30 Aralık 2017 Pazar
ARİF TAKICI
Yaşlanmak

Yaşlanmak, altmışları geçmek, yüzün buruşması,  fiziksel fonksiyonların yavaşlamasıdır?

  Bu soruya cevabım,  biyolojik olarak evet, ruhsal olarak hayırdır!

   Yaşlanmak bir vakadır… Ama kenara çekilmek hayattan soyutlanmak değildir.

     Bizde yaşlanmaya dair çok yanlış bir inanış, bakış açısı var.

     Hani derler ya, yaşı yetmiş işi bitmiş.

    Yok, böyle bir şey… Son nefesine kadar kimsenin işi bitmez!

    Ölene kadar her canlının yapacağı bir şeyler vardır.

    Yaşı yetmiş işi bitmiş yanlış algısının yerini her yaşta hayatı benimsemek, sevmek ve üretmek kültürü almalıdır.

     Kartaldan örnek alın: Kartal yaşlandığında gagası kuvvetini yitirir ve daha kesmez olup da avlanması zorlaşınca,  pençeleri avını kuvvetle tutamaz hale gelince bir mağaraya çekilir, pes etmez,  orada gagasını ve tırnaklarını taşlara vura vura düşürür,  haftalarca sabırla yeni gagasının çıkmasını bekler ve sonunda sabrının ve inancının karşılığını alır, eskisi gibi avını bulmaya ve avlayıp rızkını çıkarmaya devem eder.

      Yaşlılara moruk deme kıroluğuna çocukluk yaşımdan beri karşı çıkmışımdır.

        Yaşlılar, küçümseyerek konuşacağımız değil, her daim tecrübelerinden yararlanacağımız, hürmet edeceğimiz değerlerimizdir.

 Peygamberimiz, onlara of bile demememizi istemiştir.

  Yaşlılara nasıl davranılacağının eğitimini küçük yaşlarda çocuklarımıza öğretmeliyiz.

    Genç yaşta olmasına rağmen yaşlıdan daha yaşlı yaşayan, üretmeyen,  adeta ölü gibi yaşayan yığınla insan yok mu?

   Dedim ya… Bu kimliğinizdeki tarihle pek ilgili değil.

    Hangi yaşta olursanız olun, her güne dair hedefleriniz olmalıdır.

     Allah insana altından kalkamayacağı yük vermez.

    Her yeni günde uyandığınızda kendinizi yeniden doğmuş varsayın!

      Kalkamayabilirdiniz… Ama kalktınız… O zaman bırakın yeni tasalar icat etmeyi.

      O günün tadını çıkarmaya, yeni ufuklara yelken açmaya, amaçlar üretmeye ve o amaçlarınızın peşinden gitmeye bakın.

      Unutmayın… Mevlana'nın dediği gibi, dün dünde kaldı dostlar, bu gün yeni şeyler söylemek lazım.

    Dün yok, yarın gelmedi… Öyleyse nedir bu tasalar?

     Yaşadığınıza şükredip bu günü değerlendirsenize!

    Sabah kalktığınızda o güne dair hedefleriniz yoksa, düşleriniz yoksa, sevdanız yoksa, beklentiniz yoksa, tasarılarınız yoksa,  şükürler olsun yeni bir güne kavuştum demiyor,  hayata ve yakınlarınıza gülümseyemiyorsanız, anlayacağınız ajandanız boşsa… Genç olmanız ne yazar,  siz yaşlısınız dostum!

      Diğer yandan, yaşlı olduğu halde üstün başarılara imza atan binlerce insan var.

Burada hangi birini sayayım?

   Seksen yaşında sabah gazetesinde kendisine ayrılan koskoca sayfayı her gün muntazam yazılarıyla dolduran Hıncal Uluç yaşlı mı?

  Birçok gencin kAbusu olan Üniversite imtihanını yaşlı olmalarına rağmen kazanıp yetmişinde sekseninde üniversite bitirip diploma alanlar yaşlı mı?

 Yaşı 89 olmasına rağmen, günde dört ameliyat gerçekleştiren Rus Cerrah Alla Illyinichna Le Vushkino yaşlı mı?

    Yetmiş yaşında şirketini yönetirken Amerika başkanı seçilip şimdi de Amerika'yı yöneten Dünya belası Donald Trump yaşlı mı?

 Seksen dokuz yaşında hala şirketini yöneten Hong Kong'lu iş adamı, Li Ka Shing yaşlı mı?

  Fransa'nın Pas- de Calais bölgesinde kafe işleten 100 yaşındaki Marie Louise Wirth yaşlı mı?

 

  Hayır dostlar… Hayır… Yaşlı, ajandası boş olan, yani hedefi olmayandır!



Bu Haber 307 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI