8 Temmuz 2017 Pazar
ARİF TAKICI
Davranış Sentezi

Davranışlarımız ruhumuzun aynasıdır.

   Aklın, kalbin, gönlün, yüreğin kapsadığı ve kavramsallaştırdığı tüm argümanlar ruhun aynasıdır.

   Yaratanın her insan fıtratına yerleştirdiği değerler manzumesi, yukarıda saydığım akıl, kalp, gönül ve yürek katmanlarında nasıl yoğurulursa o şekliyle davranışlarımıza yansır.

  Mevlana'nın,  hamdım, yandım piştim deyişi bu hususu ifade eder.

    Davranışlarımızın makul, mantıklı ve aklıselim olması bedenimizdeki bu değerleri eğitimle beslememiz, yani hamlığımızı ve bilgi eksikliğimizi ne denli giderebildiğimiz ve kendimizi eğitebilmemizle ilintilidir.

  Bahçenize gül dikerseniz gül büyür.

  Isırgan ya da afyon tohumu attığınız tarlada çiçekler büyür mü hiç?

     Ahlakımızı güzelleştirmemizde anne babanın yetersizliği kişiyi sorumluluktan kurtarmaya yetmez.

   Yani anne babanın eğitimsiz ve kötü ahlaklı olması evlat için bir zorluktur ama evladında aynı şekilde kötü davranışlar sergilemesine direkt mazeret teşkil edemez.

    Mesela Brezilya'nın balta girmemiş amazon ormanlarındaki ilkel kabilelere Cenabı Allah namazı soracak mı? Hayır.

  Neyi soracak?

    Ağaca, puta, ya da başka nesnelere niye taptığını, niye şirk koştuğunu,  Allah'ın varlığını düşünerek niye bulamadığını soracak!  

      Meseleyi bu duruma göre irdeleyecek olursak, anne babamızın verdiği eğitimin üzerine katarak kendimizi ahlaken iyi yetiştirmek ile mükellef olduğumuzu idrak etmek ve gereği yapmak durumundayız.

   Büyüklerimizden eğitimi noksan almamız bizi sorumluluktan kurtarmaz.

      İnsanların saldım çayıra Mevla kayıra kabilinden serbestliği kişinin kendi öz insani fıtratıyla ahlaki sentezlerde işlenemezse, yaratanın insanın içine yerleştirdiği cevher kendisi tarafından da beslenemezse,  o zaman tezahür eden davranış bozuklukları sosyal ilişkileri de güçleştirmekte ve kişinin kendisi içinde toplum içinde telafisi zor müşküllere yol açabilmektedir.

  Trafikte sarı yanar yanmaz kornaya basmak, en küçük şeyde münakaşaya yeltenmek, maçta oyunculara ve hakeme küfretmek, kaldırımlara çekirdek çöp ve sümük atmak, büyüklere asi gelmek, vatana ihanet etmek ya da ihanet edenlere destek vermek, dedi kodu yapmak, yalan söylemek, üçkAğıtçılık yapmak, kibir olmak ve insanları dinlememek ve saygı duymamak gibi davranış bozuklukları işte yukarıda saydığımız müşküllerden kaynaklanmaktadır.

     Şu anda toplumda bilmeden bilmek gibi, anlamadan anlamış gibi numaraya yatmak, vizyon dolgusunu hakikat pınarından ve bilginin kaynağından beslemek yerine bilmiş egosunun sosuyla bilme tiyatrosu oynamak çokça karşılaştığımız durumlar.

  Eh yalancı dolgunun dişten düşmesi gibi yalancı vizyon dolgusu da cahilin bağrından düşüp sırıtacak tabi.

  Sırıtmaktadır sırıtmasına da, başkalarına verdiği sıkıntıların telafisi de toplumsal müşküllerin artmasına sebep oluyor.

 

   Bu sorunun biraz azalmasını sağlamak için sadece eğitime önem vermek yetmiyor…  Topluma direkt yansıyan yanlışlara karşı kişiye uyarı görevimizi yapmak ve gerekiyorsa ilgili makamlarla da paylaşmak, Avrupa da benzer olaylardaki reaksiyonların hiç değilse yarısını göstermek asgari medeni davranış hakkı olarak işletilmelidir. 



Bu Haber 387 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI