16 Aralık 2017 Pazar
ARİF TAKICI
Yolculuk

Hepimiz birer yolcuyuz.

Meçhul değildir, görülen görülmeyen hiçbir şey biz görmüyoruz diye.

Evet, dünya dediğimiz gezegende hepimiz yolcuyuz.

Ne güzel söylemiş Yunus: Ana rahminden indik mezara, bir kefen aldık döndük mezara.

Adem Aleyhi selam insanların ilk atasıdır ama ikinci atası da Hz Nuh'tur.

Çünkü biz insanlar, Hz Nuh'un gemiye aldıklarından yeniden türedik.

Bu güne kadar dünya yolculuğundan nice Krallar, devlet adamları, zenginler, peygamberler ve milyonlarca insan ve değişik türde canlılar geldi geçti.

Dünya da gelip geçen tüm insanlara sorsanız, can emanetini teslim ederken ne düşündüğünü:

Ne çabuk geçti bu ömür'' anlayamadım'' diyecektir.

Her şey emanet dostlar… Zenginliğiniz, malınız mülkünüz, villalarımız saraylarımız, hiçbiri bizim meziyetimiz değil, Allahlın emanetleridir.

Sokrat boşuna dememiştir hayatının sonlarında bu zamana kadar ne bildin, diye sorana… Bu zamana kadar bir şey bildim, hiçbir şey bilmediğimi, diye.

Kibrimizden ve şükürsüzlüğümüzden, başarılarımızı kendi var ettiğimiz niceliklerimiz zannediyoruz.

Bilmiyoruz ki, bir karıncanın günlük hayat nizamından, virüslerden, insanlardan ve bitkilerden, velhasıl tüm canlılarda Yaratanın hikmetleri var.

Günlük hayatın koşuşturmaları içinde gerçekleri görememenin zavallılığının kuşatmış lığın da yaşadığımız savruk hayatlarımız, yaşayan ölüler yapıyor bizi.

Hani derya düşünür: Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi, müşkül, odur ki, ölmeden evvel ölür kişi.

Biz ölmeden evvel ölenlerdeniz çoğumuz be dostlar.

Şayet yaşamaksa meziyet… Virüslerde yaşıyor dostlar. Virüslerde!

Ne güzel söylemiş Hz Ali: Alim ölse de yaşar… Cahil yaşarken de ölüdür.

Nefis aksiliğinden pek farkına varmıyoruz ama… Çok klişe, ezber, taklit, sığ, basmakalıp bir hayat yaşıyoruz.

Böyle işte!

Çok zengin olmanız bunu değiştirmiyor.

Hayatımızı hep başkalarının ne düşündüğüne, başka ülkelerde nasıl yaşandığına dair fotokopi benzeri taklitler ile yaşıyoruz.

Hür ve özgür yaşadığını zenneden yığınlar, taklitçi yaşamın hezeyanları ile baş edebilmenin yoğunluğu ve yorgunluğunda arızalı sosyal tutumlar sergileyerek, mutlu olma taklitleri ile geçiriyorlar her 24 saatte tükettikleri 84400 saniyelik zamanlarını.

Kıbrıs savaşında, kurtulursam normal yaşayayım yeter fazla bir şey istemiyorum hayattan sözümü tutamamamın, benim nefsimin de dünya hayatının aldanış rüzgArına kapıldığının bir göstergesi olduğunu geç anladım.

Çoğumuz, çok bildiğimizi sanma garabeti ile yaşadığımız fotokopi türü savruk hayatlarımızı idrak sentezi ile buluşturamamanın anaforunda sentezlemeye çalışıp, bir türlü makul denklem zeminine oturtmamanın şaşkınlığını yaşıyoruz.

Bu şaşkınlığı ise başkalarına bilmişlik rolü yaparak örtmeye çalışmak başka bir handikabımız.

Bakıyorum da, gittiğim toplantılarda el sıkışanların yarıdan çoğu birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlar.

 

El sıkışırken gözlerin başka taraflara kaymasının idrak zafiyeti eksikliğinden kaynaklandığını anlamak için doktora tezi gerekmiyor… Ama adabı muaşeret derslerinin hem okullarda, hem de camii vaaz ve hutbelerinde işlenmesi gerekiyor.



Bu Haber 275 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI