16 Aralık 2009 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Bir tarafta Kurtulmuş, bir tarafta Sarıgül...
musakiroglu@mynet.com

Önümüzdeki dönem Türkiye siyasetinde iki yeni adın öne çıkacağı gözleniyor. Gözleniyor derken, mevcut lider ve partilerin yerine siyasette yeni ad, yeni yüz görmek isteyenlerin izlediği yeni liderlere dikkat çekmek istiyorum.

Bu yeni liderlerden birisi Numan Kurtulmuş, bir diğeri ise Mustafa Sarıgül…

Siyasette Numan Kurtulmuş şu anda Mustafa Sarıgül'den bir adım önde.

Niye?

Çünkü Saadet Partisi'ne Genel Başkan seçildikten az bir zaman sonra bir seçim geçirmiş, partisinin oyunu % 300 artırmış, %2'den % 6'lara çıkarmayı başarmış bir lider.

Sarıgül ise partisini daha yeni oluşturuyor. Türkiye Değişim Hareketi adı altında başlattığı partileşme sürecini tamamlamaya çalışıyor. TDH'nın henüz bir seçim tecrübesi yok.

Peki ne olur, bu iki yeni yüz, bu iki yeni lider ne yapar?

Siyasette sadece bölen - parçalayan olur, olsa olsa koalisyon ortağı olur, orda kalır, zamanla erir giderler mi?

Yoksa çok daha ilerisi gerçekleşir de büyür tek başına iktidara gelebilirler mi?

İşi yaşanan tecrübelerden oluşan genel bir bilgiyle açıklamaya kalkışırsak şöyle demek mümkündür: Siyasette koalisyonlarla kurulan hükümetlerden bir süre sonra halkta tek başına iktidar istek ve arayışı meydana gelir. Bunun akabinde becerebilen bir parti tek başına iktidar olur. Bu tek başına iktidardan bir müddet sonra ise, halkta tekrar yeni arayışlar ortaya çıkar. İşte bu arayışlar tek başına iktidar olan partiyi böler, parçalar yeniden koalisyon dönemine girilir.

Bir kaç istisna hariç dünyada bu hep böyle yaşanır. Ülkemizde de aynıdır. Geriye doğru şöyle 30 – 40 yıllık siyasi tarihimizi gözden geçirirsek böyle olmamış mıdır?

Şu anda Türkiye'de iki dönemdir tek başına AK Parti iktidarı var. Bu tek başına iktidar daha ne kadar sürer bilemem. Ancak, bu partinin artık anlattığı her şeyin eskisi kadar kabul gördüğünü söylemek ne kadar mümkündür?

AK Parti gelecek seçimde bundan daha yüksek oy alamaz. Halkın içindeki göstergeler bunu gösteriyor.

İşte tam burada Kurtulmuş ve Sarıgül faktörü devreye gireceğe benzer.

Numan Kurtulmuş liderliğindeki Saadet Partisi AK Parti tabanındaki Amerika'ya ve AB'ye karşı maneviyatçı - muhafazakar oyları böler, kendine çekerse önümüzdeki seçimde %10'u rahat aşar.

Sarıgül önderliğindeki TDH ise, merkez sola yakın duruşuyla CHP'deki Deniz Baykal bıkkınlığını kendinde toplar, AK Parti içindeki liberal merkezcileri ve sosyal demokrat kesimleri kendine çekerse, o da % 10'u rahat aşar.

Bu da demek olur ki, önümüzdeki seçimde %20 ile % 25 aralığında yeni iki Meclis gücü devreye girer. Böyle bir durum ise, bir partinin tek başına iktidar olmasını engeller.

İşte bu nedenle bu iki yeni lider önümüzdeki siyasi dönemin önemli faktörleri gibi görünüyorlar. Çünkü onlardan birinin ya da ikisinin yer almadığı bir koalisyon kurulmaz. Kurulsa da çok yaşamaz, erken seçime gidilir.

Öyle bir erken seçim ise, artık halk hangisine teveccüh gösterirse Numan Kurtulmuş ya da Mustafa Sarıgül için tek başına iktidar olmanın yolunu açar.

Tabi bu düşünce olaya içerden bakıldığı zaman görünen manzaranın düşüncesi…

Manzaranın dışarıdan da bakanı ya da bakanları da var ayrıca tabi… Onlar ne der, ne düşünürler… Orasını yorumlamak bizi aşar.

Öyle ki bu dışarıdan bakanların bakışı daha keskin, daha güçlü olabiliyor biliyorsunuz. Bu zamana kadar da öyle olmadı mı, manzaraya dışarıdan bakanların siyasi hayatımıza etkisi içerden bakanlardan daha etkili olmadı mı?

 



Bu Haber 1970 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI