, İsmail Kısacıkoğlu. Namı değer, Aga İsmail, bugünkü minibüslere benzer şekilde veya biraz daha büyük, ön camın hemen üzerinde kasanın saç bölümünde -AGA-yazan kahverengi ve uzun zamandan beri kullanılmadığı her halinden belli olan yaklaşık 25-30 kişilik arabasıyla, toplanma mahallimize gelip park etti.

Pikniğe gidecek olan kadro tamamlanınca, Başkan Burhan Hanhan, beyin uyarısıyla yolcular yavaş yavaş arabadaki yerlerini almaya başladı. Biraz sonra da Cevizdere'ye gitmek için Hanboğazı'ndan ayrıldık.

Yaklaşık 15-20 dakika süren bir yolculukjtan sonra Cevizdere'deydik.

Köprü üzerinde, arabadan inen piknikçiler, ırmak kenarındaki o geniş ve yemyeşil ağaçlar ve çimenlere kaplı alana dağılıp oturdular.

O tarihte henüz 7 yaşında olmama rağmen, ekip sakinlerinin birbiriyle yaptığı söyleşiler, çeşitli espriler ve ilginç anlatılar karşısında yükselen kahkahalar hala kulaklarımda çınlıyor.

Aman Allah'ım, Ünye'nin ileri gele ve hepsi de kültürlü bu erkAnı, birbiriyle nede güzel anlaşıyor ve uyum sağlıyordu.

Öğlen olduğunda, getirilen çıkınlar açıldı yemekler yendi.

Halk birbirine, afiyet olsun temennisinde bulundu.

Yemekten sonra, yemyeşil suları ile çevresine hayat vererek akmakta olan ırmak boyunca gezintiye çıkıldı.

Çok küçük olmama rağmen, çevrenin yeşilliğine hayran kalmıştım.

Babam yanında götürdüğü KODAK makinesi ile piknikçilerin ve gezip görülen yerlerin poz poz fotoğraflarını çekti.

Piknikçilerin, burası Ünye'nin onuru, yeşil Cennet diye birbiriyle söyleşmeleri beni çok etkilemişti.,

Babama, amcalar neden böyle söylüyorlar diye sorduğumda

Oğlum; Burası Ünye'nin en güzel, en temiz mesire yerlerinden biri diye yanıt vermişti.

Öyle sanıyorum ki, piknikçilerin tüm arzusu bu değerlerin, zaman içerisinde kayıp olmaması, aksine daha görkemli hale getirilmesini görmek düşüncesinden kaynaklanıyordu.

Irmak boyunda ve çevrede yapılan gezilerden sonra, piknik mahalline geri dönülüdğünde, ekibin yanında getirdiği 2 ahşap direk, ırmak çevresindeki alana dikildi ve bu direklere takılan file gerilip oyuna hazır hale getirildi

Piknikçiler büyük bir neşe içerisinde, voleybol oynadılar.

Bu oyunun oyuncuları kimlermiydi. Hatırımda kalanları, size hemen söyleyeyim.

İşte: O zaman ki Ünye Halk Evi Başkanı Öğretmen Burhan HANHAN

İşte: Öğretmen Nazif TÜZÜNER

İşte: Avukat Şahap DEMİR,

İşte: Noter Nejat ÇOLDUR

İşte: Terzi Adil Efendi

İşte: Kuyumcu Cemal

İşte: Foto Ahmet Hüseyin ŞEN

 

Ve şimdilerde isimlerini anımsayamadığım daha pek çok kişi. Bugün aramızda olmayan bu değerleri bu mümtaz hemşehrilerimizi, rahmetle anıyor ve aziz ruhları şad olsun diyorum.

 

Burada, şiirler mi okunmadı, şarkılar mı söylenmedi.

Hele, rahmetli öğretmen Nazif Tüzüner Beyefendi'nin keman dinletisi piknikçileri mest etti. Ruya Alemine sürükledi.

Bağlama, diğer sazlar ve darbuka eşliğinde söylenen Ünye Türkülerinin o müstesna ritmi ve akıcılığı, dinleyenlerin adeta kulaklarının pasını sildi. Bütün gam ve gasavetleri aldı götürdü.

Efendim, şimdi sadete gelelim.

Bir zamanlar Ünye Şehir Merkezinde bugünkü gibi görkemli dinlence yerleri piknik alanları yoktu.

 Halkımız, hafta sonu tatillerini değerlendirmek ve evlerinden getirdiği nevalelerini yiyip içip eylenebilmek için alan sıkıntısı çekerdi. 

Bazı şehir sakinleri de Cevizdere'ye Balık Değirmeni'ne giderdi.

Yeşilin her tonuyla harman olan bu güzide piknik yerlerimiz, yava yavaş güncelliğini kaybetmeye yüz tuttu.

Yörenin geçmişini çok iyi bilen ve bugün o sahillerde geniş bir arazi üzerine ev yaptıran ve aile boyu yıllık tatilini geçirmek üzere İstanbul'dan kalkıp Ünye'ye gelen, dünya çapında Bilim ve İlim Adamımız Araştırmacı Yazar, Şair ve Düşünür, Ünye'nin Onuru Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu başta olmak üzere,

Kentin seçkin avukatlarından Şair ve Yazar İrfan Yıldız Beşlioğlu, Avukat Emrah Duman ve Ünye KENT Gazetesi'nin sütunlarındaki makalelerini  zevkle okuduğumuz diğer çok değerli hemşehrilerimizin Cevizdere'nin bugünkü durumunu içeren yazıları ve serzenişleri karşısında duyduğum üzüntüyü, onları iyi bilen bir Ünyeli olarak hiç ama hiç unutamıyorum.

Yazık oluyor Cevizdere'ye.

Cevizdere Ünye'nin buram buram tarih kokan bir beldesidir. 1963'lü yıllarda bu bölgede kazılar yapan değerli hemşehrimiz, Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Prehistorya Kürsüsü Prof. rahmetli Dr. İ. Kılıç Kökten Hocanın söz konusu ettiğim Cevizdere Havzasında, Koytakkaya, Tozkoparan ve İnönü Mağaralarında yaptığı kazılarda elde ettiği tarihi buluntular bugün Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedir. Bu buluntular Ünye'nin ne kadar eski bir yerleşim yeri olduğunun somut kanıtıdır.

Bu kazılar sırasında, hocamıza, gazetemizin en eski yazarlarından Sayın Yaşar Karaduman kardeşimiz de eşlik etmişlerdir.

Sadece Cevizdere değil, hemen ilerisinde ki Yüceler Köyü, eski adıyla Midrebolu'da tarihle iç içe bir yerleşim yerimizdir.

Tarihin akışı içerisinde, buraya gelip yerleşen insanlar beldeye Metropol, günümüz deyimiyle büyük yerleşim yeri( Merkez) adını vermişler.

Zaman içerisinde bu isim MİDREBOLU olarak değişmiş, günümüzde de Yüceler Köyü ismini almıştır.

Görülüyor ki, yöremizin her karış toprağı tarihi yansıtmakta ve müstesna değerler taşımaktadır.

Bunları gözümüz gibi korumalıyız.

Efendim, güzelim Cevizdere'yi bitirme gayreti içinde olan, bölgeye serpilmiş büyük ve küçük tüm sanayi kuruluşları, doğaya bıraktıkları sanayi atıklarıyla bu havzayı kirletmektedirler.

ÜNYE'yi sevenler olarak, bu kuruluşların sayın yöneticilerinden tek istirhamımız; atıklarını daha bilinçli olarak muhafaza etmeleri ve ilgili kuruluşların çevreye zarar veren çöplerini de bilinçli olarak imha etmelerine özen göstermelerini rica ediyoruz.

Haydi, kentimizin sayın idarecileri ve değerli hemşehrilerimiz lütfen bu konuyu bir kere daha değerlendiriniz ve gereğini yapınız.

Böyle bir karar almanız halinde, bu şehrin çok muhterem halkı sonsuza dek sizlere minnettar kalacak ve şükranlarını bildirecektir.

ATATÜRK'cü ünlü şair rahmetli Behçet Kemal Çağlar bir şiirinde yeşil için bakın ne diyor, gelin birlikte okuyalım.

 

“YEŞİL MURAT RENGİYMİŞ,

BUNU HEP BİLECEĞİZ,

DAĞLAR YEŞİL OLUNCA,

 MURADA ERECEĞİZ

                                  B.K.C

Biz Ünyeliler, Cevizdere ve hinterlantını hep yeşil görmek istiyoruz.

İrfani Mahlası'yla şiirler yazan, Avukat İrfan Yıldız Beşlioğlu “AFRİKA KABİLELERİYLE – AMERİKA KIZILDERİLİLERİ- ÇÖPE KARŞI AYİN YAPIYOR” başlıklı şiirinde bakın ne diyor,

…….

Dur dur dur! çöp getirici dur

Yeşil-mavi bitirici dur,

Balık zehiri, kuş zehiri, insan kederi dur,

Sustur şu çöpügetirme marşını incitme arşını.

 

Hay hay hay huyhuyhuy ya hak

Dinle ayını güneşini yıldızını,

Söndürme Cevizdere yıldızını,

Cennettir Cevizdere çöp dökülmez hey,

 

Ah Yoksul İrfani! Sen ki gönülde kani

Duymuyor mu seni bunca fani

Bu ademoğlu bu eşrafi mahlukat hani

Ey karar verici' Zarar verme! Yarar ver! Cevizdere'ye!

 

İrfan Yıldız Beşlioğlu

ÜnyeKENT Gazetesi'nin çok değerli okuyucuları, Birkaç gün evvel, Televizyon kanallarında kumanda ile gezinirken Ünye üzerinde yayın yapan bir kanala rastladım. Belleğim yanıltmıyorsa herhalde KANAL A idi.

Sunucu kızımız Çakırtepe'ye çıkmış oradan Ünye'nin panoramik görüntüsünü seyircilere aktarıyor, burası ne güzel bir yer diye. Anlata anlata bitiremiyordu.

İlk konuşmayı Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Çamyar yaptı. Ünye Koyu'nun o muhteşem görüntüsü ekrana yansımıştı. Sanırım sabah saat 7.30 idi. Kentimizi tüm güzellikleriyle görünce mutluluktan uçtum.

Spiker kızımız Çakırtepe'den ekibiyle birlikte, Çaleoğlu Kalesine geçti. Bu kez kalenin muhteşem görüntülerine tanık olduk. Hele hele Çatalpınar'ın yeşilliklerine bayıldık. Nefis bir panoramik görüntüsü vardı.

Ben bir zamanlar, aile bireylerimizle birlikte o kalenin bayrak çekilen doruk noktasına çıkışı sağlayan merdivenin bulunduğu kademeye kadar çıkmış ve buradan güzel ÜNYE'mizin muhteşem silüetini seyretmiştim.

Televizyon kanalını izlemeye devam ediyorum.

Sunucu kızımız, buradan ekibiyle birlikte Uzunkum, AyanikolaKilisesi harabelerinin bulunduğu adacığa gidip geziyor, sonra da Feneraltı'na uzanıyor. Çamlıkta dolaşıyor, böylece şehrimizin ilginç dinlence yerlerini bir kez daha görmek fırsatını buluyorum.

Ekip buradan Günpınarı'nda tesis edilen ÜNYE BELEDİYESİ RAHVAN ATLI SPOR KULÜBÜ TESİSLERİ'ne geçiyor.

Sunucu kızımız, seyisler nezaretinde burada ata binip parkurda dolaşıyor.

Bölgenin yeşilliklerine imrendim doğrusu. Televizyon da hem ÜNYE'mizin dillere destan güzelliklerini seyrettim, hem de 6 yıllık memleket hasretini giderdim.

 Çok değerli hemşehrilerim,

 Gönül istiyor ki, Atalarımızın bizlere bıraktığı bu yeryüzü cennetinin tüm doğa güzelliklerini sonsuza dek koruyalım ve bu hususa bilhassa özen gösterelim.

Yapacağımız tüm hizmetlerde, yıkıcı değil hep üretken olalım.

Satırlarımı sonlandırırken,  sizleri ÜNYE üzerine yazdığım bir iki şiirimle başbaşa bırakıyorum.

Kalın Sağlıcakla..

 

ÜNYE

Çıkıpta şöyle bir bakmak istedim,

Şu bizim ÜNYE'ye Çakırtepe'den,

Boynuna bir kolye takmak istedim, 

Çiçekler derleyip, Çataltepe'den.

 

Burada güneşin batışı güzel,

Sevecen kalplerin, atışı güzel,

Doğa'nın cana can katışı güzel,

Onur kaynağıdır baksan nereden.

 

Kırkevler, Gölevi beldeler şahı

Yunus EmreParkı hiç sevmez ahı,

Gezip dolaştıkça, dört bir cenahı,

Tekdirler yükselir, hançerelerden.

 

Cevizdere'sinde gel ver molayı,

Kurulur dört yanda düğün alayı,

Gençler halka olmuş, çeker halayı,

Gözler nazar eyler, pencerelerden.

 

O yeşil kırların gülü, nergizi,

Asarkaya'nın da hiç bitmez gizi,

Cüri Deresi'nde seyreyle bizi.

Turnalar uçuşur üzerimizden.

 

Şirin Ünye bizim, gönül bağımız,

Oralarda geçti, gençlik çağımız,

Kandilde bitse de şimdi yağımız,

Hiç ödün vermezyiz Ünyelilikten.

 

 

BİZİM ÜNYE

Gene ele aldık gönül sazını,

Mızrabı tellere vuralım gayrı,

Şimdi görmek gerek senin yazını,

Bu cennet belde de duralım gayrı.

 

Boy vermiş fidanlar, almış yürümüş,

Etrafı menekşe sümbül bürümüş,

Bizim ÜNYE gibi nerde görülmüş,

Dostlar meclisini kuralım gayrı.

 

Gülüstan'a benzer dört bir köşesi,

Palamut doludur dağda meşesi,

İncir, üzüm toplar bağda Ayşe'si,

Bu şehri tarihe soralım gayrı.

 

Fındıklar cevizlerle kaynaşır durur,

Kestane mangalla oynaşır durur,

Kuzular kırlarda meleşir durur,

O güzel sırrına erelim gayrı.

 

Yıldızlar rakseder semalarında,

Balıklar gezinir, deryalarında,

Aşıklar söyleşir harmanlarında,

Sevgiden bir buket derelim gayrı.

 

 

Şu Canik Dağları yüce mi yüce,

Bülbüller ötüşür, orda her gece,

Çevreyi dolanıp hep beraberce,

Gereken önemi verelim gayrı,

Bu kenti gönülden, sevelim gayrı..

                                                 Yüksel Şen



Bu Haber 598 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI