16 Ocak 2018 Pazar
RECEP ÖZCAN
Hayattan Yorulmak

Yorulmak; olan bitenlerden dolayı artık bünyenin hareket edemez duruma gelmesi diye tarif edilir. Veya artık kimi olaylara katlanamama durumu… Bir nevi bezmektir. Fiziksel bir yorgunluktur. Bu yorgunluk belirli bir süre dinlendikten sonra geçer.

Gençlik mevsiminde aslında yorgunluk nedir bilinmez. Gençliğin enerjisi birkaç saat dinlenme ile o yorgunluğu alır gider. Biraz yaş ilerlediğinde ise birkaç günlük dinlenme ile gider. Sonuçta fiziksel yorgunluk bir türlü vücuttan atılır. 

Birde yaşarken hayattan yorulmak vardır. Aslında hayat insanı yormaz insan insanı yorar. Veya yaptığı hareketler, davranışlar insanı yorar. Bu yorgunluk ise insanın ölümüne kadar devam eder.

Seven bir kişi sevdiğinden karşılık alamazsa, hep ümitle peşinden koşmaktan yorulur.

Geveze bir kişinin gevezeliğinden yanındaki kişiler yorulur.

Hayal kurmaktan, hayallerin gerçekleşmemesinden yorulur insan. Her seferinde "tamam geçecek" diye kendini avutmaktan veya çaya şeker yerine hayallerini atıp her yudumladığında hüzün tadı almaktan,

Göründüğü gibi olmayanlar veya olduğu gibi görünmeyenlerin riyakAr davranışları veya seviyormuş gibi yaparak iyi biriymiş gibi davranışlarda bulunmak hem de nasıl yorar insanı.

İnsan yaptığı hareketlerden veya davranışlardan dolayı iyi şeyler, hediyeler bekler fakat karşılığında hak etmediğini görürse yorgunluk bedenini yıkar.

Birde kıyamadıklarımız vardır. Hatta onlara toz bile kondurmayız. Onları o kadar severiz ki onlara bir şey olduğunda canımız bedenimizden dikenli telle çekilir. Elimizden gelen yardımı canımız pahasına yaparız. Fakat onların bize kıymasından yorulur insan.

Etrafımızda bunca kalabalık insan varken, onlarla birlikte kendimizi yalnız hissetmek veya yaşarken hayatı yalnız başına devam ettirmek yorar.

Yaşamda iyi kötü hatıralarımız vardır. Özelliklede bu hatıralar zaman zaman aklımıza gelir, birileri ile paylaşırız yükümüz hafiflesin diye. Canımızı yaktığında, sesimizi kıstığında anlarız ki bu hatıralar bizi yormuştur.

Hayatın iyi ve güzel olmasını isteriz. Bunun için çaba sarf ederiz. Çalışırız, çalıştıkça daha da çalışır fakat karşılığını alamayız. Hayatımızın ilerde iyi ve güzel olacağı ümidiyle beklerken ömrümüzün sonuna yaklaşmaktan, birilerinin bizlere verdiği sözlerinde durmadıklarını, söylediklerini yapmadıklarını görmekten gerçekten yorulur insan.

Kavgadan, ihanetten, çekememezlikten, horlanmaktan, acılardan, hüzünlerden, ihtiyacım var denildiğinde sıralanan bahanelerden, insanın bitmeyen hırslarından, nefislerin hırçınlığından yorulur.

Filler tepişirken ezilen çimenleri seyretmekten, çimen gibi ezilme korkusunu içimizde hem taşımaktan, zalimlerin azgınlığından, bitmek bilmeyen hırsları yüzünden ülkeleri kan gölüne çeviren savaşlarından, olanlara üzülmekten yorulmak insanı yoruyor.

Bu yorgunluğumuzu hep söyleyemediklerimizden, söyleyemeyip susmaktan, vicdanımızın yorgunluğundan yorulduk.

 

Anlatmak fakat anlaşılamamaktan, şartların ağırlığı değil ama hAlden anlamayanların sağırlığı yorar bizleri.  Hayatta yaşarken yoruluyoruz gerçekten. Yaş akşama yaklaştıkça bunu daha iyi anlıyoruz. Yaşamaktan ve insanlardan, kendimize yaptıklarımızdan.  Biz ki burada gurbetteyiz; vuslata erince dilleneceğiz. Birde bu yorgunluğumuzu Rabbimize sunacağız ve dinleneceğiz.



Bu Haber 1136 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.